Liderler, Renkler ve Sistem (5)

0
55

Değerli okurlarım, anılar orada bir gündem oluşturmalı, tazeliğini korumalı derken, o anıları yaşadığınız kişilerle beraber olmak, yaşama baştan dönmek demektir. Bazılarının hayatta olmayanları bir burukluk… Ya hiç birinin yaşamıyor olması zifiri karanlık.

Anılar, unutamadığımız yaşam kesitleridir ve anlatılırken normal koşullarda kimselere danışılmaz, teyide de gerek yoktur. Fakat öyle konular vardır ki, araştırılır, ansiklopediler karıştırılır, daha iyi bir bilene, sizden önde olanlara sorulur. Bu işin raconu budur. Burada gazetenin konumu, tirajı söz konusu değildir. Kişinin kendine ve işine gösterdiği saygı burada yatmaktadır.

Şimdi anlatacağım anımın sorulacak, bir şeyler karıştırılacak, danışılacak hiçbir şeyi yok. Yaşanmış bir olaydır. Sadece fikir yürüten dört kişiden ikisi rahmetli oldu o kadar.

Efendim, uzun yıllar önce, genç bir gazeteciyim ve Tasvir’i Efkar Gazetesi’ni hazırlıyordum. Mizanpaj uygularken yanımda en muhteremler bulunmaktaydı. Fethi Giray, Gazanfer Kurt, Öcal Uluç ve ben! Rahmetle andığım Fethi Giray ile Gazanfer Kunt aynı zamanda gazetenin dört ortağından ikisiydi. Kendilerini rahmet ve özlemle anıyorum. Konumuz gündem oluşturan bir sistem, konuşmalarda 4-3-3 sistemi üzerinde yoğunlaşıyordu. Şimdi sizlere rahmetli patronum Gazanfer ağabeyimin sözlerini aktaracağım.

“…Öcal, futboldaki sistem meselesi, oynayan ve oynatandan daha çok seyredenlerin kafa yorduğu bir şey… Takım sahaya çıkarken hafta boyunca onlara görevlerini anlatan hoca, belli bir kalıba sığdırdığı ve körü körüne bağlı kaldığı sistemle her maçı kaybeder. Oyuncular anlık şartlara göre belirler n’olduğunu. Rakibin konumu, hava şartları, seyirci, hakem, zemin elde olmayan etkenler, kalıplaşmış sistemi iki üç dakika içinde imha eder. Kanatlara koyduklarınızın zorunluluktan içeri hamlesini, ileri uca koyduğumuzun arıza durumunda pivot özelliğini yitirişi, savunmanın önüne koyduğumuzun ayağının kayabileceğini düşünmezsen, taktik tahtasına çizdiğin her sistem bir anda yer ile yeksan olabilir.

Sistem, ancak oyuna başlama vuruşu yapılırken sadık kalınan bir şeydir, o zaman fark edilir, doğru teşhis edilir. Oyun başladıktan sonra malzeme insan olduğuna göre ve insanın içgüdüsü özgürce uçmaya meyilli olduğundan, ne sistem kalır nede tahtada anlatılanlar.

Öcal, sen futbol oynuyorsun ama bu söyleyeceğimin farkında mısın bilmiyorum. Bu sistem denilen hadise, hocaların oyunculardan daha fazla şey bildiğini göstermeleri için düzenlenmiş tiyatro oyunudur. Sistemler, taktikler falan hikâye…

4-3-3 sistemlerin en belalısı olduğundan oyunu katiyen idare edemezsin. Bu sistemi uygularken çatır-çatır futbol oynayacaksın. Ne pantolondur ne de cekettir. İki ön libero ile komik, tek ön libero ile acayip sayılır. Hücumda böyle yerleşmek olur da, savunmada anında yeni bir modele dönmek gerekir. İleriye uzun atılmaz, yandan gelirken golü en çok ortadaki beklemek gerekir. Pivot santrafor ile de oynanmaz, çabuk ve sprinter bir tek forvetle de oynanmaz. İçerde ve dışarıda devamlı 4-3-3- oynamak intihar olur. Golü atıp ta üstüne yatmak ta aynen intihara benzer. Bu sistemde çatır-çatır futbol oynayacaksın ve hep atacaksın…”

Bu sisteme göre adam bulmak o kadar zor ki. Doğrusu bu sistemlerin hangi takımların uyguladığını bile bilemiyorum. Rahmetli ustalarım “TANDEM” sisteminden söz etmeye çalıştılar ama o zaman öyle bir sistem oluşmamıştı. Ustalarım 4-3-3 sisteminin 90 dakika oynanamayacağını ısrarla söylemişlerdi. O dönemde Öcal Uluç doğrudan sporla ilgilenmiyordu. Birinci sayfaya bakıyordu. O dönemin gazetecileri az çok her şeyden anlıyorlardı. Öyle bir ortamda yetiştik. Göz yaşartacak anılarımız çok. Yazmamız gerektiğinde sizlere sunmaya çalışırım.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here