Mehmet’ler Engin’ler (3)

0
50

Değerli Okurlarım, neye hizmet ettiği belli olmayan bir eğitim sistemi sonucunda nüfusumuz, arzu ettikleri, yetenekleriyle eş değerde bir meslek sahibi olmadıklarından verimsiz olan ve de işinden nefret eden milyonlardan oluşuyor. Buna kimler dur diyecek? Bundan daha elim ve daha vahim olmak üzere; Gençlerimiz kendi ülkelerinde mutlu olmayı değil, yad ellerde okuma ve hayat kurma hayalleri kuruyor. Sizce bunda bir anormallik yok mu?

“Onlar bizim kardeşliğimizi çekemiyor” şehitlerimizin tabutları musalla taşında sıralanırken de “Kardeşliğimizi bozdurmayacağız, bizi korkutamazlar” deyip alışılmış politikalarını hep bir ağızdan söylüyorlar. Oysa binlerce ocağın sönmesi, binlerce çocuğun babasızlığa mahkûm edilmesi, inanın nokta-i zerre ilgilendirmiyor. Spor olsun, bütün konularda basına çatmaktan da geri durmuyorlar. “…İki de bir Mehmetlerin ölmesini gündeme getirmeyin… Kardeşliğimizi bozamazlar…”

Söylemesi zor ama sorunlar saymakla bitmez. Sorunların odak noktası yıllardan beri sürmekte olan anlayışta! Bu anlayış, bu kafalar değişmedikçe, doğru seçimler yapmış ve önüne çıkan bir sürü engele rağmen mesleğini icra etmeyi sürdüren insanların az sayıda başarılarıyla iftihar etmek zorunda kalacağız. Sorunların çözümünü bugünlerde aramak çok yanlış olur. Geçmişte aramakta büyük faydalar vardır. Geçmişte ne yaptığımızı görüp kendimize gelerek kafaları değiştirmektedir. “Her sabah yeni bir başlangıçtır” misali, uyandığımızda her şey yerli yerinde, gün dersen pırıl-pırıl… Değişmeyen bizim kafalarımız.

Olimpiyat oyunlarındaki başarısızlığımızın tek nedeni yine kendimiz. Masumane bir tavırla, şanssızdık, olimpiyat heyecanı, hava koşullarını bahane ederek kendimizi temize çıkarmamız yüzsüzlüğün daniskası. Çocuklarımızı anaokullarına kaydettirelim ama bir spor okulunu da ihmal etmeyelim. Çocuklarımıza bir şans tanıyalım. Kısa sürede çocuklar kendilerini belli ederler. Hangi spor dalına daha sıcak, oradaki motivasyonu nasıldır? Hocalarının düşüncesi nedir? Öncelikle, ebeveynler spora ilgi duymalı ki, çocukta heveslensin ve cevherini ortaya çıkarsın. Durup dururken bu işler olmaz. Bunun için de devletimiz güvence vermeli. Hükümetler de; bu şehir bize ait, şuradan oy alamıyorum diyerek işi siyasete dökmemeli. Yanlış kere yanlış olur.

En önemli konu: Çocuk ailesinden güç almalı! Çocuk desteklendiğini en azından hissetmeli! Eğitimciler tarafgir olmamalı! Bütün çocukların bir spor dalına eğilimi yoktur. Değişik dallara yatkınlığı olan çocuklar bulunmaktadır. Bunları bulup yetiştirmekte kolektif çalışmayla olur. Her hangi bir spor dalında uğraş veren bir çocuk, işini öylesine sevmeli ki, yaptığı spor rüyalarına girmeli. O çocuk işini seviyor, kendine ve hocalarına inanıyorsa, inanın her şey yolundadır. O evladımız gerek olimpiyatlarda, gerek başka uluslar arası turnuvada (ben inanıyorum, siz de inanın) hep birincilik kürsüsüne çıkar.

Demek ki, çocuklarımız kaydettirdiğimiz spor okullarında uğraş verdiği branşı sevecek. Parası iyi diye, futbolcu yapmaya kalkarsanız, bir yeteneği öldürmüş olursunuz. Analar-babalar “benim çocuğum doktor olacak” diyorlar genelde. Kolay bir hadise değil ama o çocuk o mesleği sevmiyorsa, şans eseri doktor bile olsa, hastalarını öldürür. Anaokulundan önce çocuklarımızı bir spor okuluna yazdırmalıyız. Merak etmeyin, kısa sürede ne olacağı belli olur ve sizler de rahatlarsınız. Bu kadar basit!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here