EVLAT KOKUSU, CENNET KOKUSUDUR…

0
207

Değerli Okurlarım, Yüce Yaradan, çocuklarımızı (Allah acılarını gös­termesin) öylesine güzel, tatlı, sevimli yaratmış ki, bu güzelliklere Cennet kokusunu da ilave etmiş. Evlat mis gibi kokan bir çiçek gibidir. Bu kutsal nimetin kıymeti bi­linmezse, ona gereken ihtimam gösterilmezse elden gider. Güzel kakan bu kut­sal nimeti isyan, inkâr, günah bataklığına atarak soldurmamalı, çirkin kokma­sına neden olmamalıdır.

Evlatlarımızı ışığını etrafına saçan bir mum gibi yetiştirmeliyiz. Za­ten İsa Aleyhisselam da (muhtemelen bunun için söylemiştir) Elinizdeki yanan mumu, şamdana koyun da, herkes aydınlansın, buyurmuşlardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed; Allah’u Teâlâ’dan hayırlı evlat istedim. Bana kız çocuklu insan etti, buyurmuşlardır.

Her nimet, insana emanet olarak verildiği gibi, evlat da, ana-baba elinde bir emanettir. Çocuklarımızın temiz kalpleri kıymetli bir cevher gibi­dir, her şekle sokulabilir. Verimli bir toprak gibidir, ekilen tohumlar hemen meyvesini verir. Allah’u Teâlâ’nın emirleri kusursuz öğretilir ve yapmaya alış­tırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Bu saadete analar babalar ve öğret menler de ortak olurlar. Aksi halde, analar da, babalar da, öğretmenler de Yüce Yaradan’a karsı sorumlu olurlar.

Bugün neden böyle hassas ve iç burkucu konuya girdiğimi anlamış deği­lim ya, muhtemelen çocuklarımı özlemişimdir, öyle de olabilir. Ancak, yazan için de, okuyan için de, sakıncalı bir durum olacağını sanmıyorum. Ortalamasını aldığımızda bütün âlemler için geçerli ve uyulması gereken bir konu…

İnsanların, Allah’u Teâlâ’nın rızasına, sevgisine kavuşturan yol insa­nın kalbidir. Kalp yaratılışında temiz bir ayna gibidir. Topluma faydalı ol­mak, iyi ahlaklı, terbiyeli bir insan olmak, kalbin temizliğini, cilasını ar­tırır.

Terbiye dedim ya, biraz açalım dilerseniz; Terbiye, (nezaket de) her zaman için merhametten de, cömertlikten de, içtenlikten de, zenginlikten de, başarıdan da daha fazla güvenilir bir hadi­sedir. Tıpkı hak yememenin ve karşısındakine eşit şans tanımanın, hayatımız­da (Hele günümüz de) adalet kavramından daha yalın ve önemli olması gibi.

Bütün o gösterişli, adı büyük değerler baskı altına girdiğinde, türlü mantık oyunlarıyla çözülüverirler. Günümüzde yüzlerce örneği mevcut ama “Terbiye Terbiyedir, Öyle Kalır…” Çocuklarımıza bırakacağımız en önemli miras “TERBİYE” olmalıdır.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

ÜLKEMİZDE GELİR DAĞILIMI…

Değerli Okurlarım, o kadar çarpık bir düzen ki, hangisinden söz edece­ğimi bilemiyorum. Eğitim, yargı, TSK ve diğer kurum ve kuruluşlar. Bu kurumlarda herkes yaptıkları işleri maaşları karşılığında icra ediyorlar.

Maaş deyince hemen çağırışım yaptı. Çalışanların maaşları nasıl? Dir­sek temasında mı? Yoksa aralarında uçurum mu var? Büyük bir uçurum olduğunu sanmıyorum ama geçenlerde elime bir maaş çizelgesi geçti. O ana kadar bilmi­yordum ve öğrendim.

Biliyorsunuz, öğretmenlerimiz deyip de, yere yurda koymadığımız baş tacı ettiğimiz var ya, Normal hizmette ki bir öğretmenin maaşı 1.290 TL. Ikına sıkına idare eder ve aç bırakmaz. Kafası sakin olmayan bir öğretmen, öğrencilerine ne verebilir ki? İşte bunu düşünemiyoruz nedense. Ama seçim arifesinde “Eli öpülesi öğretmenlerimiz sizler çok yaşayın” demeyi hiç ihmal etmiyorlar.

Ülkemizde öğretmenlerin ve birçok kuramlarda çalışanların aldıkla­rı maaşlara karşın, zavallı milletvekillerinin 11.000 TL maaş alması çoğun­lukla normal karşılanıyor. Neden mi? Seksen milyonluk Türkiye’de kağıt üzerinde 550 milletvekili bulunmakta. Mecliste hepsini bir arada bulmak mümkün değil ya, orası önemli değil. Anlat­mak istediğim bizim seçtiğimiz 550 insanı bir türlü içimize sindiremiyoruz. Bu da bizim yanlışımız.

Oysa onların nasıl çalıştıklarını, yırtıcı bir kaplan gibi görev yaptıkla­rını çıplak gözle göremiyoruz ama, maalesef TV’lerde görebiliyoruz. Nasıl cansiperane çalışıyorlar değil mi? Onlara 11.000 değil, 111,000 lira verseler yi­ne de az. Hepsi de dürüst ve özverili. Sorun bakalım hangisinin gemisi var?

Kimsenin maaşında gözümüz yok da. Bir meslek dalı var ki, kâğıt üzerinde 550 kişi gözüken ama mecliste topyekûn göremediğimiz ama bizleri temsilen orada bulunanlara karşın; Onkoloji ya da, daha çok telaffuz edilen kanser bilimi… Kanser dedikten sonra anlayacağınızı biliyorum.

Efendim, Medikal Onkolog olmak için, 6 yıl tıp fakültesi, 5 yıl dahiliye uzmanlığı (2 yıl mecburi hizmet) 3 yılda medikal onkoloji yan dalı okuyorsunuz. Bir medikal onkolog olmak için en azından 15 yılınız bu şekilde gidiyor. Bu kadar okuyup didindikten sonra medikal onkolog olmaya hak kazanan kişinin çok yüksek bir maaş alacağını düşünüyorsunuz değil mi? Hiç de düşündüğünüz gibi değil. Hepsi 3 bin TL.

Sözde bizleri yönetenlere 11 bin TL hayatımızı kurtaranlara 3 bin TL. Bunlar maaş dağılımındaki adaletsizlikler… Kesinlikle fark edilmiyor! Bedava yaşam, beleş emeklilikten faydalanmalarına karcın hepsi 550 kişi. Ülkemizde kaç tane medikal onkolog var biliyor musunuz? Hepsi 300 kişi. Ya­ni onların yarısı kadar!

Cumhurbaşkanımıza helal olsun. Şike olayında olduğu gibi, mecliste ense yapanların ya da uyuyanların zamlarını veto etti. Meclisten aynı şekilde geleceğini bile bile veto ediyor. Delikanlı adam vesselam… Böyle cumhurbaşkanı her zaman lazım! Görev süresini katlasalar ya da tekrar yedi yıllığına seçseler ne olur biliyor musunuz? Söylemem… Zaten biliyorsunuz…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Erkek İçin Evlilik Nedir?

Akrabaların ikiye katlanması demektir. Kadının akrabası daha önemli… Genel olarak, ana baba sayısının artması anlamındadır. Pin kodunuzu karınızın da bilmesi demektir. Kararlarınızı onaylatacağınız bir makam oluşturmanız demektir. Kesinlikle kendinize ait bir yorganınızın olmaması anlamındadır. 14 Şubat’ı sevgilinizden ayrı geçirmektir.

Talimat denen şeyin sadece amirden alınmayacağını öğrenmek demektir. Eşinizin müfettişlik ve hafiyelik gibi işlere yatkın olduğunu öğrenmeniz demektir. Attığınız her adımın size dırdır olarak dönmesi demektir.

Hayallerinizin, ideallerinizin, plan ve programlarınızın, yatağınız gi­bi çift kişilik olması demektir. Her şeyi ikiye bölmek, buna karşılık masrafları ikiyle çarpmak demek­tir. Öyle ya, kaynana, kayınbaba, baldız, hain birader falan, kolay mı?

Günün Sözü

Elinizdeki Yanan Mumu Şamdana Koyun da, Herkes Aydınlansın!

Öcal’dan İnciler

Çocuklarımıza Bırakacağımız En Önemli Miras “Terbiye” Olmalıdır.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here