Her Şeyin Sahibi Allah’ım!

0
53

Değerli okurlarım, Cenabı Allah’a niyaz etmenin, ihsanda bulunmanın hiçbir sakıncası yoktur. “İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü” atalarımız böyle söylemişler. Bizim kuşak şu anda ömrünün baharını yaşıyor. Kendim ve onlar adına Cenab-ı Allah’tan şunları niyaz ediyorum:

Beni yaratan Allah’ım; bana öyle bir sevgi ver ki, sadece sevdiklerimi değil, sevmediklerimi de sevebileyim. Sevgim hazinen gibi olsun, bitmesin, dolsun ama hiç taşmasın. Düşünebildiğim ve inandığım her sözü söylediğim, söyleyebildiğim için sana şükredeyim. Yıllar sonra beni anımsayanlar, “dedikodu yapmazdı, herkese iyilik yapardı, insanları ve hayvanları severdi…” diyebilsinler, ben de huzur içinde olayım.

Allah’ım bana öyle bir güç ver ki; bu gücü hakça kullanmayı ve özellikle mazlumları ezmemeye, onları mutlu etmek için kullanmayı nasip et. Herkesten çok çalışıp, herkesten çok üretmeyi, sadece aileme değil, çevreme de yardımcı olmamı nasip et…

Dağarcığım öylesine güzel sözlerle dolu olsun ki, bunları kimseleri incitmeden, kırmadan söyleyebileyim ve de onlara faydalı olayım. Gücüm, akıl fikir gücü olsun, bunlarla beraber kalemimi de daha da güçlendir, okurlarıma daha güzel makaleler yazabileyim.

Allah’ım bana öyle bir gönül ver ki, toplumda hangi noktada bulunursam bulunayım, insanlara tepeden bakmamayı, onları sevmeyi nasip et. İnsanları sevmeyi tamam da, artık kimseye âşık olmak istemiyorum. Bunu sen engelledin, demek ki öyle murat ettin.

Allah’ım bana öyle bir irade ver ki, şeytana yenik düşmeyeyim. Herhangi bir uzvumun günahıyla huzuruna çıkarma beni. Kul hakkı yiyerek, gıybet yaparak, eksik eteğin dedikodusunu yaparak, günahkâr bir kul olarak sana gelmek istemiyorum. Fakirlere, düşkünlere, engellilere yardım etmekte en önde olmak istiyorum. Yanlış olarak düşüncelerimde, yanlış adımlarımda, kötülüğe ve harama uzanacaksa elimi, derhal çekebilmemi nasip eyle, bu gücü bana ver Allah’ım…

Allah’ım bana öyle bir sabır ver ki, koşullar ne olursa olsun, insanlara hayvanlara şiddet kullanmama engel ol. İnsanlara korku veren değil, daha sevgiyle bakmamı nasip eyle. Özellikle mazlum eksik eteklilere zarar vermemeyi nasip eyle.

Yarabbi çok büyüksün, hikmetine sual olmaz, son dileklerim şudur:

Beni yaratan yüce Allah’ım;

Senden sıhhat ve afiyet, emanete hıyanet etmemek, eksik eteğe zarar vermemek, güzel ahlak, kadere rıza göstermek istiyorum. Evlat saygısızlığına ve hakaretine maruz kalmadan sana gelmek arzumdur.

Şimdi, ben ve dostlarım adına bunları istedim ya. Dualarımı kabul etmesen de ciddiye almasan da razıyım. Öyle murat etmişsindir.

Fakat sen bağışlayıcısın, hazinen geniştir. Dualarımla gözyaşlarıyla sana sığınıyorum. Günahkâr bir kulunum, senin hoşgörüne sığınıp bunları kendim ve dostlarım adına istiyorum.

Senin rızan için tuttuğum oruçları ve hayır hasenatı kabul ediyorsan bile, hiçbir problem yok. Sadece bana şunu söyle; “Sen benim kulumsun” de… Bu bana yeter… Buna da razıyım, Amen.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Din Biraz Şık Olmalı…

Değerli okurlarım, dinle iştigal edenlerin, bunu meslek edinip de devletten maaş alanların, kendilerini insanüstü görmelerini, ayrıcalıklı olduklarını çocukluğumdan beri bir türlü anlamış değilim. Dindar olmanın neden yaşam estetiğini tamamen bir kenara bırakmak anlamına gelmesi gerektiğini hiçbir zaman anlayamamışımdır. Şu saten sonra anlayabilir miyim? Bundan da emin değilim…

Bu işlerin tabi ki uzmanı değilim ama dinler tarihini okumuşluğum var. Bu kitapların hiç birinde dindar kişilere yaşam estetiğini bozucu davranışları çağrısı yapılmıyor, bunu biliyorum. Hatta tamamen aksi yönde tavsiyeler var.  Bu böyle olduğu halde dinin kurallarını titiz uygulamayı kendini itici kılmak gibi yorumlayan birçok insan var etrafta. Bu tür insanlar kılık kıyafetleriyle, basit temizlik kurallarına riayet etmeyerek, dini inanış ile birlikte gelmesi gereken coşkuyu inanışın içinden çekip alıyorlar.

Örneğin camilere giriş kuralları ve ibadet kurallarının biraz daha yumuşatılması durumunda iddia ediyorum ki, bugün camiye gitmeyen insanların, gündelik yaşamlarının doğal bir parçası olarak camilerde iç rahatlatma ve coşkuyu yaşama (joy of religious feeling) deneyini tadabileceklerini düşünüyorum.

Şehrimizde ve ülke genelinde, insanların rutin yaşamları içinde, işleri arasında kiliselere giderek birkaç dakikalığına olsa da rahatladıklarını ve huzur bulduklarını görüyorum ve onlara gıpta ediyorum.

Bayram namazları ve cumaların dışında ibadet için gidenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az. O belli günlerde de ayak kokusundan geçilmiyor. Ayakkabı ile camilere girilmeyeceğine göre, camilerde de insanlara huzurlu ve hoş ortamda rahatlama imkânının tanınması gerektiğini düşünüyorum.

Yaşamın estetiğine darbe vuran bir başka olay da, Ramazan ayında oruç tutanların, önüne geçemedikleri ağız kokusudur. Oruçlunun doğal ağız kokusudur. Aç olanın ağzı kokar.

Oruç tutmayanlar, insanların önünde yemek yememeye özen gösterirken, oruçlu olanların da ağız kokularına çözüm bulmaları gerekmektedir. Evinde oturanlara sözüm yok. Ama sosyal yerlerde çalışan oruçlular bu ağız kokusuna çözüm bulsunlar demiyorum. Çözüm var, hem de yıllardan beri.

Diş fırçalamakla oruç bozulmaz ve daha da etkilisi, ağız spreyleri vardır, onları kullanarak (sahurda) bu kokunun önüne rahatlıkla geçebilirler. Bu işe din âlileri bir el atsınlar ve kuralları çiğnemeden oruçluyken ağız kokusunu giderici yöntemleri insanlara bir an önce anlatsınlar.

Davetli oldukları iftar sofralarında, midelerini gırtlağına kadar doldurmakla olmaz, bazı konulara da eğilmeliler. Diyanet İşleri Bakanlığı’nın 5-6 bakanlık bütçesi kadar bütçesi olduğu bir gerçek. O sprey hadisesini bütçelerinden karşılayabilirler.

Hayatı paylaşacaksak, diğer insanlardan en azından kendimizin yaptığı kadar bazı şeyleri yapıp kendilerine çeki düzen vermeyi öğrenmelerini talep etmekteyiz. Bu çok zor bir iş değildir, aksine modern yaşamı da bir din şıklığı, genel tartışma başlığı altında toplayabiliriz. Bu konuları havalara girmeden, ben hoyluyum, ben boyluyum demeden görev olarak kabul edilirse her şey yoluna girer. Dinde reform şarttır. Elimizden geldiğince bunu değerlendirelim…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Yorumu

DOSTLARIMIZI SEVELİM

Hayatta pek çok insanla karşılaşırız ama sadece gerçek dostlar kalbimizde iz bırakır.

İstenmeyen şeyler, bir tehlikeyle ilgilidir. Eğer birisi bizi aldatıyorsa bu onun suçudur. Eğer aynı kişi bizi pek çok kere aldatmışsa, bu da bizim suçumuzdur.

Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar. Normal düzeydekiler sonuçları, küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar. Yani dedikodu yaparlar.

Kim para kaybetmişse, bu çok şey kaybetmiştir anlamına gelebilir.

Kim bir dostunu yitirmişse, çok kayıptadır demek mümkündür.

Kim inancını yitirmişse, hiç sağa sola kıvırmasın, her şeyini yitirmiştir.

Hatalar başkalarının yaptığı yanlışlardan öğrenilir. Kendi hatalarımızdan ders almaya kalkar, öğrenmeye çalışırsak tamamıyla yanlış olur. Çünkü ömrümüz kâfi gelmez.

Hiçbir zaman bir başlangıç ya da son yoktur. Dün geçmiştir. Yarının garantisi yoktur. Bugün ise Allah’ın bize sunduğu bir hediyedir. O hediyenin kıymetini bilelim…

Günün Ayeti

“Her kim işlediği zulmün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Maide, 39)

Günün Hadisi

“Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.” (Tırmizi, 55)

Günün Sözü

Hayata, karşıdan bakmayı bilmeliyiz

Öcal’dan İnciler

Eğer yürekliysen dedikodu yapma

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here