Yetenek Doğuştan Var Mıdır?

0
1943

Değerli Okurlarım, bu yetenek konusuna, doğuştan mıdır, sonradan mı ol­madır, çalışma ile mi kazanılır, konularına girmeden önce, hayvanlar âlemine bir göz atmakta fayda var diye düşünmekteyim. Çocukluğumdan beri evcil hayvanlarla dost olmuşumdur, onları sevmişimdir yemeğimi bile onlara verecek kadar fedakârımdır. Sözün kısası ben bir hayvan severim. Bundan zarar gördüğümü de söyleyemem.

Şimdi sadede gelelim… Bir kedi yavrusu, dünyaya geldiğinde dişleri de vardır, tırnakları da. Bunlar onların öncelikle silahıdır. Gözleri açıldıktan sonra, kendisi istemezse kucağınıza alamazsınız, ısırır, tırmalar. Silahlarını iyi kullanamazsa, ye­nik düşeceğini çok iyi bilir.

Özellikle, yemeklerini yerken bir meydan savaşı yaparlar. Kimsenin kimseye tavi­zi yoktur, iki aylık enik bile kabadayı kesiliyor. Daha sonra birbirinin yüzünü gözünü yalayıp temizliyorlar ya, o da nezaketi olmalı.

Gelelim insanlara; hayvanlar teçhizatlarıyla dünyaya merhaba derken, biz insanlar dünya­ya gelirken hiç bir silahımız yoktur. Uzun yıllar da korumasızdır. Tabi ki onları koruyanlar olacaktır. Yüce Yaradan böyle istemiş…

Hayvanları gündeminize getirmekle, onların ne kadar kötü koşullarda yaşadıklarını, yardım etmemizin bir insanlık görevi olacağını söylemeye çalıştım. Şimdi konumuza dönelim… Her hangi bir şeyi başarabilmenin ilk aşaması yetenek değildir. O işi samimi olarak istemektir. Ama gerçek anlamda istemek, olumsuz düşüncelere sap saplanmadan denemek, başarısız olduğumuzu düşündüğümüzde bile devam etmek ve ye­teneğimizi geliştirmek, başarılı olmak için atacağımız önemli adımlardır.

Yetenek, bir kimsede doğuştan gelen ya da sonradan kazanılan, onun belli bir alanda başkalarından daha az çabayla başarılı olmasını sağlayan, eğitim yetkinlik, her hangi bir alanda gösterilen güç, olarak da tarif edilebilir. Yetenekli olduğuna inananların, emsallerine olan farkı %25’lik oran­dan ibarettir. Bunun %75’i yine istemek ve çalışmaktır. Bazı aktiviteler de başarılı olmak ve yapılan işten haz duymak o kişiyi mutlu etmeli. Kimseden üstün olma zorunluluğu yoktur.

Haa bir de, Allah vergisi yetenek vardır ki, bu yetenekte ki insanların sayısı nedense fazla değildir. Şuna inanmalıyız ki, var olan yetenek, çalışmak suretiy­le üst düzeye çıkabilir. Aksi halde durup dururken, çalışmadan, istemeden, yorulmadan Allah’ın kullarını yetenekli kılacağını hiç sanmıyorum.

Dolayısıyla, benim çocuğum üstün mü? Yetenekli mi? Diyerek duygularımızı çıkmaza sokacağımıza, onların istekli ve çalışkan birer insan olmalarını sağlamalıyız. Çocuklarınızın mutlu olmasını istemek en doğal hakkınızdır ama mutlu olmakta %75 çalışmaktan geçer. Başka türlü olmaz…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Anadilde Eğitim

Değerli Okurlarım, tüm dünya ülkelerinin hassasiyet gösterdiği dil konusu, nedense bizde ayağa düştü. Silahlı bir terör örgütü, “Askerlerinizi vu­rurum” diyor ve süreci uzatıyor ya da gündem değiştiriyor. Aslan siyasiler de, şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, anaların gözyaşları dinecek tü­ründen, inandırıcılığını uzun zamandan beri yitiren yaklaşımlarla milleti oyalıyorlar.

Bunun çözümü var mı? Yok mu? Kimse bilmiyor ve onlar da bilmiyor. Nedense bu konu gündemden düşmüyor. Azalmıyor, giderek çoğalıyor. “Terörle pazarlık olmaz…” Terörün rengi, dili, dini ve ırkı yoktur. Terör terördür o kadar. Bununla beraber, evlatlarımız neden şehit oluyorlar, ne için toprağa düşüyorlar? Böyle sorular da sorulmamalı, amaç belli ve eksen zaten belli…

İstemek kadar kolay bir hadise olamaz. Kürt siyasiciler “Kürt Açılımı” altında oluşturulan bazı talepler, adeta imkânsızı istemeye dönüştü. İmkânsızı isteyenlerde, aslında anlaşmak istemeyenlerdir. Burada, bir gerçeği de vurgulamak istiyorum… Bir konu ne kadar çok uzarsa, iki tarafta o kadar haksızdır…

Çocukluğumuzdan çok iyi hatırlıyorum. Mahallede onları aramıza alıp oynamazdık. Bizleri kimselerin yönlen­dirdiğinden değil. Kürt çocukları çekingen, kompleks içindeydi, yaklaşmazlar­dı. Onlar bize yaklaşmayınca, biz de ısrarcı olmuyorduk. Aynı mahallede yaşıyorduk ama birbirimizi sevdiğimiz söylenemez idi. Sadece, bir şeyi anlamakta hep güçlük çekmişimdir… Her ulusun kullandığı ve onu özümlediği bir ana dili bulunmaktadır…

ANADİL EĞİTİMİ… ANADİL DE EĞİTİM…

Bunlar farklı olaylardır. Demokratik bir ülkede, eğer anadil resmi dilden farklı ise, anadilini öğrenmek herkesin hakkıdır. Bunun için, yeteri kadar talebin oluştuğu okullarda anadili öğreten seçmeli dersleri okutmak devletin görevi, özel okulların hakkı olmalıdır.

Ancak, anadilde eğitim müfredatta okutulan tüm derslerin, anadilde de oku­tulması anlamına gelir. Eğitim sadece dilin doğru öğrenilmesi, bazı bilgile­rin kazanılması değildir. Eğitim, aynı zamanda ortak kültürün, değerlerin, örf, inanç, ülkü ve tasaların, yani bir toplumu bir arada tutan öğelerin tartışıldığı ve özümlen­diği süreçtir.

Eğer, hep beraber Türkiye Cumhuriyeti şemsiyesi altında yaşayacaksak bu değerlere beraberce sahip çıkmamız gerekir. Son sözüm şudur: Bu aziz ve kutsal vatanımızın faturası yıllar önce ödenmiştir. Pay almak isteyenler varsa sermayesine verilir. Duyurulur! ULU ÖNDER ATATÜRK “TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR” diyor. İyi düşünelim…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

KADINLAR NEDİR NE DEĞİLDİR?

Kadınlar termostur: Her tartışmayı ilk günkü gibi sıcak tutarlar, bilmekte yarar var. Kadınlar kitaptır: çevir-çevir oku değil. Korsanları hemen piyasaya çıkar.

Kadınlar sigaradır: Çok zararlıdır, nedense kolay-kolay da bırakılmıyor. Kadınlar otomatik kapıdır: Ne zaman çarpacağı belli olmaz ve her alış veriş merkezinde bulunur.

Kadınlar bebektir: Önce konuşmasını istersiniz, sonra da susmasını dilersiniz. Ama bu isteğiniz kesinlikle kabul görmez. Kadınlar reçetedir: Karmaşıktır, anlaşılması zordur, ama mecbur kalırsınız.

Hepsi bu kadar değil ya, bugünlük böyle olsun…

Günün Sözü

Her Ulusun Kullandığı Bir Anadili Vardır!

Öcal’dan İnciler

Anlaşmak İstemeyenler, İmkânsızı İster!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here