Gülmek Kişiyi Gençleştirir!

0
157

Değerli Okurlarım, bugüne kadar gülme terapisiyle ilgili çok yazdık, hep teşekkür aldık okurlarımızdan. Doğruluğuna inandığımız hususu derhal sizlerle paylaşıyorum. Şüphem olduğunda da mutlaka bir uzmanına danışıyorum.

Kuşkusuz herkesin günü güzelleştirmek için geliştireceği yöntem, onun karakteriyle orantılı olarak farklılıklar taşıyacaktır. Gülerken bazı şeyleri önceden düşünmemizde mümkün değildir. Gülmek aniden yapılan bir reflekstir. Gülmemize engel olmak için ağzımızı burnumuzu sıkmamak, ortam itibariyle gülmemiz gerekiyorsa hakkını vermek gerek.

Gülmek “TİK” gibi bir refleks demiştim. Bu hadise insan sağlığı açısından çok önemli, elzem bir şok olduğuna inanıyorsak, bir sistemini bulup adabı ile gülmeyi alışkanlık haline getirmek şart. Aslında günlük bir gülme kotası oluşturmak sanıldığı kadar zor bir iş değildir. Bütün mesele en azından gülümsemeyi sağlayacak, rahat bir yaşam biçimini tüm boyutlarıyla benimsemek ve ortaya çıkacak gelişmelere farklı gözle bakmak önem kazanmaktadır.

Gülmeyi tetiklemek için, mizah dergileri, fıkralar okumak, Hababam Sınıfı’nı izlemek (Rahmetli Kemal Sunal’ı rahmetle anıyorum) yeterlidir. Öğrencilik yılları da hatırlanabilir. Kahkaha ile gülünecek çok anlar olduğunu söyleyebilirim. Örneğin, bizim bir tarih hocamız vardı, adını hatırlamıyorum ama taktığımız lakap hiç aklımdan çıkmıyor. Her yazılı da “Kimse kopyaya tevessül etmesin, mert adamımdır, kimseye zarar vermem…” derdi. Sonunda o muhterem hocamızın nam-ı diğeri “MERT OĞLAN” oldu. Sınıfa girdiği zaman gülmemek için kendimizi zor tutardık.

Uzmanlar da şöyle diyorlar:

“…Gülme, insanın doğumunu izleyen bir kaç gün içinde kazandığı bir özelliktir. Farklılıklar daha sonra kişilikle birlikte ortaya çıkar. Klasik bir gülüşün, yani dudakların açılıp kapanmasının süresi yaklaşık yedi saniyedir. Bu uzmanların kabul ettikleri gülme ünitesidir…”

Hayvanlara gelince; onlar insanlar gibi gözyaşı dökebiliyorlar da, gülmeyi bir türlü beceremiyorlar. Kurt köpeğim “CO” bir defasında benim için gözyaşı dökmüştü. Maymunlar ise güldüklerini sanırlar, onların ki gülmek değil.

Demek ki, gülmeye en fazla ihtiyacı olan insanlar ki, Cenab-ı Allah gülmeyi insanlara lütfetmiş. Kadınlarımız mı? Gülmeyi de, ağlamayı da çok iyi becerirler. Hele bazen durup dururken öyle bir gözyaşı dökerler ki, şaşırıp kalırsınız ve de her şeyleri o gözyaşlarında saklıdır. Onlara helal olsun!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Dünyada Unutulmayanlar…

Değerli Okurlarım, Yaşamı; olduğu gibi kabul etmezsek eğer, anlamsız bir yığın sorunun belki de hiç olmayacak yanıtlarını arar dururuz yıllarca ve elbette bulamayız da, kendimizi mutsuzluğa mahkum ederiz. Bir dilberle mutlu bir yaşamın vardır, bunun sonsuza dek böyle devam edeceğini düşünürsün. Trafik canavarı bir anda hayallerini karartır, yaşamın allak bullak olur, kendini yıllarca değersiz bir insan gibi görürsün.

Kendine sık-sık “Neden böyle oldu” diye sorar durursun. Oysa bu sorulacak soru değildir, gazete kâğıtlarının altındaki sevgili renkli gözleriyle sana son kez bakarken…

Nedeni ne olursa olsun, geldiğimiz nokta budur, yapacak hiç bir yoktur geçmişle ilgili. Şimdiyi ve geleceği düşünüp, projeler üretmekten başka elimizden bir şey gelmez. Şu ana kadar kimin elinden bir şey gelmiş ki? Evet, bir zamanlar çok mutluydunuz, hiç bitmeyecekmiş gibi yaşadığın güzel bir ilişkin vardı. Şu anda, o ilişkinin sözünü bile edemiyorsunuz, bir anda yok oldu!

Durumu kabullenmek, kendi durumuna göre taktikler üretmek ve bu şart. Mutlaka zamana uyman gerekiyor. Başka türlü düşünmek sadece zaman kaybıdır, kendine eziyet etmektir. Kendi değerini görmezden gelmektir. Kendini üzerek en değerli hazinen olan zamanını yitirmektir.

Sonuç olarak, “Tamam kardeşim, bu iş buraya kadarmış” ve yoluna devam et… Ya öyle mi? Bu düşünce tarzın da bir mantıksızlık olmasa bile, benim anlayışımda ahde vefasızlık vardır, bir dilberin anısını görmezden gelmek yatmaktadır.

Bir bakışı, bir dokunuşu unutamayız bazen, yıllar yılı gelir bizimle. Bir gülüş de öyledir! Ne zaman aklımıza gelse, doldurur içimizi ılık-ılık bahar güneşi gibi. Bazen bir elin sıcaklığı düşer aklımıza, bazen bir akşam vakti çıkıp gelir, bazen kırmızı şarap eşliğinde birbirinin gözlerinin derinliklerinde dalıp gitmeler. Sıkı kucaklaşmalar akla gelir bazen. Onunla yaşadığın çok keyifli muhabbetler canlanır gözlerinin önünde bir an. Attığın kahkahaların, sansürsüz konuşmaların…

Bazen de çok erken kaybettiğinle baş başa kalırsın gecenin sessizliğinde ve de sakin bir yerde. Acıların yeniden depreşir, boğazına bir şey düğümlenir, yutkunmak bile zorlaşır o anlarda… Bazen de ardında büyük yıkımlar bırakan bir ayrılık anı kaplar ruhunu kara-kara bir bulut gibi. İçin buz keser, duyguların senin değildir sanki. Ve o anın ve de o ayrılığın tek faili senmişsin gibi düşünürsün bir an. Hayatın sana adil davranmadığını da düşünürsün olmadık zamanlarda.

Ve… Nedenini Tanrı’ya sorarsın içinden, biraz da sitemle… Kimselerin böyle sıkıntıları yaşamaması için ve O’nun hatırına dua eder, secdeye varırsın bir gece vakti. Yaşamda böyle üzücü olaylar yaşanıyor maalesef. Kişi hayattan göçünceye kadar unutmayacağı…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Müslüm Gürses’i Özledim…

Yüce Dağ’da olsaydım’ı söylerdi ki,

Simsiyah Duvar Olasınız Gelir…

Bir ‘Ah Hüseyin’i söylerdi ki,

Kendinizi Kerbela’da Sanırsınız…

Bir ‘Senden vazgeçmem’ söylerdi ki,

Dolunayı Parçalarsınız Gelir…

Bir ‘Haydar Haydar’ı söylerdi ki,

Kendinizi Semalarda Sanırsınız…

Bir ‘İtirazım var’ı söylerdi ki,

Sanırsınız Yaradan Üzülecek…

Bir ‘Olmadı Yar’ı söylerdi ki,

Kendinizi Jiletlemeyi düşündürdünüz…

Bir ‘Paramparça’yı söylerdi ki,

Paramparça Olacağınızı Düşünürdünüz…

Bir çiğköfte yerdi ki,

Sanırsınız Kıtlıktan Çıkmış…

Bir rakı içerdi ki,

Sanırsınız Dört Kişinin Yerine İçiyor…

O dostumdu, O’nu gerçekten çok özlüyorum. Rahat uyu Müslüm, mekânın cennet’tir inşallah…

Günün Sözü

Gülmek Aniden Yapılan Bir Reflekstir.

Öcal’dan İnciler

“Kardeşim Bu İş Buraya Kadarmış” Dersin Ve Yoluna Devam Edersin!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here