Gündemden..!

0
57

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Akil insanlar, geldi ve gitti şehrimize ama yankıları sürüyor. Basına kapalı süren görüşmelerin mantığını anlayamadım basın halkın sesidir oysa? Valla ben deniz yalnızca düşünüyorum akıl yürütmek için, biraz daha düşüneceğim. Fikrim var ama seyirciye  soracağım diyen yarışmacılar gibi kolaya kaçmayacağım fikrimi besleyeceğim. Ancak gördüklerim ve duyduklarım çokta iç açıcı şeyler değil. Ne akiller memnun ne de geldikleri bölgelerdeki insanlar. Oysa akiller herkesin bildiği gibi ikna turlarına çıkmış değil ve bakanın açıklamalarına göre bu iş için her hangi bir ücret almıyorlarmış. (okuduklarımın yalancısıyım) Bu bapta onlara yüklenmek bence şık olmuyor ama onlarında basına kapalı toplantı yapmaları aynı derecede şık olmadı ve kafada soru işaretleri oluştu. Yoğun bir  karmaşa var hepimizin aklında aslında. Herkesin bir sürü yanıtsız sorusu var ve önünü görmek istiyor. Bazıları da ne olursa olsun yalnızca kan akmasın diyerek kayıtsız şartsız destek veriyor bu sürece. Ben deniz yaşadıklarımdan bir şey öğrendi isem o da hayatın kayıtsız şartsız olmadığı… Ve alışveriş üzerine kuruduğudur. Aşk meşk bile bir etki tepki meselesidir. Bu yüzden hiçbir şeye şaşmayarak bende PKK’nın silah bırakması ve silahların susması taraftarıyım. Kan akmasın analar ağlamasın ve bütün akil insanlar ses sanatçıları ve şairlerden olsun isterim… Müzikle eşitlik kardeşlik barış mesajları yürekten yüreğe daha çabuk ulaşırdı çünkü… Şairlerde evrensel aşk sevgi şiirler okurlardı gittikleri her bölgede böylece konuşmadan da birbirini anlardı insanlar. Ne kadar şiirsel ve romantik mi diyorsunuz? Bence değil  tamamen  mantık…

& & & & &

Ve mantık yürütebilecek kadar dingin olduğum için şükrediyorum. Sabahtan beri bilgisayar başındayım internet bir garip!!! Tonlarca ağır!! Yerinden oynamıyor bilgisayarda onun gibi ağır, o da saniye başı donup duruyor defalarca resetleyip çıktım defalarca yeniden başladım… Oflarımdan puflarımdan dağlar bile etkilendi ve ben yeniden başladım bir şey yokmuş gibi. Valla çok dinginim çok!!!

Bu teknoloji beni deli edecek. Ya da etmiş. Millet Mars’a gitmek için kuyruk olmaya başladı bile Amerikalılar ve Japonlar gidecek olanların rüyalarının bile MR’nı çekiyorlar. Ve millet fiber netten bahsediyor bizse günlerdir ağır aksak kağnı misalli yürütüyoruz işlerimizi. Birde yazımı gönderirken var ya resmen sabır dilencisi oluyorum ama değiyor ve geliyor ha garip ama geliyor sabır üzerime, nasıl ama elim yüzümde dalıyorum, ne zaman keyfi gelecek ve yazıyı gönderecek diye artık sinirlenmek ya da acele etmek kendini paralamak yok. (şu an iki güvercin içeri girdi çalışma odama balkondan, ortalıkta dolanıyorlar bilgisayarımı hiç ses yapmadan kullanıyorum onları ürkütmemek için. Valla illa bir güzellik geliyor ya gönlümü almak için hayatıma ne diyim işte, özel bir kulum ya!)  Ve şimdi sabır taşına döndük sabrede, sabrede karanlıkta dolana, dolana sinirleri kırdıra, kırdıra.

& & & & &

AK parti  Milletvekili Sayın Orhan Karasayar gazetemizi ziyaret etmiş. Her zaman kibar ve sohbeti iyi bir insandır Sayın Karasayar. İş yapma kapasitesi de. Üstelik  alçak gönüllü  bu özelikleri ile sanıyorum sevenleri de çok. Gazetemizden aldığım haberlere göre İskenderun belediyesine talipmişler AK Parti olarak. Tabi olabilirler. Birçok partiden de talipler olacak kuşkusuz. Onları da dinleyeceğiz. Ve hepsine başarılar dileyeceğiz sonrada güçlü olan kazansın demeyeceğiz iyi olan kazansın diyeceğiz ve bunun için çalışacağız.

& & & & &

Ve sevgili okuyucularım şimdilik hoşça kalalım demek istiyorum çünkü sözü Konfüçyüs’e bırakacağım. Sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik için kalalım… Yase

& & & & &

Konfüçyüs, öğrencilerine ders veriyordu. Sınıfa elinde dar uzun bir vazo ile geldi. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde de bir elma vardı. Elmayı vazonun içinde koyduktan sonra, vazoyu yere bıraktı ve şöyle dedi; “-Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir.”

Öğrencilerden biri atıldı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalıştıkça elma elinden kaydı. Bir de elini vazoya sıkıştırdı, bağırmaya başladı: “Elimi çıkaramıyorum!”

Konfüçyüs; “Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın.” Öğrenci biraz daha uğraştı, elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecburen bıraktı. Elini vazodan çıkardı. Konfüçyüs’a sordu: “Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?”

Konfüçyüs, “nasıl olacağını göstereyim” dedi ve vazoyu ters çevirdi. Elma kendiliğinden vazonun içinden yuvarlanıp çıktı. Öğrenciler çözümün bu kadar basit olması nedeniyle gülmeye başladı.

Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek dedi ki: “Göründüğü gibi basit değil, bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Cahillik aklın gecesidir, ama aysız ve yıldızsız bir gece…

Akıllı insanlar kendilerini heyecana kaptırmazlar: faziletli olanlar kuşku içinde olmazlar; cesur olanlar hiçbir şeyden korkmazlar. Konfüçyüs

Günün Şiiri

Acıya Kurşun İşlemez

Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır

Çığlıklarla parçalanmış uykularda

Buruşturulup atılmış aşklarda

Ve çalınmış mutluluklardadır

Ses ile yürek

Büyük rüzgârların o yanık şarkısı

Hâlâ yükselir içimizden dağılır

Coşkunun doruklarında sürer yankısı

İlk kurban adanırken bir nehire

Korkunun ilk nişanında başlamıştır

Gözyaşının ilk damlasından kalma

Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne

Kanla yazılan yasalarla

Açlığın otağ kurduğu sabahlarla

Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir

Acıya kurşun işlemez artık

Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

Yok bundan böyle ter yarası

Zincir tutsaklığı ve sabır

Kırbaç yalvartması sessizliğin

Can pazarı ve kahır yok

Her şey yaşanan şu gün gibi gerçek

Adımız halk olduğu günden beri

Bir direnç olmuştur bizde sevinçler

Şimdi acının her kuraklığında

Onlar

Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

Boşuna değil bu ölürcesine sevmek

Ve ölürken bile yürümek

Boşuna değil

Hep yatağı olduk tarih ırmağının

Yenilgilerle durulmanın

Zaferlerle köpürüp kabarmanın

Ama hiç bir zaman

Anası olamadık geçmişi doğurmanın

Yıldızlar ve sular tanıktır bize

Aç ve kavruk bir memeden

Direnmeyi yudum yudum emen

Bir çocuk gibi öğrendik

Ve direndik

Ordular kurduk türkü renklerinden

Bütün ağıtları bir hücumda yendik

Acıya kurşun işlemez artık

Biz yaşamayı zulümsüz sevdik

Adnan YÜCEL

 

Giderayak

Kalkıyorum.

Yolcu yolunda gerek.

Bana şöyle

eski yüzlü,

epey hırpalanmış,

yamalı da olsa,

bir sevgi bulsanız.

Bütün istediğim

Bu soğukları çıkartmak.

Ahmet CEMAL

Günün Fıkrası

AKŞAMDAAAAAN AKŞAMA

Zaptiyebaşı yolda çakırkeyif rastladığı Bektaşi’yi çevirmiş ve kükremiş: “-Söyle bre zındık, namaz vakti cami mihrabında secdeye vardığın olur mu?” Erenler çok hızlı ve çok vurgulu bir biçimde cevaplamış: “-Her bayram, her bayram.” Zaptiyebaşı bu kez: “-Peki ey kafir, şarap zıkkımlanır mısın?” diye sormuş. Bektaşi suçüstü yakalanmış olmasının ürkekliği ve yalana başvurmanın faydasının olmadığının farkına vararak, eliyle küçümseme işareti yaparak yanıt vermiş: “-Eh, akşamdaaaaan akşama.”

Günün Sözü

Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa; ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarların için hiç kimseyi satma.

BALZAC

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here