Lefter Transfer Oldu… (2)

0
48

Değerli okurlarım, merhum Ordinaryüs’ün cennete transferiyle, yarım asrı aşkın bir zaman dilimini geride bırakarak o günleri yâd ettiğimi de samimi olarak sizlere belirtmek isterim. 3-1’lik Macar galibiyetiyle yıllarca sevindik, övündük durduk. O üç golün birisi de Lefter’e aittir. Öldükten sonra kıymet bilmek, değerlendirmek bize aittir, Türklüğün şanındandır. Bu konu da üstümüze yoktur. O merhumu baş tacı ederiz.

Ancak, biz ordinaryüs’ü daha önce de rahatsızlığı nedeniyle tam bir hafta gündemde tutmuştuk. Unutulmuş olabilir ama tarih verebilirim. Tarih: 07 Mart 2011. Başlığımız: Lefter’i Tanıyabilseydiniz! Fenerbahçe ve Türk futbolunun efsane ismi ve de Ordinaryüs’ü Yunanistan’a akrabalarını ziyarete gittiğinde rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Kamuoyuna ayağı kırıldı şeklinde yansımıştı ama sonradan damarlarında ödem oluştuğu belirtilmişti. Bu üzücü olayın üzerine Fenerbahçeli yöneticiler derhal harekete geçmiş, ambulanslı uçakla O’nu İstanbul’a getirmek için Atina’ya gitmişlerdi. Soluğu Ordinaryüs’ün tedavi gördüğü Evangelismos Hastanesinde alan yöneticiler O’na ulaştıklarında eminim çok duygusal anlar yaşanmıştır.

Aziz Başkan’ın gönderdiği formayı başucuna asan ve mutluluğunu belirten Lefter, formayı kimin getirdiğinden çok, kimin gönderdiğini tahmin etmiştir. Bu da bizim duygularımız arasında. Acaba diyorum, bizim kuşak Lefter Küçükantonyadis’i nasıl tanır? Gerçekçi olmak gerekirse, küçük bir bölümü muhtelif vesilelerle görmüşlerdir ama büyük bir bölümü gazetelerin spor sayfalarında görüp tanıdıklarından eminim. Yaşam koşullarının daha da ağır olduğu o dönemlerde bütçeye önemli bir külfet getireceğinden, arada bir sözünü ettiğim cızır-cızır radyodan maçlar dinlenirdi ve isimlere aşina olunurdu.

Özellikle, Güneydoğu’dan mevsimin en soğuk günlerinde İstanbul’a Dolmabahçe’ye maça gidenlere deli demezlerdi ama günün adamı olurdu. Haksız da değillerdi… Bilet alma ve stada girme rezaletini saymayacak olursak ki, bir makalemde şimdilerde unutulmaz bir anı olarak anlattığım o zor anlar artık yaşanmıyor. İstanbul iki günlük yoldu. Artık gerisini siz hesap edin. Bilet alabilmek için mutlaka bir gün önce orada olacaksın ve Dolmabahçe’nin çevresinde sabahlayacaksın. Aksi halde içeriye girebilmek hayal olur.

Ordinaryüs’ün ebediyete intikali nedeniyle de o zor günleri tekrar yaşadım ve bunu için de büyük ustaya şükranlarımı sunuyorum. Ver Lefter’e, Yaz Deftere… Bu slogan nerden çıktı, kim çıkardı inanın bilmiyorum. Üç büyüklere olan sevgi yurt sathına yayılmıştı ve herkesin taraftarı olduğu bir takım vardı. Mahalle arasında çimento kâğıtlarını iple bağlayıp (Gazete nerde?) top oynadığımız yıllarda Galatasaraylı olan da vardı, Fenerli olanlar da vardı. Top oynarken Fenerbahçeliler sık-sık bu sloganı atarlardı. Ben Galatasaraylı olduğum için, güzel bir çalım attığımda ya da iyi bir şut çektiğimde, bu sloganı sesli değil ama içimden söylerdim. Yani, ver Leftere, yaz deftere… Mütevazı oluşuyla, efendiliğiyle kendini herkese sevdirmişti. Yarın yine anılarla devam edeceğiz.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Lefter Transfer Oldu… (2)

Değerli okurlarım, merhum Ordinaryüs’ün cennete transferiyle, yarım asrı aşkın bir zaman dilimini geride bırakarak o günleri yâd ettiğimi de samimi olarak sizlere belirtmek isterim. 3-1’lik Macar galibiyetiyle yıllarca sevindik, övündük durduk. O üç golün birisi de Lefter’e aittir. Öldükten sonra kıymet bilmek, değerlendirmek bize aittir, Türklüğün şanındandır. Bu konu da üstümüze yoktur. O merhumu baş tacı ederiz.

Ancak, biz ordinaryüs’ü daha önce de rahatsızlığı nedeniyle tam bir hafta gündemde tutmuştuk. Unutulmuş olabilir ama tarih verebilirim. Tarih: 07 Mart 2011. Başlığımız: Lefter’i Tanıyabilseydiniz! Fenerbahçe ve Türk futbolunun efsane ismi ve de Ordinaryüs’ü Yunanistan’a akrabalarını ziyarete gittiğinde rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Kamuoyuna ayağı kırıldı şeklinde yansımıştı ama sonradan damarlarında ödem oluştuğu belirtilmişti. Bu üzücü olayın üzerine Fenerbahçeli yöneticiler derhal harekete geçmiş, ambulanslı uçakla O’nu İstanbul’a getirmek için Atina’ya gitmişlerdi. Soluğu Ordinaryüs’ün tedavi gördüğü Evangelismos Hastanesinde alan yöneticiler O’na ulaştıklarında eminim çok duygusal anlar yaşanmıştır.

Aziz Başkan’ın gönderdiği formayı başucuna asan ve mutluluğunu belirten Lefter, formayı kimin getirdiğinden çok, kimin gönderdiğini tahmin etmiştir. Bu da bizim duygularımız arasında. Acaba diyorum, bizim kuşak Lefter Küçükantonyadis’i nasıl tanır? Gerçekçi olmak gerekirse, küçük bir bölümü muhtelif vesilelerle görmüşlerdir ama büyük bir bölümü gazetelerin spor sayfalarında görüp tanıdıklarından eminim. Yaşam koşullarının daha da ağır olduğu o dönemlerde bütçeye önemli bir külfet getireceğinden, arada bir sözünü ettiğim cızır-cızır radyodan maçlar dinlenirdi ve isimlere aşina olunurdu.

Özellikle, Güneydoğu’dan mevsimin en soğuk günlerinde İstanbul’a Dolmabahçe’ye maça gidenlere deli demezlerdi ama günün adamı olurdu. Haksız da değillerdi… Bilet alma ve stada girme rezaletini saymayacak olursak ki, bir makalemde şimdilerde unutulmaz bir anı olarak anlattığım o zor anlar artık yaşanmıyor. İstanbul iki günlük yoldu. Artık gerisini siz hesap edin. Bilet alabilmek için mutlaka bir gün önce orada olacaksın ve Dolmabahçe’nin çevresinde sabahlayacaksın. Aksi halde içeriye girebilmek hayal olur.

Ordinaryüs’ün ebediyete intikali nedeniyle de o zor günleri tekrar yaşadım ve bunu için de büyük ustaya şükranlarımı sunuyorum. Ver Lefter’e, Yaz Deftere… Bu slogan nerden çıktı, kim çıkardı inanın bilmiyorum. Üç büyüklere olan sevgi yurt sathına yayılmıştı ve herkesin taraftarı olduğu bir takım vardı. Mahalle arasında çimento kâğıtlarını iple bağlayıp (Gazete nerde?) top oynadığımız yıllarda Galatasaraylı olan da vardı, Fenerli olanlar da vardı. Top oynarken Fenerbahçeliler sık-sık bu sloganı atarlardı. Ben Galatasaraylı olduğum için, güzel bir çalım attığımda ya da iyi bir şut çektiğimde, bu sloganı sesli değil ama içimden söylerdim. Yani, ver Leftere, yaz deftere… Mütevazı oluşuyla, efendiliğiyle kendini herkese sevdirmişti. Yarın yine anılarla devam edeceğiz.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

(Okuyucularımızın İsteği Üzerine Yeniden Yayınlanmaktadır)

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here