“Misakı Milli” ve Bir Tarih Okuması!

0
40

99 yıl önce bugün, 28 Ocak 1920’de, İstanbul’da, Meclisi Mebusan’da kabul ve ilan edilen altı maddelik  millî sözleşmemizdi Misakı Milli..

İlk maddesinde, “Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı tarihte milli vatanın bir bütün olduğu, işgalin kabul edilmeyeceği” son maddesinde ise; “Milli ve iktisadi alanda istiklali tam bir özgürlüğe sahip olmamızın bir hayat ve beka esası olduğu, bu sebeple siyasi, adli, mali tam bağımsızlık gerektiği” yazıyordu..

30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında, İskenderun Sancağı da dahil Anadolu, Trakya Osmanlı Türk kuvvetlerinin kontrolündeydi.. Bu tarihlerde Adana’da bulunan Mustafa Kemal, antlaşmanın memleketi işgale açık bırakan maddeleri nedeniyle hükümeti uyarmış, imzalanmasından bir gün sonra ise, Yıldırım Orduları Gurup Komutanlığına getirilmişti.. 3 Kasım 1918’de İngilizler Musul’u işgal etmiş ve İskenderun’un da kendilerine teslim edilmesini istemişlerdi.. Mustafa Kemal, bu isteğe direnerek, gerekirse silahla karşı koyacağını bildirmiş ve fakat İstanbul Hükümeti İngilizlerin baskısıyla 7 Kasımda Yıldırım Orduları Grubunu dağıtmış, Mustafa Kemal’i de İstanbul’a çağırmıştı.. Mustafa Kemal, 13 Kasımda İstanbul’a geldiğinde, 60 parça savaş gemisinin boğaza demir attığını görmüş ve o tarihi sözü söylemişti: “Geldikleri gibi giderler!”

14 Mayıs 1919’da İzmir işgal edilmeye başlamış, Mustafa Kemal milli direnişi örgütleme amacıyla 15 Mayısta İstanbul’dan Samsun’a hareket etmiş ve 19 Mayısta Samsun’a çıkmıştı.. 22 Haziranda Amasya’da; “Vatanın bütünü, milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek milli direnişin ilk bildirisini yayımlamıştı.. Devamında, 23 Temmuzda Erzurum’da, 4 Eylülde Sivas’ta yaptığı kongreler sonrasında alınan; “Milli hudutlar içinde vatan bir bütündür,  onun çeşitli kısımları birbirinden ayrılamaz. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet birlikte müdafaa ve mukavemet edecektir. Manda ve himaye asla kabul olunamaz. Kuvayı milliyeyi amil ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır” kararlarını açıklamıştı.. Özetle ‘Misakı Milli,’ Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararların, Meclisi Mebusan’da kabul ve ilan edilmesiydi..

“Zarfa değil, mazrufa bakmalı” diyordu eskimeyen eskiler kavram tahlillerinde.. Ve fakat ‘Misakı Milli’ kavramının, ‘kavramsal çerçeve’ bağlamında kuşatıcı bir niteliği olduğu da muhakkaktı tarih okumalarımızda.. Çerçeveleyebiliriz bu bağlamda İbni Haldun’un, “Olayları anlatmak yerine düşünmek gerekir. Bu da ancak, tarihsel olaylar yerine tarihsel nedenleri koymakla mümkün olur!” yargısını tarih okumalarımıza.. Çerçeveyi çivileyebiliriz, Marks’ın; “Tarihte belirleyici etken, son tahlilde gerçek yaşamın üretimi ve yeniden üretimidir” yargısıyla tarihin duvarlarına..

Bu bağlamda yaptığımız tarih okumalarımızda, tarih; ‘kronolojik’ bir bilgi ötesinde, olayları ‘neden sonuç’ bağlamında ve geçmişten geleceğe, ‘kıssadan hisse’ anlamında zihinsel arşivlerde sakladığımız bir şuur haliydi..

Milli bir şuur halimizdi mesela çelik uçlu kalemle yazdığı kitabesinde; “Türk, Oğuz beyleri, ulus işit; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu; ilini, töreni kim bozabilir?” diye soran Bilge Kağan.. Milli bir şuur halimizdi mesela, kaleminin ucunu kılıçla açarak yazdığı “Gençliğe Hitabesinde” Cumhuriyetimizin Bilge Kağan’ı Mustafa Kemal..

Mustafa Kemal, “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” diyordu 1931 yılında.. Burada “sadıktan” kastedilen anlam, öznel sadakat bağı değil, nesnel şahitlik boyutuyla “doğru sözlü” olmaktı.. Tarihin değişmez hakikatlerine şaşı bakmadan, şaşırmadan yazmak ve okumaktı yani diğer ifadeyle..

Tarihin yalnız yapıcısı değil, yazıcısı da olan Mustafa Kemal; “Biz ilhamımızı doğrudan doğruya yaşadığımız hayattan alıyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde bulunduğumuz yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir” yargısıyla okumuştu tarihi..

Mustafa Kemalce bir okumayla, son tahlilde milli bir şuur halimizdir Misakı Milli..

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here