Büyük Oğlum Sercan… (6)  

0
55

Günler ilerliyor, umutsuzlukla, umut duygularımız gidip geliyordu. Tüm teselli telefonları havada kalıyor, oldukça ağır bir travma yaşıyorduk. Şanlıurfa-Birecik Belediye Başkanı Mahmut Mirkelam bizlere kan bulma konusunda birkaç kez yardımcı oldu. Allah ondan da razı olsun. Günler geçtikçe bazı ilaçları bulmakta zorlanıyorduk. Birkaç kez yakın dostların ve abimin yardımıyla şehir dışından kargo ile ilaç getirtmek zorunda kaldım.

*Sercan Süslü’nün Yakını Mısınız? 

Cep telefonlarımız artık 24 saat açıktı. Telefonları dinlendirmiyor ve hiç kapatmıyorduk. 10 Haziran 2022 sabahı, saat 08.20’de cep telefonum çaldı. Gelen hastane numaraları hepimizde kayıtlıydı. Yoğun Bakım Servisi’nden arıyorlardı. “Alo, efendim” dememle birlikte karşımdaki ses konuşmaya başladı “Sercan Süslü’nün yakınımızsınız?” dedi. “Evet” der demez karşımdaki doktor bir çırpıda şu cümleyi tamamladı. “Hastanızı kaybettik. Başınız sağ olsun…” Dünyam başıma yıkıldı. Dondum ve kaldım, eşim hemen yanı başımda belirdi “Ne olmuş, ne olmuş?” diye ısrarla sordu. Sonrası mı? Sonrasını yazmak istemiyorum…

Bana telefonda vefat haberini veren son günlerde rotasyonda gördüğüm genç bir hekimdi. Ya mesleki acemiliğinden ya da ‘Yakınları bu hastanın umutsuz olduğunu biliyorlar. Bir çırpıda vefat haberini vereyim. Bitsin gitsin!’ zannıyla çok seri biçimde vefat haberini verdi! Aslında bu tür acı haberleri vermenin hekimler tarafından uygulanan bazı yöntemleri vardı!… 

*İşlemleri Başlattık

Biraz kendimi toparladıktan sonra acı haberi yakınlarıma, gazeteme ve bazı dostlara ağlayarak ilettim. Öztürk paşa yine süratle yanımda oldu. Hastanede beni ve eşimi teskin etme gayretinde oldu. Israrla kaçtığım Morg tabelası yanındaki Morg Birimi’ne giderek işlemleri başlattık. Bize zimmetli ağır solunum cihazını ve ek aparatlarını yine Avukat Gürsel Öztürk’ün otomobiliyle götürüp firmasına teslim ettik. Cenazenin uçakla Hatay Havalimanına getirilmesine karar verdik. Akşam yeniden, abim, kız kardeşim ve iki yeğenim uçakla İzmir’den Antalya’ya geldiler.

Hatay’a, sadece Pazar günü direk uçuş vardı. Diğer uçuşlar Ankara veya İstanbul bağlantılıydı.  Aktarma bu sıcak havada cenaze için mantıklı değildi. Bu yüzden Pazar akşamı 18 uçağıyla Hatay’a, hep beraber uçmayı kararlaştırdık.

Hatay Havalimanına ulaştık. Yakınlarımız ve bazı dostlar bizleri karşıladı. HBB Cenaze nakil aracı da havalimanında hazır bekliyordu. Beş araçlık bir konvoyla oldukça üzgün bir biçimde İskenderun’a ulaştık. Bilindiği üzere 13 Haziran 2022 Pazartesi günü, saat 16.30’da Çay Mahallesi Camiinde kılınan ikindi namazı ardından, Sercan’ı Çankaya Mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verdik.

*Recep Atakaş’ın Geçmişten Bugüne Jestleri 

2009 yılında annem Elif Jale Süslü’nün vefatında, 2016 yılında ise babam Baki Süslü’nün vefatında 3. Akşam Mevlit yemeklerini veren ve baklavalarını yollayan Recep Atakaş abim yine beni aradı, başsağlığını diledi ve para dahil, yemek ve baklava ikramı gibi ihtiyaçları karşılayabileceğini ifade etti. Kendisine teşekkür ettim ve herhangi bir talebimin olmadığını belirttim.

Buna rağmen Recep Atakaş abim, cenazenin ikinci günü bol miktarda baklava yolladı, beraberinde yolladığı su börekleriyle üç günlük tatlı ve börek ihtiyacımızı karşılama güzelliği gösterdi. Çadırımıza gelip, taziyelerini iletti. Rabbim, Recep abinin evlatlarını, varsa torunlarını ve kendilerini korusun, Allah hayrını ve hayırlarını kabul eylesin.

Recep abinin en önemli güzelliği ise şu oldu. Bana olan bunca jest ve iyiliğine rağmen, 2009 yılından bu yana bu iyiliklerini bir gün olsun hiçbir ortamda gündeme getirmedi. Özetle, Sayın Atakaş’ın konuyla ilgili başa kalkma eğilimi hiç olmadı. Bu özellik önemli bir erdemdir. Onun yerinde başkası olsa, dünyayı ayağa kaldırırdı. Kendisine bir kez daha teşekkür ederim. Tam anlamıyla kendime geldiğimde, Recep abiyi de ziyaret edip, şükranlarımı yüz yüze ifade etmek istiyorum…

*Taziye Çadırında Dua Fırtınası  

Hemşerim Uğur Fırat başkanım da, taziye çadırında daha ilk günden dua fırtınası estirdi. Kaptan Paşa İmamı Abdullah Akıllı, onun ricasıyla üç gün boyunca çadırımızda fazladan bizlere dua ve Yasin-i Şerif okudu. Bizim esas hocamız Mehmet Bilgin beydi. Mehmet hoca, her akşam Çay Mahallesi Cami’nden gelip dualar okurken, Abdullah hoca aradaki boşluğu dualarıyla dolduruyordu. Rabbim her iki hocamızdan ve Uğur başkandan bir kere daha razı olsun…

*Uğur Fırat Başkanın Kesesine Bin Bereket Olsun  

Uğur Fırat başkanım, ikinci gün sabah beni arayarak akşamı yemeğini kendisinin üstlenmek istediğini belirtti. Onu kırmamak adına kabul ettim. İkinci gün çadırdaki konuklar Uğur başkanın yemeklerini yediler ve dualarını ettiler. Üçüncü gün sabahı Uğur Fırat abim bir kez daha beni aradı. Üçüncü gün akşam yani mevlit yemeğini de üstlenmek istediğini, sulu yemek, pilav ve baklava dağıttıracağını ifade etti. Yine itiraz etmeyerek kabul ettim.

İki günlük belli bir yekûn tutan yemek tutarını da Sayın Uğur Fırat başkanım ödemiş oldu. Allah kesesine Halil İbrahim bereketi bıraksın, çocuklarını, torunlarını ve tüm ailesini korusun. Uğur abiyi, başından beri olan yardımları için Kuyumcular Odası’nda, 3. Gün Mevlidinden bir süre sonra ziyaret ettim. Çayımı içtim, sembolik bir hediye götürerek, konsülüne bıraktım ve bir kez daha teşekkür ettim.

*Urfalı Sedat Arıyor 

Gerek Recep Atakaş, gerekse de Uğur Fırat’tan yemek, baklava ve su böreği talebim olmadı. Onlar gönüllü oldular ve kendiliklerinden jestlerini yaptılar. Tekrardan Allah hayırlarını kabul etsin ve keselerine bin bereket olsun.  Ancak Urfalı Sedat Kendir’den ben istekte bulundum.  40. Gün Mevlidi öncesi yani 23 Temmuz 2022 tarihinden önce Urfalı Sedat beni İstanbul’dan aradı. İstanbul’da olduğunu, yetişirse, 40. Gün Mevlidine katılacağını ifade etti.

23 Temmuz 2022 Cumartesi günü öğlene doğru Sedat kardeşim beni yeniden aradı, İskenderun’da olduğunu bildirip, yeğeni Sercan için mevlitte dağıtılmak üzere lokum ve meyve suyu almak istediğini ifade etti.  Kendisine teşekkür ettim. Hem lokumu hem de meyve suyunu bolca temin ettiğimizi söyledim. Bunun üzerine “Urfalı Sedat, Sercan için ille bir şey yapmak istiyorum. Aklına gelen başka bir eksik var mı?” diye sordu. Hava çok sıcaktı. Aklıma soğutulmuş kapalı (ambalajlı) bardak su geldi. Mevlide gelen konuklar, susarlarsa soğuk su içerler diye düşündüm. Hemşerim Sedat’a arzu ederse birkaç koli su getirebileceğini ancak soğuk olması gerektiğini bildirdim. Urfalı Sedat “Hallederiz, çözeriz” dedi…  

*Su Gibi Aziz Ol Urfalı Sedat  

Aynı gün saat 14 gibi Urfalı Sedat beni bir kez daha aradı. Camide olduklarını, kalıp buz alıp, termos temin ettiklerini suları yeğeniyle birlikte soğutmaya başladıklarını ifade etti. Teşekkür ettim. Saat 16.30’a doğru camiye geldiğimde bir de ne göreyim. Sedat kardeşim cami avlusunun ortasında, güneş ise tepesindeydi. Başında şapka olmadan, bardak suları buz üstünde soğutmaya gayret ediyordu. Yeğeni de kendisine yardım ediyordu. Sedat’ın bulunduğu yer gölgelik falan değildi. Resmen cami avlusunun ortasıydı. Yanına gidip kendisine teşekkür ettim. Su isteyen konuklara soğuk sular ikram edildi. Ben de birkaç bardak kapalı soğuk su alıp, mihrap da bulunan hocaya mevlit öncesi su götürdüm.

Bayan konuklara da soğuk su dağıtıldı. Mevlit bitti. Konuklar lokum, meyve suyu ve su alırken, Urfalı Sedat suların arttığını söyledi. Suları Çay Mahallesi İmamına teslim ettik. Hem yaz Kuran Kursuna gelen öğrencilere hem hocayı ziyaret edenlere hem de cami cemaatine gerektikçe ikram edilsin diye. Sedat kardeşimin de hayrı yerini bulmuştu…

Memnuniyetimi bir sosyal medya paylaşımıyla kamuoyuna ve Sedat Kendirci’ye duyurdum. “Geçmişlerine rahmet olsun Urfalı Sedat Kendirci. Su gibi aziz ol. Güneş altında Sercan ve benim hatırıma döktüğün ter, benim için kıymetlidir. Soğuk suyla insanları dünya nimetiyle buluşturdun. Rabbim hayrını kabul eylesin” gibi bir tümce kullanarak minnetimi ifade ettim. Tekrardan Allah razı olsun Urfalı Sedat. İşin rast gitsin…

*Kapris Çekemem!… 

Benzer güzellikler yapan pek çok dostum ve yakınım oldu. Mesajla tek-tek teşekkür etme gayretinde oldum. Her şeye rağmen gönül koyan varsa inanın bana onların nazını ve triplerini çekecek bir ruh halim yok. ‘Kimsede benim kaprisimi çekmesin!’

‘Dağ gibi oğlumu, fidan gibi evladımı toprağa vermişken, derin acı içindeyken, gözüm oğlumdan başkasını görmez…’ Bu yüzen hiç ama hiç kimsenin kaprisini çekemem ve çekmeyeceğim. Tavrım nettir!…

Devamı Yarın

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here