Yöneticilerin İnadı İnat (5)

0
48

Değerli okurlarım, sporla ilgili türlü konularda sorular soran ve yanıtını da acilen bekleyen siz değerli okurlarıma teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım. Ufkumu genişletiyorlar, yoluma adeta ışık tutuyorlar, sağ olsunlar. Öncelikle, futbolun da onu izlemenin de çok ciddi bir aktivite olduğunun farkında olmalıyız. Sporseverler için bir noktaya kadar futbol bir eğlence olarak kabul edilebilir.

Ancak, alt yapısı insan olan bir grubu, sevk ve idare etmek gibi iki temel unsurun üzerine oturur ve bu iki kavramda son derece akademik donanımlar isteyen yaklaşımlardır. Bu genç insanlar yarınlarımızdır. Gençlerden ülke adına umutlu olmalıyız. Gençlerimize güvenmeliyiz.

Pembe ufuklara kanat açmak, onların varlığı ile sabittir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetimizi, neden gençlere emanet etti ki? Bunun bir nedeni olmalı doğal olarak. Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katledenler bunu bilemezler. Bu nedenlerle, onlara ve sonuna kadar güvenmeliyiz.

Gençlerimiz önceleri mahalle evresinden geçip, son yıllarda da alt yapı organizasyonunu sindirdikten sonra profesyonel futbolcu olduklarını ve daha sonraki yıllarda da teknik direktörlük, spor yazarlığı yolunun açık olduğunu bir kez daha belirtmiş olalım. Gerçi spor kanallarında emekli olmuş milli sporcularımızı görmeye başladık. Buna herkes sevinmelidir. Bir zamanlar oynadıkları futbolla bizlere hoşça vakit geçirten o kırklı yaşlarda ki insanlar, ellerinde bir şey olmayıp da dillerine vurmuşlar gibi, yine sporseverleri bilgilendiriyorlar.

Bir zamanların ele avuca sığmayan o sporcuları, ekranlarda oldukça başarılı ve anlatımları da oldukça iyi! Bir okurum soruyor; “Evvelce Nasıldı Şimdi Nasıl?” Öncekilerin çoğu Hakk’ın rahmetine kavuştu. Rahmetle anıyorum. Yaşayanlar sevgi gözle gözükür şekildeydi. İnsanların birbirine güveni tam, dış kapılar kapanmasa da olurdu. Az yenerdi ama haram yenmezdi. O zamanın politikacıları da onurlu ve gururluydu. Kutsal kitapla propaganda yapmazdı.

Spor kulüplerinin başkanları vakar ve saygındı. Genel olarak şu ifadeleri kullanırdı: “Bu maçı gençlerimizle kazanacağız… Bu gençleri yetiştireceğiz, transfere gerek yok.” Aynen böyle söylerlerdi, çok duymuştum. Teknoloji sıfırdı dersem hiç de mübalağa değil. Şu cızırtılı radyodan o kadar söz etmişim ki, televizyon seyrediyordum, ekrandan cız-cız diye sesler çıkmaya başladı. Sanırım okurum olmalı ki; “Öcal Hocam sizin zamanınızdaki cızırtılı radyolara benzedi” espri yaptı ama ben çok mutlu oldum. Açıklamaya gerek yok, anladınız çünkü.

Teknoloji önemli bir hadise! Örneğin bilgisayarla neler yapılmıyor ki insanlar oturdukları yerde işlerini hallediyorlar. Biraz tembellik oluyor ama yapacak bir şey yok. O dönemin parası çok kıymetliydi. Alın teri derlerdi, kıyamazlardı boşuna harcamaya. Şimdi altyapılar olsa bile, bavul dolusu dolarlar savruluyor. Yıllardan beri nefes tüketiyoruz ama bu konuda başarılı olamıyoruz. Belki yarın, belki yarından da yakın. Yine de kendimizi başarılı sayarız.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here