Toplumun Saygınlığı

0
81

Değerli Okurlarım, bulunduğumuz toplumu yüceltmek ve onunla beraber bizimde yücelebilmemiz için bazı önemli kurallara azami dikkat göstermemiz gerekmektedir. Önce, toplumdaki yerimizi bileceğiz. Bunu söylerken de, Devlet, Hükümet ricalinden birisi, örneğin Başbakan gelse, yaşına başına bakmadan elimizden geldiğince hürmetimizi yaparız da, O’nunla da fazla konuşmaya gelmez. “Al Ananı Git” der. Orayı boş verelim.

Urfa Sıra Gecesinde, bir büyük sanatçı diyor ki; “Ben ACISES olmasaydım, benim yerim aahhhaa şurasıydı” diyor. Tamamıyla doğru. Toplum içindeki yerimizi bilirsek, sevenlerimiz çoğalır.

Oturmasını ve kalkmasını bilmek, düşmekten korkmamak, kalkmak için bütün gücünü kullanmak… Millet olarak, hürmet konusuna olağanüstü önem vermişizdir. Şimdilerde, biraz gevşemiş olsa da, yine de gözle gözükür şekilde var. Hamdolsun…

öcal sanat6

Sadece büyüklerimize saygılı olmamız sorun çözüm değildir. Aynı yaştakilerde, kendi aralarında saygılı olmalılar. Eğer öyle olursa, inanın ki, hiçbir konuda sorun yaşamayız. Bu sözler denenmiştir.

Futbolcular bir faul sonucu düşerken, genel olarak önce eller yere temas eder. Astronotların Ay’a yumuşak iniş yaptıkları gibi de diyebiliriz. Bazı dillerde, örneğin Azeriler, düşmeyi “YERE İNMEK” olarak bilirler. Süvari attan düştüğünde “İNDİM DE BİNDİM” der.

Düşmenin bir de mecaz anlamı vardır. Düş yakamdan, önüme düş, seni düşürürüm, sıcaklık düştü vs. Biz insanlar düşmeyi (zor durumda kalmayı) hiç istemeyiz ama yine de istemesek de zaman-zaman başımıza gelir. Bazen de kaçınılmaz olur.

Düşmenin iyisi kötüsü olmaz ama eğer birisini düşürmek için düştüyseniz, o zaman yüzünüz kızarmalı ve utanmalısınız. Şunu söylemeye çalışıyorum. Düşerken kader kurbanı olduysanız, utanmanıza gerek yok. Kalkmayı da bileceksiniz, bilmelisiniz de…

Bu nasıl olacak? Eğer inancınızı yitirmediyseniz, nasıl düşerseniz düşün, idealiniz uğruna düşmüşseniz hiç sorun yok. Yapacak çok işleriniz, kat edecek çok yolunuz varsa, düşmek diye bir lüksünüz olamaz. Yolunun üzerinde, keskin virajlar, aşılması güç rampalarda olsa sonunda güzel günler, pembe ufuklar, nasıl düşersen düş, kaç kez düşer sen düş, o düşmelerden bile bir tecrübe kazanır, dünyanın bir kulpuna sarılırsın.

Yeter ki, güzeli ve mükemmeli yakalamaya inançlı ol, kalkmayı bilmen, hiç kimseyi şaşırtmayacak, yanıltmayacaktır. Bayrak elinde ise, korku yok! Düşüp de kalkmayanlar kimlerdir biliyor musun? Acizler, gayesi olmayanlar, toplum içinde bir yere sahip olmayanlardır. BU tipler düşmekten korkarlar…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Anadilde Eğitim

Değerli Okurlarım, tüm Dünya ülkelerinin hassasiyet gösterdiği dil konusu, nedense bizde ayağa düştü. Silahlı bir terör örgütü, “Askerlerinizi vururum” diyor ve süreci uzatıyor ya da gündem değiştiriyor. Aslan siyasiler de “Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, anaların gözyaşları dinecek” türünden, inandırıcılığını uzun zamandan beri yitiren yaklaşımlarla Milleti oyalıyorlar.

Bunun çözümü var mı yok mu? Kimse bilmiyor ve onlar da bilmiyor. Nedense bu konu gündemden düşmüyor. Azalmıyor, giderek çoğalıyor.

“Terörle pazarlık olmaz”… Terörün rengi, dili, dini ve ırkı yoktur. Terör terördür. O kadar. Bununla beraber; “Evlatlarımız neden şehit oluyorlar, ne için toprağa düşüyorlar?” böyle sorular da sorulmamalı, amaç belli ve eksen zaten belli!

İstemek kadar kolay bir hadise olamaz. Kürt siyasiler de ”Kürt Açılımı”nın altında oluşturulan bazı taleplerie, adeta imkânsızı istemeye dönüştü. İmkânsızı isteyenler de, aslında anlaşmak istemeyenlerdir. Burada, bir gerçeği de vurgulamak istiyorum… Bir konu ne kadar çok uzarsa, iki tarafta o kadar haksızdır.

Çocukluğumuzdan çok iyi hatırlıyorum. Mahallede onları aramıza alıp oynamazdık. Bizleri kimselerin yönlendirdiğinden değil. Kürt çocukları çekingen, kompleks içindeydi, yaklaşmazlardı. Onlar bize yaklaşmayınca, bizde ısrarcı olmuyorduk. Aynı mahallede yaşıyorduk ama birbirimizi sevdiğimiz söylenemez idi.

Sadece, bir şeyi anlamakta hep güçlük çekmişimdir. Her Ulusun kullandığı ve onu özümlediği bir ana dili bulunmaktadır. Anadil Eğitimi… Ana dilde Eğitim! Bunlar farklı olaylardır. Demokratik bir ülkede, eğer Ana Dil resmi dilden farklı ise, Anadilini öğrenmek herkesin hakkıdır.

Bunun için, yeteri kadar talebin oluştuğu okullarda Anadili öğreten seçmeli dersleri okutmak Devletin görevi, özel okulların hakkı olmalıdır. Ancak, ana dilde eğitim, müfredatta okutulan tüm derslerin, Anadilde de okutulması anlamına gelir. Eğitim sadece dilin doğru öğrenilmesi, bazı bilgilerin kazanılması değildir.

Eğitim, aynı zamanda ortak kültürün, değerlerin, örf, inanç, ülkü ve tasaların, yani bir toplumu bir arada tutan öğelerin tartışıldığı ve özümlendiği süreçtir. Eğer, hep beraber Türkiye Cumhuriyeti şemsiyesi altında yaşayacaksak bu değerlere beraberce sahip çıkmamız gerekir.

Son sözüm şudur: Bu aziz ve kutsal vatanımızın faturası yıllar önce ödenmiştir. Pay almak isteyenler varsa sermayesine verilir. Duyurulur! Ulu Önder Atatürk “Türkiye Türklerindir” diyor? İyi düşünelim.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Düzenli Uyuyalım

Efendim, düzenli uyuyalım diyorum ya, bunu söylemesi kolay. Başımızı yastığa koyduğumuz zaman aklımızda bir sürü sorun var. Onları yatarken çözmeye çalışıyoruz. Bizi olağanüstü meşgul ediyor. Aslında yaşamsal bir hadisedir. Fizyolojik dinlenmedir. Beyinsel gelişmedir uyumak. Yaşamsal birkaç fonksiyonun dışında, güncellikle ilişkilerimizi unutup ara verdiğimiz bir süreçtir uyumak.

öcal sanat1

Bu zamanın önemini bilmemizde ve ondan gerektiği kadar faydalanmakta yarar vardır. Uyumak faydalıdır diye, günün 24 saatini uyumakla geçirmenizi önermiyoruz. Bir günde altı saatten az ve dokuz saatten çok uyunmamalıdır. Aksini yaptığınızda, bu kez ondan fayda yerine zarar görürüz. Bilim adamları şöyle diyor, böyle diyor demeyeceğim. Çünkü bunun herkes biliyor. Az ya da çok uyuduğumuzda, ertesi günü sağlıksız uyanırız.

Bu nedenlerle, uyku ile iyi ilişkiler içinde olmakta, özellikle sağlığımız açısından büyük faydalar vardır. Hiç uyuyamıyorsanız, bir duble ayran içebilirsiniz. Ayran insanı uyutur. Belki uyutur ama bazılarını da hiç uyutmaz. O da Allah’tan…

Antibiyotik yokken o ayran yine vardı ilaç yerine geçiyordu. Kimseden çıt çıkmazdı. Şimdi, akşamları bir duble ayran için diyemezsin ki, Kasımpaşalı kızar ve de zamlandırır.

Günün Sözü

Savaşı Sevenlerin Düşmanı Çok Olur!

Öcal’dan İnciler

Aşk Acı Çektirse de Daima Adildir!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here