İslam ve Dünya Barışı

0
57

-Ramazan Özel-

Değerli Okurlarım, Allah’a inanmak, O’na kul olmanın koşullarını yerine getirmek, nasıl anlarsanız anlayın ama oruç tutmak, insani duyguları alabildiğine yüceltiyor. Bu saydıklarım, sömürüye, ırk ve renk ayrımcılığına, zulme, kin ve nefrete karşı bir sigortadır. Kimseye kötülük yapamaz, fena bir şey söyleyemez. Ramazanın ortalarına doğru, şu sıcak günlerde yürümeye mecali kalmıyor ki, kötü ve zalim olsun ya da sağa sola baksın.

Burada sevinerek, övünerek şunu söylemeliyiz ki, hak ve adaletin yüce ahlakın temsilcisi atalarımız, insanlar arasında asla ırk ve renk ayrımı yapmamış, kimseye din ve milliyetinden dolayı zulmetmiş ve de insanları sömürmemiştir.

Kur’an-ı Kerim’de sulh kökünden türemiş 180 ayet olduğunu bir ulemadan duymuştum. Bu ayetlerde barışın insanlara ne denli faydalı, bereketli ve hayırlı olduğunu haber vermekte, yeryüzüne fitne, fesat ve bozgunculuğun önlenmesini, düzenin sağlanarak can ve mal güvenliğinin, hak ve adaletin sağlanmasını, insanların ilişkilerinin çok iyi olmasını sağlayarak, kin ve de düşmanlığın ortadan kaldırılması emredilmektedir.

Hz. Peygamber hayatı boyunca, sulh-barış, ıslah gibi olumlu olan ve Yüce Allah tarafından övülen hususları tavsiye etmiş ve bunların karşıtı olan, fesat ve bozgunculuk gibi olumsuz davranış ve düşüncelerin de karşısında olmuştur. Nitekim o, bozgunculuk yapmak maksadıyla inşa edilen bir mescidi bile yıktırmıştır. Hz. Muhammed’in anlayışında mescit, yeryüzünde huzura barış ve kardeşliğe hizmet etmelidir.

Aksi halde, Allah’a ibadet için yapılan mabetler bile, asıl fonksiyonunu yitirerek fesatçı bozguncu kimselerin elinde zararlı hale gelebilir. Hayra hizmet yerine şerre bozgunculuğa alet olabilir.

İnsanların yüce değerler kazanmasına, birlik ve beraberliğin sağlanmasına, ırkına, cinsine diline bakılmaksızın tüm insanlar arasında kardeşliğin sağlanmasına hizmet edecek mabetler amacından sapar, bölücülüğün, ırkçılığın, renk ayırımcılığının körüklenerek meşrulaştırıldığı yerler haline gelebilir. Öyle olunca da, oralara ibadethane denilemez. Çünkü bu davranışlar, mabetlerde kendisine ibadet edilen Yüce Allah tarafından yasaklanmıştır.

O halde, mabetlerin (Camiler, Kiliseler) asıl görevi, insanların mutluluğunu temin etmek, yeryüzünde yaşayan insanların dost olmalarını sağlamaktır. Onun için diyorum ki, gerçek din adamı ve mabet, daima barışı ön planda tutmuş, asla savaş kışkırtıcılığı yapmamıştır. Efendim, en sıcak mevsimde bile, Mübarek Ramazan Ayı konumunu ve amacını belli ediyor, kimseyi sıkmıyor yormuyor.

Orucunuzu Yüce Allah kabul eder inşallah…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

İyilik Karşılıksız Olur…

Değerli Okurlarım, samimi bir niyetle, insanlara fayda sağlamak, karşılığında Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla yapılan hayırlar Allah’ın ayetinde bildirdiği gibi son derece bereketli ve kazançlı olur. Allah insanların samimi niyetlerine karşılık olarak yaptıkları her işte onları başarıya ulaştırır. Ve de onlara işlerinde fayda sağlayacak çeşitli yollar açar.

Ramazan günlerinde (Mübarek günlerde) ya da diğer zamanlarda, iyilik yapmamız gerekiyorsa, yapmalıyız, yapabilmeliyiz. Bunda hiçbir sakınca olamaz. İyiliğini yardımını efendi-efendi yaparsın. Ancak, iyilik yaptığın kişi ya da kişilere tepeden bakmamalısın. Yardımda bulunduğun kişi ve kişilerden bir beklentin olmamalı. Bunu yapan çok sözde yardım severler var da ondan söylüyorum.

Sonuçta, yardım etmek gerçekten çok önemli ve ulvi bir hadisedir. Hele, yapılan bu iyilikler, yardımlar, gerçekten ihtiyacı olanlara yapılıyorsa, sevabı yüzlerce kat artar. İyilikler ve kötülükler Allah katında karşılıksız kalmaz…

Evet, hiçbir şey Yüce Yaratanın yanında değerlendirmeye alınır ve karşılığını mutlaka görür. Er veya geç, kesinlikle… Zaman-zaman insanların birbirine reva gördüğü kötülükler vardır. Bunlar, cinayetler, işkenceler, yalanlar, riyakarlıklar vs.

Şimdi biz diyoruz ki, böylesine kötülük yapanların ve kötülük düşünenlerin cezasını Allah hemen versin istiyoruz. Sonunun nereye varacağını bilmeden, düşünmeden.

Oysa bizim bu isteklerimiz aczimizden kaynaklanıyor. Aslında, insanların iyi niyetle istedikleri şunlar olabilir. Kişinin kişilere kötülük yapacağı anda, yapacak gücü bulamasın, vücudu tamamen özürlü hale gelsin, biz insanlar öyle olsun istiyoruz.

Şu anda gerçeklere dönelim. Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki… Allah zaman üstüdür. Zamanı o yaratmıştır. O’nun yaptığı her şey dengelidir. Kötülükler er geç yapanların ayağına dolanır. Belki bu dünyada, belki de öbür tarafta. Sonuçta cezası kesilir. Biz acele olsun isteriz.

Unutmamalıyız ki, Allah aceleci değildir. Yapılan kötülüklerin cezasını bazen anında, bir süre sonra, bazen de öbür tarafa bırakır. Takdir O’na aittir. Bütün zamanlar, O’nun için anlıktır. Bazen tanık olduğumuz kötülüklerin cezasını O’nun vermediğini mi sanıyorsunuz? Aldanmış oluruz. Kulunu cezalandırdığını bizler nerden göreceğiz. O kadar kişinin ruhunun azaplar içinde olup olmadığını bilemeyiz.

Bu dünya bir sınavdır, sınav dünyasıdır. Her şeyin cezası hemen verilse sınav olur mu? Ruhun olgunlaşması için sınavdan geçmesi, fırsatları nasıl kullandığının ortaya çıkması şarttır. Yüce Allah, bazen sebep halk eder ve kullarını, kullarıyla cezalandırır. Bazı kadın sanatçılar dayak yiyor ya, Allah onları öylece cezalandırmış oluyor. Tabi şimdilik. Onlar nedenini kesinlikle bilemezler.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Çok-Çok Dua Ediniz…

Dua, kelime anlamı olarak, istemek, çağırmak, yalvarmak gibi manaları ihtiva eder. ancak dinsel olarak ise, kişinin zaaf ve ihtiyacını görüp, her şeye gücü yeten Allah’a yalvarması, halini arz etmesi, isteklerini bildirmesidir.

 Dua, ibadetin özüdür, ibadetin ta kendisidir. Sınırlı varlık olan insanın Yüce Yaradan’ı imdada çağırması, O’ndan medet ummasıdır. Dua, ruhun Allah’a yükselmesidir. Kalbin Allah ile konuşmasıdır. Alemin yaratılma sebeplerinden biridir.

Cennetin icadına, ebedi saadetin gelmesine bir sebeptir. Dua için belli bir zaman ve mekan yoktur. Kişi her zaman ve her yerde dua edebilir. Ama Allah’a korku ve ümitle dua etmeliyiz. Rabbimize saygı ile gizlice dua etmeliyiz. Dualarımızda haddimizi aşmamalıyız.

Her evde olduğu gibi, dualarımızda da iyi niyetimizi elden bırakmamalıyız. Dualarımızda bütün gönlümüzle O’na dönmeliyiz, aksi halde ağır bir fatura ile cezalandırılır, altından da kalkamayız. İbadetlerimizde bile saygılı olmalıyız. Her şeyin O’nda olduğuna inanmalıyız. Her şey O’nundur…

Günün Ayeti

“Her kim işlediği zulmün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Maide, 39)

Günün Hadisi

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.” (Tırmizi, 55)

Günün Sözü

Hayata, Karşıdan Bakmayı Bilmeliyiz

Öcal’dan İnciler

Eğer Yürekliysen Dedikodu Yapma!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here