Yeni Yıl ve Beklentiler

0
195

Değerli Okurlarım, yeni yıl nedeniyle sizlere sunduğum bu sanat yazım­da sizleri yarım asırdan fazla gerilere götüreceğim. Bakalım o dönemlerde insanlar yılbaşını nasıl algılıyor ve de nasıl karşılıyor. Büyük bir kesim yılbaşının ne olduğunu bilmezdi. Yılbaşı denilince ga­rip garip bakarlardı insanın yüzüne. Belli bir kesim bilirdi ya, bilmezden gelirdi. Onlar için yılbaşı kut­lamaları günahtı, gavur icadıydı.

Israr etmemekle beraber, sayılarının az olduğunu düşündüğüm ailelerde, günümüzde olduğu gibi, yılbaşı için hazırlık yaparlardı. Bu uygar ailelerden birisi de bizdik. Çok küçük olmama ve bazı şeyleri fark edemesem bile, hindi alınması bir delildi benim için. Alt katta ev sahibimiz otururdu. Bir defasında; “Rezme Hanım bu hayvanı nediciğiz” demişti. Hiç unutmuyorum, Anam rahmet­li, balkondan ona ve diğer kadınlara yarım saat nutuk atmıştı. O kültürlü ka­dın 30 yaşında Hak’kın rahmetine kavuştu. Rahmetle anıyorum.

öcal sanat10

Yine o dönemden söz ediyorum… Biz, her yeni yıldan mutlaka bir şeyler bekleyenlerden değiliz. Umutsuz muyuz, her şeyden umudumuzu kesmiş miyiz? Tabi ki Hayır…

O halde, yeni yıldan neden bir şeyler beklemiyorduk, ya da yeni yıla neden önem vermiyorduk? Çünkü ne yılbaşı gecesinin, ne de yeni yılın ilk günü­nün insanın hayatında önemli olduğuna inanmıyorduk da ondan.

Ne yılbaşı gecesinin diğer gecelerden farkı vardır, ne de yeni yılın ilk gününün, diğer günlerden… Sadece Milli Piyango’dan ikramiye kazanmanın yılbaşı ve yeni yılın ilk günü insanın yaşamında, doğrudan nasıl bir değişiklik yapardı ki? Biz Müslümanların duyguları, yeni yıla bakışı aynen böyleydi. Oysa yeni yıla mutlu ve umutlu girmenin Allah nezdinde günah sayılacağını hiç sanmıyorum. Yılbaşı Hıristiyan geleneğidir, bize ne, demenin de hiç bir esbab-ı harbiyyesi olamaz.

Merhum Peyami Safa bir makalesinde şöyle sesleniyor okurlarına; “Bir kaç sene evvelline gelinceye kadar, biz Müslümanlar için yılbaşı kelimesi, Noel, Paskalya, karnaval veya herhangi bir yortu gibi, seyircisi ve yabancısı olduğumuz bir alemin günlük ve odağacı kokan alacakaranlık ayinle­rinden farksızdı. Bir kaç senedir bir de baktık ki, medeni sebeplerle benimsediğimiz bu yılbaşı da, Noel gibi Hazreti İsa şerefine, İncil’in yasak ettiği günahları işlemeye dünyanın her yerinde vesile teşkil eden hoş bir eğlence imiş.” Biz de bu vesile ile Üstadımızın ruhunu şadetmiş olduk.

Batılı olmayı çam ağacı süslemek, yılbaşında eğlenmek sananlar hep olmuştur. Nedeni ise çok basittir. Yılbaşında çam ağacı süslemek mi kolaydır, çılgınlar gibi eğlenip yılbaşını kutlamak mı? Yoksa çağdaş dediğimiz Batı’nın temel değerlerini, demokrasiyi, insan haklarını, kültürünü, temiz toplum anlayışını bilerek özümseyip benimsemek mi? Hangisi kolaydır sizce?

Elbette çam süslemek ve eğlenmek… Yılbaşı ve yeni yıl yobaz olmayan bilinçli insanların hayalidir. Yeni yılın geçmiş yıldan daha                güzel ve iyi ol­ması için gerçek bir sebep var mıdır; yani sihirli değnek mi dokunacak ve her şey değişecek midir?

Hayır, ama insanlar, öyle olmasını ister ve hayal ederler. İnsanlar hayal ettiği sürece yaşarlar. Yeni yılın tüm alemlere hayırlara vesile olmasını diler ve hepinizin yeni yılını yürekten kutlarım. Çalışma arkadaşlarımın Noel’ini ve yeni yıllarını kutlar, sağlıklı, mutlu ve başarılı nice yeni yıllar dilerim…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Yeni Yıldan Beklentiler

Değerli Okurlarım, şöyle bir gerilere bakıp, 40’lı, 50’li yılları anımsadığımızda, bizim kuşağın epeyce bir yol katettiğini görüyorum. Daha çok yeni yıllar göreceğimizi umut etmekteyim. Zira bizim kuşak tüm kuşakların ye­re en sağlam basanı…

Her yeni yıl, birçok olaylara olduğu gibi, bir çok beklentilere de gebe. Her şeyin güzel olmasını beklemek de, doğal olarak i insanların en doğal hakkıdır.

Yeni yılı, Hz. İsa’nın doğumu gibi milat kabul edip kendimizi yenileyerek oldukça kazançlı çıkabiliriz. Örneğin yeni dostluklar kurmayı, yeni dostlar edinmeyi, daha çok mutlu olma­yı, bol bol müzik dinlemeyi, arkadaş sohbetlerine önem vermeyi denemeliyiz. Allah’tan, bizleri hırçın, kızgın, kıskanç ve de agresif biri olmaktan, işsiz kalmaktan, mutsuz olaylarla boğuşmaktan, amaçsızlıktan, yalnızlıktan uzak tutmasını dilemeliyiz.

Sempati ve empati denizinde boğulmayı, motivasyonumuzu kaybetmek bir yana daha da artırmayı, daha çok paylaşmayı, övmeyi, övgü almayı dilemeliyiz. Bunlardan daha da önemlisi, sağlığın bize bahşedilen en değerli nimet, huzurun her şey olduğunu aklımızdan çıkarmayacağımız gibi, Yüce Allah’tan niyaz etmeliyiz.

Efendim, yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi, ne hikmetse bir kaç yıldır yeni yıllarda, yani yılbaşı geceleri sürekli aynı özlemi duyuyorum. Çocukluğumu ve de çocukluk yıllarımı… Oysa artık çocuk değiliz ve boyumuz kadar torunlarımız var. Gerçekten yaş olarak büyüdük ama, hangi birimiz çocukluğumuzu üzerimizden attık ya da atabildik? Ve hangi birimiz kocaman insanlar olarak zaman zaman çocuksu tavırlar sergilemiyoruz?

Sorduğum bu sorulara hangi birimiz “Hayır ben yapmıyorum” diyen olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Her defasında “Çocuk musun?” ya da “Çocukluğu bırak” diyerek belli davranışlarımızı eleştirsek de, yine de derinden bir özlem du­yarız çocukluğumuza ve çocukluk yıllarımıza.

Gecenin bir vakti, biraz da çakır keyif olursan bir çok şeyler aklına geliyor ya, çocukluk yılların daha fazla. Yeni yılla karışık uzun zaman önce­ki çocukluğumuzu da tekrar yaşamış olduk.

Sonuç olarak, asla içinizdeki çocuğu mahkum etmeyin, özgür bırakın onu… Bırakın 50-60-70’li yaşlarda olsanız bile, biraz çocukluğunuzu yaşayın, ve de çocukça bakın, çocuksu davranın… Birisi diyor ki; bayramlarda el öpmezsiniz ama yeni yılda ağaç süslersiniz… Öyle diyor bir dostumuz. Ona cevap verecek değilim ama, şunları da söylemezsem de kendime saygısızlık etmiş olacağım.

“En Tehlikeli Cahiller, Okumuş Cahillerdir…” İyi ki yeni yıllar varmış, her telden çaldık. Çocukluğumuzu anımsadık, duygu ve dileklerimizi dile getirdik, bir densizin haddini bildirdik. Yeni yılın tüm alemlere hayırlara vesile olmasını diler, dostlarımın özellikle gazetedeki çalışma arkadaşlarımın yeni yıllarını içtenlikle kutlar, başarılar, mutluluklar dilerim.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Yeni Yıl Fıkrası

Yeni yıla birkaç gün kala hasta bir Galatasaraylı birden bire fenalaşmış. Çocukları hastaneye götürmüşler, ilgisizlikten hemen özel bir doktora götürüp durumu anlatmışlar.

Doktor hastaya bakmış ve durumu iyi değil. Çocuklarına hitaben, onu rahat bırakın ne isterse verin yesin. Galatasaraylı hasta bunu duyunca öleceğini anlamış ve çocuklarını etrafına toplamış:

-Sizlere önemli bir vasiyetim var.

-Söyle babacığım.

-Beni hemen Fenerbahçe Kulübüne yazdırın.

-Babacığım bu mümkün değil. Sen hem fanatik ve hem de 80 yıllık Galatasaraylısın.

-Siz dediğimi hemen yapın.

-Peki ama neden?

-Ben öldükten sonra bir Fenerbahçeli eksildi desinler, anladınız mı?

Bu vesile ile tüm dostlarımın yeni yıllarını tekrar kutlar, sporseverlere, hasta Galatasaraylılara, Fenerbahçelilere sağlıklar afiyetler dilerim.

Fıkra güzeldi değil mi?

Günün Sözü

Eski yılları da unutmayın…

Öcal’dan İnciler

Yeni yıl hep beyaz kalsın…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here