Siyah önlüklerimiz vardı ilkokula başladığımızda. Pazartesi günleri sabah ve Cuma günleri akşamüzeri mutlaka İstiklal Marşımız okunurdu. Andımız tabii günümüzün olmazsa olmazı… Öğretmenle öğrenci arasındaki bağ ana-baba ile evlat arasındaki bağdı. Öğretmen ebeveynler kadar sevilir, sayılırdı. Eğer öğretmen bir başka yere tayin olursa veya ilkokul bitirildiğinde, öğrenciler günlerce ağlardı öğretmeninden ayrılacağı için. Aynı duyguyu öğretmenler de öz çocuklarından ayrılmışçasına yaşardı. İnsan ana babasını unutabilir mi? 5 yıl kendi öz çocuğuna gösterdiği titizliği belki de daha fazlasını gösteren, öğrencilerini eğiten, hayata hazırlayan, yetiştiren ilkokul öğretmenleri insan hayatı boyunca unutulamaz.
Ortaokula başladığımızda kravat takmaya başladık. Başlarımızda demiryolcuların şapkasına benzer şapkalar vardı. Okullarda disiplin vardı, karşılıklı sevgi, saygı vardı. Arada bazı yanlışlar olmuyor değildi ama bu yanlışları genele teşmil etmek doğru olamaz. Hiç suçum günahım olmadığı halde bir öğretmenin yanlış anlayarak beni idareye şikayet etmesiyle, müdür yardımcısı “Sıfırcı Osman” lakaplı hocamız, avuçlarımı patlatırcasına büyük bir cetvelle dövmüştü. Ama bunu aileme bile söylemedim. Zaten söylesem de onlar bana, benim bir saygısızlığım olmasa o dayağı yemeyeceğimi söylerlerdi. Babam gidip de bunun hesabını beni döven öğretmenden sormazdı. Öylesine güzel bir okul-aile dayanışması vardı.

AKP iktidarınca 2002’den bu yana eğitim ve sınav sistemi 26 kez değiştirildi. Okullar ve öğrenciler yaz-boz tahtasına dönüştü. Bununla birlikte başarı ve liyakat sistemi ayaklar altına alınarak öğretmen ve memur alımlarında mülakat sistemi uygulanmaya başladı. Yazılıda 90-95 puan almış olan bir aday mülakatta elenerek, yerine 55-60 puan alanlar kendi yandaşları olduğu için işe alındı. Çünkü “mülakat”ın diğer adı ”torpil”dir. Kendilerinden olan alındı, kendilerinden olmayanlar elendi!
AKP’den önce Devlet memurları istediği kıyafetle okula gelemezdi. Memurun kıyafeti yönetmeliğe uygun olurdu. AKP yaptığı değişiklikle bu ciddiyeti kaldırdı. Kamu sektöründe sakallı, kravatsız memurları bolca görebiliyoruz. Bir de sıkma baş türbanlıları. Bu türbanlıların çoğu dindar oldukları için değil, AKP iktidarında işe girdikleri için türban takmaktadır.
Dindar olmaya gelince; ülkenin tüm kaynakları yandaşlara peşkeş çekilmektedir. Maden sahası açma bahanesiyle ormanlarımız ve zeytinliklerimiz yok edilerek, birilerine rant uğruna sökülmekte ve yerlerine maden ocakları açılmaktadır. Sırf emekliye düşük zam vermek için talimatla enflasyon düşük gösterilmektedir. Bu, kul hakkına tecavüz değil mi? Dindar iktidar emeklinin hakkını açıkça sömürürken, elmas ve pırlantadan ÖTV’yi kaldırmıştır. O nedenle devlet dairelerinde “türban” AKP’li olmanın simgesinden başka bir şey değildir.

Delik geniş olunca elimizdeki parça yamaya yetmiyor. O nedenle konu ister istemez dağılıyor. Yukarıda belirttiğim ilkokul öğretmenleri ile öğrenciler arasındaki bağ aynen orta öğretimde de devam ederdi. Öğretmenler sevgi ile öğrencilerine yaklaşır, öğrenciler saygıda kusur etmezdi. Bizler yolda yürürken bir öğretmenimizle karşılaşsak hemen yolumuzu değiştirirdik. Tabii korkudan değil, saygıdan…
Eğitim ve sınav siteminin 26 kez değiştiği AKP iktidarında, öğrenci velilerinin okul basarak öğretmeni tartakladığına maalesef çok şahit olduk. Milli Eğitimin kendi eğitimcileri dururken tarikat ve cemaatlerle ders vermek üzere Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalandığına bu iktidar zamanında şahit olduk. Pedagojinin adını belki ilk defa duyan, Eğitim Psikolojisi okumamış bu cahil insanların vereceği ders işte böyle sonuçlar doğurur. Diğer yandan öğrencilerin ellerinde cep telefonuyla şiddet içeren oyunlar, onları bu tür şiddete meyletmeye sebep olmaktadır.
Eğitim sistemi sil baştan ele alınıp, dünyanın en başarılı bilim adamlarının yetiştirildiği bir sitemin getirilerek köklü değişikliklerin yapılması şarttır. Onu da bu iktidardan beklemiyoruz!
Bunun yanında tarikat ve cemaatlerin okullarımızdan sür’atle defedilmesi, memur ve öğretmen alımlarının sadakat değil, mülakatın kaldırılarak, liyakat sistemi ile yapılması şarttır.




