Spor, Siyaset ve Anılar (4)

0
24

Değerli okurlarım, spora karışmayız diyenler ama doğrudan karışıp tozu dumana katanlar unutmasınlar ki, yengeç gibi yan-yan yürümeleri günün birinde hem tarih ve hem de yüce divan sorgulayacaktır. Bu yorgun, bitkin, sağlığı bozuk millete spor can vermeyecek miydi? Tabi ki verecekti.

O zamanlar bile, spora dokunmak isteyenler vardı tabiî ki… Genel olarak, spor bizim işimiz değildir, müstakil olmalıdır, diyerek kaç dalda spor yapılıyorsa hiç birisine dokunmadılar. Eğer, futbolda ve sporun bazı dallarında bayrağımız göndere çekiliyorsa emin olun o muhteremlerin sayesindedir. Ruhları şad olsun! Hakk’ın rahmetine kavuşmuş olan o muhteremler, şimdiki yan-yan yürüyenler gibi, gazel atmadılar. Spor kuruluşlarını birbirine düşürmediler, çıkar peşinde olmadılar.

Anlatmaya çalıştığım o dönemde, ne UEFA vardı, ne de şampiyonlar ligi! Keşke olsaydı da, yıllar öncesinde bu karşılaşmalara alışır ve belki de şampiyonluklar kazanılırdı. Çünkü sporun sırtında siyasiler yoktu, insanların kafasını karıştıran, onları yönlendiren Kasımpaşalılar bulunmuyordu. Sporun, öncelikle şampiyonluklar değil de, insanlar için neye yaradığını bilmemiz gerekmektedir.

Ruh ve beden sağlığı için sporu, o zamanki deyimiyle “İdman”ı geliştirmek için 1800’lerin sonunda küçük çapta çalışmalar İstanbul, İzmir ve Selanik’te görüldü. Hatırlatmak istiyorum ki, o tarihlerde Avrupalı gençler ülkemizde futbol oynuyorlardı ama bizim gençlere yasaktı. Dini yönden yasaktı, devam edelim…

Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) ilk Terbiye-i Bedeniye Hocası Ali Faik Bey, 1874’de ders vermeye başladı. Yıllar sonra Ali Faik Bey’e Büyük Kurtarıcı Atatürk “Üstünidman” soyadını verecektir. Futbola soğuk duran Abdülhamit, sağlık için idmanı destekliyordu. Harbiye’ye ders olarak konuluyor, sadece o kadar. “Tepükleme” yani “Ayak Oyunu” yani “Futbol” yoktu. Diğer sporları da kadınların izlemesi yasaktı. Erkekler bu sporları şortla yapıyorlar, bacakları gözüküyor ya: Namahrem, Ondan!

Futbolun dışında yapılabilen tüm sporlar serbest, futbol yasaktı! 1903’de Beşiktaş Jimnastik Kulübünü kuranlar arasında saray bürokratları vardı. Bu işler sorunsuz, kesintisiz yapılıyordu. 1905’de kurulan Galatasaray, zaten Sultan-i Sultani’nin takımıdır. Hem de Lale Devri’nden beri, kurucusu Ali Sami (Yen) Bey’dir. Resmen halkın ve halkla bütünleşmiş, kurulduğu günden beri şehitler vere-vere (futbolun ülkemizde günah olduğu dönemde) şehitlerin kanından dolayı da rengi kırmızıdır.

Yarınki sayımızda da nasıl ahlaksızlaşıyoruz, onları anlatacağım.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here