Sitelerin Önü Arıtımsız Atıklarıyla Kirleniyor

0
36

Günümüz her an sıkıntılı ve korkulu. Deniz ve havuz sonrası; hastanelere giden insan sayısında artış var. Özellikle cilt, kulak-burun ve kadın hastalıkları ürkütücü boyutta. Ya allerji denen illete ne demeli? O da gereğinden fazla sıkıntılı.

Deniz kenarlarında hızla yeni konutlar yapılıyor. Arsuz ilçe oldu olmasına da, fosseptik akıntıların tek adresi var. O da garibim deniz. Turizm diye kendimizi yıpratırken bir tarafta da doğayı kirletiyoruz. Vatandaşlar körfezin güzelliğine güzellik katan denize girmeye korkuyor. Leş gibi kokan bir denize girmek her baba yiğidin karı değil.

İnsanlar naçar kalıp çocuklarına bu hevesi tattırmak zorunda. Ucuz arıtma tesisi yapan çoğu siteler, arıtma tesisi sanki varmış gibi rahat ve sakin. Bu konuda devlet birimlerinin hangisi görevli? Bakın bunu ben şahsen gerçekten bilmiyorum. Sağlık kuruluşları mı? Emniyet birimleri mi? Yoksa Valiliğe ait üst düzey birimler mi?

Arıtma tesisinden çıkan arıtılmış denen atık, arıtılmamış şekilde doğruca denize akıtılıyor. Arıtma tesisleri var ya. Biri gelse sorsa suçlu ortada yok! Vatandaş hastalanmış kimin umurunda! Tüm gezegenimizi etkisi altına alan korku kirliliği ile başımız gerçekten belada. Her an oluşabilecek, çaresiz dertlerle karşı karşıyayız.

Hâlbuki insanoğlu; yaşamında özlem duyduğu konuları bir gün olsa duymalı ve yaşamalı. Doğal bir çevre hayalleri ile yaşamalı ki Bahtiyar bir geleceğin keyfini çıkartsın. Çevremizde oluşan ve oluşmaya başlayan ve tamamen bedenimizi ve ruhumuzu daraltan, sorumsuz gelişmeler karşısında nasıl önlem alınmalı?

Gelin şu makalem vasıtasıyla ilgililere hep beraber bu konuyu soralım derken, önlem alınmadığında çaresizliğimize boyu eğerek susmalı mıyız?! Yaz ayları özellikle çoluk çocuk ve gençlerimizin deniz ile iç içe olduğu aylardır. Ölümcül etki bırakabilen deniz kirlenmeleri karşısında, safiyane dünyadan bir haber eğlenip duran bir kitle karşımızda coşuyor. Deniz kirlimi yoksa havuz girilebilir derecede temiz mi diyen yok. Şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor.

İskenderun’un hemen bitişiğinde yer alan (eski) İkem Kolejinin önü, yanı arıtımsız artıklarla berbat. Garibim çocuklar keyiflerine göre yaz tatilinin tadını çıkartıyor. Her gün yüzlerce kişinin girip çıktığı bu deniz başa bela!

Sağlık kuruluşlarına gidip gelen hastalar mevsim hastalığı diye ufak tefek ilaçlarla geçiştiriliyor. Hasta tesellide.

İnsanların oturacağı süper lüks konutlar artık dövizle satılmaya başlandı. Ancak lüks evlerin yanlarından geçtiğinizde ağzınızı burnunuzu kapatmak zorundasınız. Yüzlerce dolar vereceksin ama güzelim sitelerin arıtma problemiyle başları dertte. Çok ucuz şekilde yapılan atık su arıtma tesisleri birkaç yılda çalışamaz hale geliyor.

Arsuz yolunda denize giden vatandaşlarla da konuşmuşluğum oluyor. Bana ilk sözleri şu şekilde feryatlı. “…Çocuklarım denizi istemez ise bana milyon verseler, bu denize bir saniye olsun girmem” dedikleri oluyor. Evet; gerçekten hızla artış gösteren konutlar artıkça. Arıtma en önemli gündem konusu haline geldi. Nasıl olsa deniz kendi kendini temizler felsefesiyle kendimizi kandırıyoruz. Yaz kış sözde arıtılmış atıklar denize serbestçe bırakıldığında deniz kendini nasıl temizler.

Deniz sanki çöp yığını; ne atarsan at kendine çeker dendikçe. Çevre katliamını kendi elimizle bilerek yapıyoruz. Zaten gemilerin sintine ve çöp atıklarıyla başımız belada. Her geminin atığını sahil güvenlik nasıl gözetlesin. Dalgalarla kıyıya vuran naylon ve yabancı menşei atıklar, denizde yüzerken kucağımızda.

Şu günler çevremiz, geleceğimizi inşa eden müteahhitlerle dolu. En güzel şekilde çözüme; HBB tarafından sitelerin arıtmaları merkezi arıtma sistemine bağlanmasıyla ulaşılır.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here