Cumhuriyet Sevinci Her Yerde…

0
107

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah. Cumhuriyet bayramı bütün yurtta büyük bir coşku ile kutlandı. Guruluyuz, sevinçliyiz, ulusça birlik ve beraberlik içinde olmanın bütün dayanılmaz hafifliğini yaşıyoruz.  Burukluk ve acı ile sınanmamıza rağmen. Her zaman söylüyorum. Bir başka özeldir cumhuriyet benim için… Cumhuriyet  çocuğu olduğum için zahir? Ve bu yüzden törenleri kaçırmam ve okulumuzun bahçesine her fırsatta göz atıp çalışmaları izlemem… Bayram günü de erkenden uyanırım. Yüreğimde kımıl, kımıl Cumhuriyet düşüncesi ve sevgisi ile.

Bu yılda aynen böyle uyandım ve bu kez yanımda kardeşim vardı. Sırf benimle bayramı kutlamak için gelen. İlk önce Anıta çelenk koyma törenine gittik büyük bir kalabalıkla. Askeri, sivili, vatandaşı, seçilmişi, atanmışı, öğrencisi,  öğretmeni, velisi  oradaydı. Herkes herkesle selamlaştı, birbirinin bayramını kutladı. Her kutlama bana katlanarak geliyordu. (hiç alçak gönüllülük yapmayacağım bu konuda) Havada esen o yumuşacık nahif hava, herkesin gözüne duygu gözyaşı olarak yansıdı. Yani en azından bizim yanımızdakilerin ve gözlemlediğim katılımcıların ki hiçte az değil sayıları. Bütün gün bu nahif duygu dolu hava sürdü gitti. Çok uzun zamandan beri hiç bu kadar hafif algılamamıştım kendimi.

Ertesi gün bayram, yani Cumhuriyet bayramı… Yani  saltanatın (padişahlık) yerine halkın kendi kendini yönettiği, bir yönetim şeklinin kurulduğu gün. Bayram olarak gençlere  ve halka  armağan edilen kutlu günün bayramı… Sabahın erkeninden ayaktayım, ömrümde ilk kez ayın batışını izledim. İlk kez izlediğim bu görüntü dilimi lal etti damağımı kuruttu. Sanki günün başlangıcı güneşin batışı ile başlamış! Nasıl olur diye dikkatle baktım göğün ufukla birleşen noktasına. Ay kocaman, güneş kadar. Ve kızıl aynen güneşin çekilirken oluşturduğu kızıllık gibi. Gökyüzü bu kızıllıkla yer, yer sanki bir çocuk boyayı öylesine savurmuş gibi.  Darmadağın bir kızıllık ve nefis bir morlukla sıvanmış!

Daha önce böyle bir şey görmedim yalanım yok. Yani  en çok ayın dağların ardından çıkışını ya da orda kayboluşunu izlemişimdir ki onlarda harikulade görüntülerdi. Ancak cumhuriyet  bayramı sabahı  saat 04.30  ile 05 arası  izlediğim manzara hepsinden çok ama çok özel ve değişikti. Sabahın o saatinde beni uyandıran güç demek bu manzarayı izlememi istemişti. Kutlu olan bu günde! Gökyüzüne bakıp şükrettim benden bu güzelliği esirgemeyen yaratanıma.

Ayın tamamen çekilip gidişini izledim ayakta dikilerek. Sabahın seherinde. Aynen güneşin batışını izlediğim gibi. Yeni uyanan kardeşim beni  bulamayınca terasa çıktı ve ben hala orda öylece duruyordum. Nasıl bir manzara kaçırdın anlatamam dedim. Görmen lazım.

Ve Cumhuriyet bayramı günü (Milli, manevi ve bedenen doğuşum). Sanki böylece günün ilk saatlerinden başlayarak kutsandı. En azından ben böyle algıladım.

Ve sevgili okuyucularım. Bayram günü yine her taraf doluydu, katılım fazlaydı ve yürekler yine aynı duygularla atıyordu. Cumhuriyetin neler pahasına elde edildiğini düşündükçe  ona sahip olmanın ne derece değerli olduğunun ayrımında olmak, bayrama katılımı ve coşkusunu artırıyordu. Gün içinde bazı istenmeyen olaylar olmasına rağmen bayram coşkusu büyüktü.

Küçük büyük sokaklardaydı. Ufak tefek olaylara rağmen bu güzel, birlik ve berberlik havasını kimseler bozamadı bozamaz da… Sağlık ve sevgiyle kalın sevgili okuyucularım. Yase

Günün Şiiri

ELLİNCİ YILI MARŞI

Müjdeler var yurdumun toprağına, taşına;

Erdi Cumhuriyetim elli şeref yaşına!

Bu rüzgârla şahlanmış dalga dalga bayrağım;

Başka bir tuğ yaraşmaz Türk’ün özgür başına.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;

Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.

Yılları bir çığ gibi aşarak hafta hafta,

Koşuyoruz durmadan kadın erkek bir safta..

Elimizde meşale; ilke ilke Atatürk,

Işıklarla donattık ülkeyi her hafta.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;

Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.

Aynı kandan feyz alır bunca toprak, bunca taş,

Kılıç tutan bilekler, verdi sabanla savaş.

Tekniğin dev nabzında her adım, her dakika,

Çarklarda aynı tempo, yüreklerde aynı marş.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;

Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.

Biz yürekten bağlıyız elli yıldır bu yola;

“Yurtta barış” ilk hedef, “Cihanda sulh” parola.

Koparamaz hiçbir güç bizi millî birlikten;

Atamızın izinde koşuyoruz kol kola.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;

Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.

Yaşasın hür ulusum! Soylu gencim, benliğim!

Yaşasın şanlı ordum, sarsılmaz güvenliğim!

Ersin elli yıllarım nice mutlu çağlara;

Örnek olsun cihana devletim, düzenliğim!

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;

Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…

Bekir Sıtkı ERDOĞAN

 

YAŞASIN CUMHURİYET

Gölköy adında bir köy varmış Gelibolu’da,

Televizyonda gösterdiler geçen gün.

Gelenek edinmiş köy halkı,

“Ben kendimi bildim bileli bu böyledir”

Diyor muhtar.

29 Ekim’de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını..

Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi,

Kirvesi tutmuş kolundan,

Yatırdılar bir kamp yatağına,

Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi

Elinde bıçağıyla,

Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:

“Yaşasın Cumhuriyet” diye

Korkarım bu, sade Gölköy’lülerin değil, umumumuzun,

Sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de

Düştüğü bir tarihsel yanılgı,

Çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet…

Can YÜCEL

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here