Kadınların Kırk Yaş Korkusu

0
117

Değerli Okurlarım, insanlarda biyolojik yaş çok önemlidir. Kağıt üzerindeki doğum tarihine bakarak değerlendirme yapacak olursanız hiçbir şeyden tat almaz üstelik kendinize güveniniz de kalmaz. Özellikle kadınlar için 40 yaş gençliğin bitiği yaş değil. Günümüz kadınları o ürkütücü orta yaş krizini alt etmeyi başardı gibi. Burada moral, motivasyon oldukça önemlidir.

Bilim adamları bile 40’lı yaşların hayatta gerçek mutluluğun başladığı dönem olduğunu söylüyorlar. İnsanlar bu yaşta duygusal gelişimini tamamlıyor daha rahat, huzurlu ve başkalarıyla kolay geçinen kişiler haline geliyor. Hayal kırıklıklardan uzaklaşıp kendini kabullenme ve kendisiyle barışma duyguları öne çıkıyor.

Şimdi 40’larını süren kadınlarımız hayata eskisinden daha sıkı sarılıyor, daha cesur, kendine güvenli ve kararlı oluyor. Daha da önemlisi hayatın anlamını keşfediyor, kendinin farkına varıyorlar. Hayatını baştan aşağı değiştirmekten, yeni şeyler öğrenmekten, yeni işlere girişmekten hiç çekinmiyorlar.

Orta yaş krizine teslim olmayarak değişik konulara zaman harcayan ve başarılı olan kadınlarımız da mevcut. Kendini spora adayan, bir işyeri açan, roman yazan kadınlarımız da var. Bunların hepsi de güzel şeyler.

Burada önemli olan nedir biliyor musunuz? O yaşa gelmiş kadınlarımızın ayağına bağ olacak sorunları kalmamıştır. Çocuklarını yuvadan uçurmuş ve bir yerde sorumluluğu kalmamıştır. Kocası yoksa, onun için her şey daha toz pembedir, işi iştir yani. Buraya kadar anlattıklarım madalyonun bir yüzü. Bir de bunun ikinci yüzü vardır ki, bu da tamamen gerçektir ve gerçek üstüdür.

Ben oğluyum. Bizim oralarda bir kadın 40 yaşına gelince ihtiyardır. Bunları durup dururken söylemiyorum. Yaşayışlarını gördüğüm ve onlara saygı duyduğum kadınlarımız bazen kırkı bile zor buluyorlar. Her şey onların sırtındadır. Şerefli kocaları kahvehanede dedikodu yapar oyun oynar, yai hiçbir şey düşünmez. İstediği ayağına gelir. Peki, emekçi kadınlarımız ne yapıyor dersiniz…

Akşama kadar tarlada çalışıyor ve gün kararmak üzereyken çevresinden topladığı çalı çırpyı denk yapıp evinin yolunu tutar ve hem de seriş adımlarla.

Burada amaç, evine bir an önce ulaşıp ocağını yakmak ve kazanı kaynatmak. Biraz sonra kahvehaneden şerefli kocası gelecek yemek isteyecek. Kötü söz duymamak için bütün gücünü kullanır o emekçi anamız.

Bu emekçi analarımız (Hepsinden söz etmiyorum) kırka geldiklerinde sıfırı tüketmiş oluyorlar. Çoluk çocuk yuvadan uçsalar bile, onun için değişen fazla bir şey olmuyor.

Bütün kadınlarımızın 40’lı yaşlarda mutlu olmaları, hayata karşı dirençli olmalarını dilerim. O emekçi analarımıza da bu vesile ile en derin saygılarımı sunarım…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Bizim Ordumuz Başkadır

Değerli Okurlarım, bir kaşık suda tsunami yaratmıyoruz, durup dururken havalara girmiyoruz. Doğrusu neyse onları söylemeye özen gösteriyoruz. Yalanla ve riya ile hiç dostluğumuz olmadı, hele şu saatten sonra. Çok iyi hatırlayacağınızdan eminim….

1974 yılında, Merhum Bülent Ecevit döneminde “KIBRIS BARIŞ HAREKATI” yaşamıştık. Tüm uluslara, NATO, AB falan… Haklısınız, tamam denilmişti… Bu tamam denilmesinin altında ne vardı biliyor musunuz?

O BEŞ PARMAK DAĞLARI’nı aşarken Türkiye ordusunu kaybeder düşüncesiyle o barış harekatına evet denilmişti. O dönemde Türk ordusu dünyanın üçüncü güçlü ordusu olarak değerlendiriliyordu. Öylesine ucuz bir mesele değildi bu harekat. Sadece sınırı geçmede değildi. Bu deniz aşırı bir haeket idi. Karşınızda gerilla adı verilen terörist gurubu da yok. Bir Rus devleti mevcut…

Üstelik, bütün haklılığımıza rağmen, tüm dünya onları destekliyordu. Şu Araplar var ya onlarla beraber saf tutmuşlardı. Yüreksiz insanlar, tabansız yaratıklar…

Bitmedi… NATO’nun size verdiği silahları kullanamazsınız denildi. Türk askeri Kırıkkale yapısı silahlarla başarıya ulaştı. Silahlı kuvvetlerimiz bu olumsuzluklara karşın tam 44 yıldır orada bayrağımız dalgalanıyor ve herkes hayatından memnun.

Aselsan o günlerin olumsuz koşullarından sonra 1975 yılında Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nca kuruldu. Şu anda da  Afrin’de savaşan tanklarımızda, birliklerimizde o teknoloji en iyi şekilde kullanılıyor.

Şunu söylemeye çalışıyorum… Hani, dünyanın üçüncü güçlü ordusu deniliyordu ya. Geçelim onu bir kalem. Dünyanın en kahraman ve güçlü birinci ordusudur. Bunu ispatlamaya gerek yok, görünen köy kılavuz istemez.

Biraz da geriye bakalım isterseniz… Önce FETÖ’nün Ergenekon saldırısına uğradı ve komutanları insafsız kumpaslarla hapse atıldı. Kadın erkek birçok subaylar olayları içlerine sindiremeyerek intihar ettiler. Daha sonra da FETÖ darbesini yedi.

Yani, Ordularımız savaşamaz hale getirilmek istendi, ordumuzun saf dışı kalması amaçlandı. Biz küllerinden doğan bir milletiz. İşte o asker sınır ötesinde harikalar yaratıyor. Bizim askerimiz kahramandır, şanlıdır. Emsalsizdir bizim ordularımız…

Bizim ordumuz ülkesini ve vatandaşını arkasında hissederse ki, tamamen öyle. Bildiğiniz gibi, sınırdaki yerleşim yerlerinde cefakar ve vefakar Türk kadını elleriyle yaptıkları yemekleri evlatlarına götürüyorlar. Hal böyle olunca, bu nerede savaşırsa savaşsın Allah’ın izniyle hiç yenilir mi?

Biz de arkasında, sık sık aldatıldık demeyen güçlü bir siyasi irade olursa, bunu da askerimiz bilirse, o zaman düğüne gitmeye gerek yok. Düğünün en muhteşemi evimizde olur. Ordumuz destan yazmaya alışıktır, bu onun doğasında vardır. Bugün sınır tesinde de aynı destanı yazacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sınır ötesine yürüyerek gitmiş olsa bile. Allah, sizden yardımını esirgemesin, Amin…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Karizmam Var Diyenlere

Karizma öylesine durup dururken kazanılmaz. Onun da kendine has raconu vardır. Öncelikle ve ivedilikle, hırsız olmayacaksın, sağı solu parsellemeyeceksin, evinin yanında uçak olmayacak, rakı, bira içmeyeceksin, çünkü ahlaksız olursun…

Alnı secde görmüşler fazlaca yaklaşmayacaksın. Yıldırım gibi insanlara fazlaca yaklaşmayacaksın. Biri şöyle söylemişti; Zenginler niye zengin; çünkü hırsızlığı becerebiliyor. Fakirler neden fakir; çünkü bu zavallılar hırsızlığı beceremiyor. Nasıl anlarsanız…

Günün Sözü

Kırklarda Rahatsan Yüzü Bulursun

Öcal’dan İnciler

Ordumuzla Övünmeyip Ne ile Övüneceğiz…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here