Yerel Sporumuz ve Sorunları (2)

0
42

Değerli Okurlarım, dinozor kavramının içeriğini sunmadan önce, dünkü sayımızı okuyanlar sözlerimin bitmediğini, bunun devamı olacağını da düşünmüşlerdir eminim. O nedenle, yerel sporumuzda sorunları oluşturan bu konuyu bu sayımızda sonlandırmaya çalışalım.

Örneğin, bir basın mensubu kahvecilik yapıyorsa, kahveciliğini yine yapsın, bir basın mensubu tefeciyse, tefeciliğini yine yapsın, bir basın mensubu meyhaneciyse, meyhaneciliğini yine yapsın ama mesleğine sonuna kadar saygılı olsun, topluma, okurlarına bir şeyler verebilme eğiliminde olsun, herkesten saygı görsün.

Herkesten saygı görmekte öyle kolay bir hadise değildir… Bu ulvi mesleği icra edenler, sıradan insanlar değillerdir. Basın mensupları, yıllardır biriktirdiği itibarını, bir anda sıfırlayamazlar, böyle bir lükse sahip değillerdir. Basın mensupları, hitap edişleri ve görüntüsüyle de birer örnek kişilerdir. Ustalarımız Fikret Otyam, Oktay Kurtböge bizlere böyle öğrettiler.

Basın mensupları birbirini seven kişilerdir. Ellerinde makinelerle (Fotoğraf Makinesi) birbirlerine yan-yan bakmanın hiçbir esbabı-ı-harbiyesi olamaz. Habercilik yarışından kopulmaz, çabuk davranan baskıya daha önce verir o önemli haberi. Bunun için de kimsenin kimseye kızmaya,  gücenmeye hakkı yoktur, etik davranmak şarttır. Başkaları bizi kınayabilir, serzenişte bulunabilir ve hatta bu işten anlamadığımız da söylenebilir. Öyle olsun… Bizler birazcık dilimizi ısırmayı bileceğiz.

Bir basın mensubu, haber yaparken bir başkasına haber olma hovardalığında bulunmaz. Paylaşmayı bilmek, bu mesleğin şanındandır. Nezaket, zarafet, centilmenlik, hoşgörü, bağışlama, gerçekleri yansıtmak inanın bu meslek için oluşmuştur. Aksini düşünmek mümkün değildir.

Cep telefonlarının, televizyonun olmadığı, hatta normal telefonların bile lüks olduğu günlerde Tasviri Efkar Gazete’sinin genç bir muhabiriydim. Bu olumsuz şartlarda haber mahalline daha önce ulaşabilmek için, trafiğe aldırış etmediğimizden maaşımın yarısından fazlasını trafik cezasına yatırırdım. Yani, bu ulvi meslek aynı zamanda fedakârlık da ister. Gazetenin sahipleri Fethi Giray, Tuğrul Aşoroğlu, Gazanfer Kunt idi. Sonradan bu üçlüye Çetin Altan’da dâhil oldu. Biz, o günlerden bu günlere geldik. Sizleri çok seviyorum, kimseye art niyetim olamaz.

Sizleri yarım asır geriye götürdüm. Doğal olarak o günleri bilemezsiniz. O günleri yaşayan yine bizim kuşaktan, bu mesleğin zorluklarını bilen Sayın Rızkullah Terbiyeli’dir. Kendileri aynı zamanda gazetemiz İskenderun Gazetesi’nin sahibidir. Bir yanlışım varsa, Sayın Terbiyeli’ye sormanızda hiçbir sakınca yoktur. Yarın da, Gazeteci birbirini neden ve niçin sevmelidir? Onların anlatacağım.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here