İMO; “Kentler Deprem Tehlikesine Değil Ranta Göre Düzenleniyor”

0
116

imo açıklama1İMO, 17 Ağustos Depreminin 16. Yıldönümünde, Depremin Hala Ülkemizin En Büyük Sorunu Olduğunu Savundu…

İnşaat Mühendisleri Odası İskenderun Temsilciliği Yönetim Kurulu, 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde, deprem gerçeğine bir kez daha vurgu yaptı.

İnşaat Mühendisleri Odası olarak, 17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümünde, depremin ülkemizin hâlâ en büyük sorunu olduğunu hatırlatmayı toplumsal bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden oda yönetimi, deprem önlemlerini almakta, toplumu depreme karşı bilinçlendirmekte, yapı üretim sürecini ve yapılaşmayı deprem tehlikesini gözeterek düzenlemekte, ilgili mevzuatı deprem gerçeğine göre yeniden ele almakta birinci derecede sorumlu olan idarecilerin konuya yaklaşımını yanlış ve yetersiz bulduklarını kaydetti.

17 Ağustos 1999 Marmara depreminde binlerce insanın yaşamını yitirdiğini ülke ekonomisinin kısa zamanda telafi edilmesi mümkün olmayacak derecede etkilendiğini hatırlatan oda yönetimi, söylenen onca sözün ardından, 12 yıl sonra yaşanan Van depreminde ‘bir arpa boyu mesafe alınmadığı’nın bir kez kanıtlandığını vurguladı.

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Oda Yönetimi açıklamalarında ayrıca şu ifadelere yer verdi;

“Türkiye, önemli deprem kuşakları üzerinde bulunmaktadır. Ülke topraklarının yüzde 66’sı 1. ve 2. derecede deprem bölgesinde yer almakta, nüfusu bir milyonun üzerindeki 11 büyük kent, ülke nüfusunun ise yüzde 70’i ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75’i deprem tehlikesi altındadır.

Mevcut yapı stokuna bakıldığında da durumun iç açıcı olmadığı görülecektir. TÜİK verilerine göre ülkemizde 20 milyon civarında yapı bulunmaktadır. Bu yapıların yüzde 60’ının 20 yaş ve üzerinde bulunduğu, büyük oranda ruhsatsız ve niteliksiz olduğu, mühendislik hizmeti almadan veya kısmen alarak ve yapı denetimi olmadan üretildiği, pek çoğunun güçlendirilmesi gerektiği, yine kayda değer ölçüde yapının yıkılarak yeniden yapılmasının zorunluluk olduğu bilinmektedir.

Deprem Toplanma Alanlarının Akıbeti

1999 depremleriyle başlayan süreçte bugün geldiğimiz nokta, sağlıklı kentleşme ve güvenli yapılaşmanın sağlanması, güçlendirme çalışmalarının tamamlanması ve yapı üretim sisteminin işlevsel kılınmasına dönük beklentinin çok uzağındadır ve ilginç ki konuyla ilgili başka sorunların yakıcılığı daha bir hissedilir hale gelmiştir.

17 ağustos depremi3

Yeni sorunun ismi ‘Deprem Toplanma Alanları’dır. Bilindiği gibi, başta İstanbul olmak üzere deprem olasılığı bulunan kentlerde vatandaşların depremin hemen sonrasında toplanacağı alanlar tespit edilmiş ve bu alanlar yapılaşmaya kapatılmıştı. Aradan geçen 16 sene içerisinde Deprem Toplanma Alanları’nın pek çoğunun imara açıldığı, ulaşım yolu olarak belirlenen pek çok güzergâhın ise otopark haline getirildiği kamuoyuna yansıdı.

Türkiye Depreme Hazır mı?

Türkiye depreme hazır mı? Bu soruya ne yazık ki olumlu yanıt veremiyoruz.  Ne deprem önlemleri ne de afet sonrası hazırlıklar ikna edici değildir.

Konunun birinci derecede muhatabı olan bir mesleğin mensupları olarak, depremlerin yıl dönümlerinde sorunları yeniden sıralamanın, çözümü bir kez daha tartışmaya açmanın haldeki durumumuzu özetlediğinin farkındayız. Ne sorunlar değişiyor ne de güvenli yaşam kuracak adımlar atılıyor. Kentleşme ve imar politikaları bağlamındaki yaklaşımı ve doğal afetleri ‘kader’ gibi gören anlayış endişelerimizi artırıyor. Kentler deprem tehlikesine değil ranta göre düzenleniyor.

Endişeliyiz. Yapı üretim sürecinin endişelerimizi giderecek şekilde sağlıklı işlemediğinin farkındayız. Meslek odalarının, üniversitelerin, bilim çevrelerinin, sivil inisiyatiflerin kamu yönetimi tarafından oluşturulacak ortak bir zeminde bir araya gelerek başlatacağı sürecin çözüm olabileceğine inanıyoruz. Mevcut yapı stoku biz inşaat mühendislerini endişelendiriyor. TOKİ ve kentsel dönüşüm yoluyla üretilen büyük konut projelerinin yapı denetim sisteminden muaf tutulması bizleri endişelendiriyor.

Biz inşaat mühendisleri geleceğe endişeyle değil, güvenle bakmak istiyor ve bu istediğimizin her daim arkasında olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Ülkemizin ekonomik-sosyal-siyasal çalkantılı döneminde deprem tehlikesine dikkat çekmenin, deprem duyarlılığını artırmaya gayret etmenin toplumsal ve insani bir sorumluluk olduğunu biliyor ve bu sorumluluğu taşımaya kararlı olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.”

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here