Zaman Muhasebesinin Diyalektiği!

0
187

“Her sabah düne uyanan, günü yakalayamaz!” demişti bir tartışma ortamında bir konuşmacı.. “Güne uyanan, dünü hatırlamadan yarına kalamaz” sözüyle karşılamıştı bir başkası.. Bir diğeri, C. Rumi’ye ait, “Her gün bir yerden göçmek ne iyi, Her gün bir yere konmak.. Bulanmadan donmadan akmak ne güzel! Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım!” şiirini okumuştu..

Yeni bir şeyler söyleyerek yılın muhasebesini yapabilmek amacıyla aldım kalemi elime.. Ve fakat yeni bir şeyler söylemek gereği, dünde kalan sözleri unutmak anlamına gelmiyordu.. Çünkü, böyle bir durumda, C. Rumi’ye bırakalım yarınları, günümüzde dahi söz hakkı kalmıyordu.. Dolayısıyla yarın hesabına bugün yeni şeyler söylerken, dünde kalan sözleri yinelemek, zaman muhasebesinin diyalektiğinden, özetle eşyanın tabiatından geliyordu..

Bilge Heraklit, “Bir nehirde iki kez yıkanılmaz!” sözüyle yapıyordu tarihin diyalektik muhasebesini ve ekliyordu: “Akıp gider sular, değişir nehir! Sular başka sular, nehir başka nehir olur!”

Muhasebe, saymak anlamlı hesabı içeriyordu.. Hesabın, sayısal işlemle birlikte sözel; tahmin etme, tedbir alma anlamları da bulunuyordu.. Hegel, diyalektiği tanımlarken, “İnsanlık tarihi, diyalektik bir konuşma sanatı gibidir” diyor ve tamamlıyordu: “Bu konuşma; tez, anti tez, sentez içinde ilerler ve sentez yeni bir tez olarak yeni konuşmanın çekirdeği olur. Böylece karşıtların birliği içinde gelişerek değişir insanlık tarihi.” Muhasebesini ise şu sözlerle yapıyordu: “Bütün büyük olaylar tarihte iki kez yinelenir! İnsanların tarihten aldıkları ders, tarihten hiç ders almadıklarıdır!” Marks ise, Hegel’in,“Tarihte olaylar iki kez yinelenir” sözüne atıfla, “Hegel eklemeyi unutmuş! Birinci kez trajedi olarak, ikinci kez komedi!” yargısıyla yapıyordu zamanın diyalektik muhasebesini..

B. Necatigil, bu tür bir muhasebeyi, “Çağın Tanığı Olmak” adlı şiirinin ilk iki dizesiyle yapıyordu: “Fırlat at uzağa, Döner gelir bumerang!” Bu dizeler, Miladi geçmişle, Hicri gelecek arasındaki kişisel tüm zamanlarımızı içeren sorumluluk duyumumuz anlamıyla bir vicdan muhasebesi bağlamında da okunabilirdi.. Artı, varsa eğer bir suçluluk duyumumuz, “komedi veya trajedi hangisinde?” sorusuna yanıt anlamında; “Bumerang dönüşünü başkasında görüp izlediğimizde mi, kendimizde yaşadığımızda mı?” sorularının yanıtları da yarının hissesi bağlamında kişisel muhasebe cetvelimize eklenebilirdi..

“Dünü sorgulamadan bugünü yargılayamayız” diyordu bilgeler “yarınları savunma” adına.. Tarih denilince her ne kadar geçmiş zaman fotoğraflansa da zihnimizde, tarih anlayışı denildiğinde geçmiş, şimdi ve gelecek bütünlüğünde ışımaktaydı bilincimiz.. Bir tez olarak yaşamadık mı mesela dünü? Mesela yeni bir tez değil midir bugünümüz? Dün ile bugünümüzün bir sentezi değil midir yarınlarımız? Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında kurduğumuz bu diyalektik birlikte ışımıyor mu tarih bilincimiz?

Latince “Carpe Diem!” kavramından hareketle içinde yaşanılan günün, ‘an’ın farkında olmaktır da  diyebiliriz bu bilince.. Ah, fakat kimileri, “Ömür dediğin üç gündür. Dün geçti, yarın meçhul!  Gün, bugündür, boş ver ‘an’ı gönlünce yaşa!” türünden bir anlayışla geçmişten kopuk, gelecekten habersiz günlük, anlık tüketim kültürüyle özdeşleştiriyorlar bu kavramı.. Oysa ne dünlerde kalmak, ne yarınlara kapanmak, ne de ‘an’a kalıplanmaktır “Carpe Diem!.” Dünü yarına bağlayan bugünün damarlarında, ‘an’ın kalp atışlarını duyumsamaktır.. Yarın da bugün dün olmadan, dünlerin kayıtlarını bugünün verileriyle yorumlayıp yeniden üreterek; insanca yaşanabilir yarınlar inşa edebilmektir diye düşünüyorum ben yaşadığımız ‘an’ın bilincinde olmayı.. ‘Her sabah düne uyanmamaktır’ özetle.. Ki, her sabah düne uyanmanın kavramsal karşılığıdır “Deja vu!”

Deja vu; yenilenmeyen yarınlarda yaşanmışlığı tekraren duyumsayışın adı.. “Bu anı daha önceden de yaşadım” hissi yani diğer ifadeyle.. Ne diyor Mehmet Akif, zamanın diyalektik muhasebesi anlamında “Kıssadan Hisse” başlıklı şiirinde? “Geçmişten adam hisse kaparmış. Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? ‘Tarih’i tekerrür’ diye tarif ediyorlar, Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Yaşanmış dünün trajedilerini, komedilerini yinelemeden; yarına, yarınlara “yaşanabilir” yeni günler bırakabilmek umuduyla kutluyorum yeni yılınızı..

Selam ve saygılar…           ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here