Bu Dünya Kupasını Sevdim (4)

0
57

Değerli okurlarım, Yüce Allah her şeyi insanlar için yaratmış. Sonuçta birbirimize benziyoruz. Fizik olarak olmasa bile icraat olarak. Birçok gereksinimlerimiz aynı tıpa tıp. Yiyoruz, içiyoruz, geziyoruz, düşünüyoruz, hissediyoruz ve bazen de üşütüyoruz. Hayvanların da temel ihtiyaçları (istisnaların dışında) bizimkilere benziyor. Sizce de öyle değil mi?

Onlarla aynı yerden geliyor ve aynı yere gidiyoruz. Sadece hayvanların mezarları belli olmuyor. Biz insanız ya bizimkiler belli oluyor. Çoluk çocuk arada bir gelip gözyaşı da döküyorlar. İnsanlar arasında da fazlaca farklılık olduğu söylenemez. Hepimiz insanız deyip geçemiyoruz. Düşüncelerimiz, yetişme tarzımız, hayata nasıl baktığımız falan.

Tahsil, sosyal yaşam, yaşanan ortam gözle gözükür şekilde farklı olsa da bu saydıklarımın hiç biri, bazılarımızı az insan, bazılarımızı çok insan yapmıyor. Yukarıda bazı şeyleri hayvanlarla mukayese ettim. Bu değerlendirme nereden aklıma geldi, gelmez olsaydı. İnanın yüzüm kızardı. Biliyorum, diyeceksiniz ki, “Öcal Hocam, bu dünya kupasını sevdiğinizi söylüyorsunuz ama bu mukayeseler ne alaka…” Aynen böyle düşünüyorsunuzdur eminim. Hangi koşulda olursa olsun, bu söylediklerim ve söyleyeceklerim dünya kupasıyla doğrudan ilgili ve hatta tam göbeğinde.

Hayvanlarla aramızda çok büyük farklılıklar. Bizler kibirliyiz de onlar onurlu. Örneğin, bir köpeğe kızarak bağırarak yemek ver, yiyor mu bakalım. Ve biz onlara hayvan diyoruz. Peki, biz ne yapıyoruz? Yani insanlar olarak nelerin peşinde oluyoruz? Onursuzluk, gurursuzluk, sahtekarlık, yalancılık, dolandırıcılık, namussuzluk, şerefsizlik hepsi bizde. Hayvanlarda böyle şeyler var mı?

Onlara verilecek bir yudum sevgi, bizlere köle yapıyor o canlıları. Onlar kadar onurlu olamıyoruz. Bir poşet nohut ve bir torba kömüre onurumuzu gururumuzu satıyoruz. Çocukluğumuzda duyduğumuz sözler, unutuldu bitti artık diyordum. Sözler söyledi; “O oynadığınız top, falan muhteremlerin kellesi” ifade aynen böyleydi. Bu sizler hortlamaya başladı ve hem de artarak, yoğunlaşarak. “Dünya kupaları gavurların oynadığı oyun, onlara bulaşmayalım, dinimizden çıkarız, cennete giremeyiz…” falan.

Böyle düşüncelerin var olduğu ortamlarda sosyal aktiviteler ne denli başarılı olur sizler karar verin. Bela kapımızda haberimiz yok… Yukarıdakilerden birine “Noter” bir diğerine de “Başçalan” diyorlar. Adamların kılları kıpırdamıyor ve ekranlarda tebessüm edip sırıtıyorlar ve böylece de teşekkür ediyorlar. Teşekkür etmenin türlü şekilleri vardır. Bu da öyle!

Bu dünya kupasını çok sevdim. Çünkü gözü simsiyah kaleciler tanıdım. Yediği kırmızı kattan dolayı eksik olan kadrosuyla tur atlayan milli takımlar gördüm. Covanni Dos Santos ve Jo gibi oyuncuları sudan nedenlerle kadromuzda tutamadığımıza üzüldüm. Futbola gavur icadı diyenlerin çoğaldığını gördükçe kahroldum. Böyle tezatlar ülkesinde futbolumuzun yerinde saymasını da normal karşılamak gerekiyor. Dört yıl sonra yani 2018 Dünya Futbol Şampiyonasına bazı hortlamalara aldırış etmeden onurumuzla, gücümüzle, vatan ve bayrak sevgimizle iştirak eder, 2002’yi (2002’de dünya üçüncüsü olmuştuk) tekrar yaşarız.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here