Değerli okurlarım, yürümenin raconunda çok şeyler bulunmakta ve yatmaktadır. Dikkat ederseniz, aşk ile yürüyelim diye yola çıktık, yavaş da olsa, dünyanın yolunu kat ettik. Zaten, siyah inci dediğimiz zenciler de, bu işe önce yürüyerek başlamıyorlar mı? Daha sonra da işi büyütüp uzun mesafelerin geçilmez atletleri olmuyorlar mı?
“…Onlar yüksek coğrafyada, az oksijenle yaşadıkları için alçak rakımda, bol oksijenli ortamlarda çok rahat koşarlar ve genetik ciğer ve kas yapıları da ayrı bir avantajlar…”
Evet, dün de aynen böyle söylemiştim. Onlar yoksul ülkelerin yoksul insanları olmalarına rağmen, doğup yaşadıkları koşulların avantajlarıyla rekorları kimseye bırakmamaktadırlar. Bunları da söylemiştim.
Efendim, özellikle, Orta Afrika insanlarının duçar olduğu açlık ve yoksulluğun yanında, kırım boyutuna ulaşan hastalıklar da mevcuttur. Zengin ülkelerin kişi başına düşen ulusal gelirleri bizi hiç de ilgilendirmiyor. Fakat oradaki bir milyardan fazla insanın günde bir dolardan daha az bir gelirle yaşam savaşı verdikleri, bütün insanları ilgilendirmelidir.
Her yıl bir milyon Afrikalı çocuğu ölüme götüren sıtmayı gerekli olan aşı parası bile bulunamıyor. Kanlı canlı beyaz atletlere, tur üstüne tur bindiren bu rekortmenlerin sorunlarına kimse eğilmiyor. Oysa dünya ülkelerinin askeri harcamalara ödediği dolarları telaffuz ederken dudaklarımız uçukluyor.
Yürüyüş halindeyken, şunu da anlamakta güçlük çekiyorum. Dünya insanları, gözlerinin önünde ölüp giden insanların arasından ölümle yaptığı savaşı kazanıp gelen bu atletlerin bu başarısını utanmadan sıkılmadan alkışlıyorlar.
Yürürken ya da televizyonda uzun mesafe koşularını izlerken gözlerim buğulu hep bunları düşünüyorum. Siyah incilerin hedefe koşarken gösterdikleri o yüksek performansı ve sonunda ipi göğüslediklerini gördüğümde, inanın üzüntüm biraz olsun hafifliyor.
O iskelet gibi insanlar, zenginler dünyasından almayı becerebildikleri tek intikam da sanırım bu olmalı. Onlara nal toplatmak, dereceye bile sokmamak. Biz, aşk ile yürümeye devam edelim beyler. Kimse karışamaz. Ayak bizim, bacak bizim, zaman ve hedef de bizim. Devam!
Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA




