İlçe Nüfus Müdürü Pınar Hanım ve Çalışma Arkadaşlarıyla Mahalle Muhtarımızın Salonunda Söyleştik…

0
161

Günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Dün değişik bir toplantıdaydık mahallece İlçe Nüfus İdaresi Müdürü Sayın Pınar Açıkgöz ile Muhtarlık toplantı salonunda. 

Pınar hanım ve arkadaşları  Valilik emri ile  muhtarlıklarda ve konutlarda bilgilendirme toplantıları gerçekleştiriyorlarmış  uzun zamandan beri. Sıra bizim mahalledeymiş ve mahalle muhtarımız sayın Tevfik bey hepimizi toplantıya ya da “söyleşiye” desem daha doğru olacak, davet etti. Çok kalabalık değildik. Pınar hanım da  buna işaret etti. Bu tür toplantılara ilgi çok az, zaman mekân sorunu, toplantı söyleşi gibi etkinliklere  alışık olmama durumları, toplantıların çokta kalabalık olmamasının nedenleri arasında sayılabilir. Birde kabul etmek gerekir ki konu itibari ile pekte sıcak ve üzerinde uzun, uzun konuşulabilecek üzerinde sohbet edilecek bir konu değil. En azından ben deniz öyle sanıyordum.

Oysa hiçte öyle olmadı. Çok sıcak, samimi ve bilgilendirici geçti zaman. Ve kültür alışverişinde bile bulunuldu. Bu tür toplantılar aslında kültür alışverişi içinde biçilmiş kaftan bence. Ön yargılardan kurtulmak içinde yararlı… Valilik çok güzel düşünmüş bunu. Yani hiç birimiz hadi kalkıp nüfus müdürlüğünde ne yapılıyor gidip bakalım demeyiz. Bizi ilgilendirmez bile. Yani işimiz olur gideriz. Olmaz kapısının önünden geçerken bile bakmayız. Müdürün adı Pınar’mış, çok tatlı bir hanımmış, bizden biriymiş hiç bilmeyiz. Oysa bu toplantılarda Pınar hanımı ve arkadaşlarını tanıdık. Ve  ondan bir şeyler öğrendik, güzel sıcak bir zaman dilimini birlikte yaşadık…

Söyleşimiz sıcak ve yararlıydı. Önce eski nüfus idaresi binası  üzerine konuştuk. Nerdeyse oradan geçenlerin başına yıkılacak olan binaya. Ve terk edilmişliğine parmak bastık.

Tabi binaların yeniden yapılandırılması ya da başka bir şey olması müdire hanımın sorunu değil. Ama konu gelince tabi herkes fikrini açıklıyor. Ve o binanın aslında bir öyküsü de varmış, onu öğrendik. Uzun bir zaman Tevfik beyin babası rahmetli Yusuf amcanın bilardo salonu olarak kullanılmış. Daha sonra pastane olarak yaşamış ve son 24 yılını nüfus idaresi olarak geçirmiş. Şimdi yaşlılıktan ayakta duramayacak vaziyette. Bu emektar bina her an birinin başına balkonundan taşlar düşebilir. O hiç istemese de zarar verebilir insanlara. Ve onda  hepimizin doğum bilgilerinden tutunda kendimiz hakkında bilmediğimizi bile o bilir.  Binlerce insan oraya  girmiş çıkmış iş yapmış. Yani hastaneye belki ömrünüzde gitmemiş olabilirsiniz ama nüfus idaresine muhakkak bir kez gitmişliğiniz vardır. Eğer kimlik sahibi biriyseniz.

yase3

Evet, kimlik sahibi olmak ya da olmamak… Aslında kimlik sahibi olmayan çok kişi varmamış. Yokluktan, bilgisizlikten, zamansızlıktan bazen de boş vermişlikten. Çocuklarına kimlik çıkarmamışlar,  gerektiği zamanda kimlik çıkarım  deyip unutanlar. Ücretini çok bulup vazgeçenler de hiç yadsınmayacak kadar çokmuş.  En son  çocuk anne de gördük. Yüzümüze tokat gibi çarptı gerçeğimiz. Çocuğa doğduğu  zaman kimlik çıkarmamışlar. Sonardan kimlik sahibi olmuş, olmuş  olmasına ama yaşı kimlik yaşımı değil mi bilen yok. On yaşında mı 19 yaşında mı 12 yaşında mı belli değil. Şimdi kemik incelmesi yapılacakmış. Tevfik Bey anlatıyor.

Yaşlı bir amca  kimliği yok, muhtara geliyor sağlık ocağına gidecek ama  önce bir kimlik numarası gerekiyor. Kimlik çıkarman lazım diyerek Tevfik Bey onu yönlendirmeye çalışmış ancak  “para verecek miyim, vereceksem ne kadar” diye sormuş. Ve aldığı yanıtı duyunca  “şimdiye kadar yaşadım bundan sonrada kimliksiz yaşarım” deyip oradan uzaklaşmış. Yeri gelmişken hemen ekleyim. Artık yeni düzenleme ile kimlik numarası yerine adını soyadını verince de işlem yaptırabilinecekmiş. İçim ezildi bu öyküye.  Acaba diyorum.  Bu kimlik verme işi bedava olamaz mı? En azından ihtiyaç sahiplerine, belki insanlar o zaman ihmal etmezlerdi bu işleri ve  bu kadar darmadağınık yaşamazlardı hayatlarını? Kaç zamandır dua ediyorum o çocuk annenin kemik yaşı  19 ya da 18 olsun diye. Gerçi bence bu da erken ama en azından kabul edilebilir.

Ve kimliksiz Suriyeliler var. Yasal yollardan giremeyenler kamplardan kaçanlar onlarında bir kimlik numaraları yok. Ve olmadığı için sağlık ocağından yararlanamıyorlar. Ancak sağlık ocağında bekleşiyorlar yinede. Onlarda başka bir vicdan yarası açtı içimizde durup dururken sanki dertlerimiz eksikmiş gibi. Biz insanız ve insanların acı çekmelerinden hoşlanmıyoruz…

Ve konut değiştirenler onlar yeni adreslerini idareye bildirmek zorundalar en az 20 gün içinde yoksa ağır para cezası ödemek durumda kalabiliyorlar. Bu özellikle vurgulandı. Ve bu günlerde çok sıkı olarak konut değişikliği   denetleniyor. Özellikle çocuklu ailelerin çocuklarının okulu için konut değiştirmiş gibi görünenleri varmış ve onları araştırıyorlarmış… Onlarında müeyyidesi baya yüklüymüş…

Ve yeni kimlikler konuşuldu kadın erkek eşit kimlikler. Öyle pembe mavi olmayan, tek renk beyaz olan kimlikler. Zaten konu tasarı halinde “daha herhangi yazı  gelmedi  bize” dedi Pınar hanım. Ama gelince  randevu sistemi ile çalışacağız. Telefonla randevu alınıp gelinecek. Kimlik bilgilerine ek ve biyo kimlikte çıkartılacak. El ayası, parmak izi falan… Daha sonra kimlikler ele teslim edilecek posta ile. Burada baya bir konuşma konusu oluştu. Kimlikler ya başkasının eline girse. Ya kişi evde yoksa  eşine bile verilmemeliymiş olur ki eşlerde bir kötülük yapmak ister gibi. Bir güldük bir düşündük ve sonra o zaman gelsin bakarız dedik.

Ve şimdi hastanelerde de başkasının yerine muayene olmayı engellemek için avuç içi taraması ile hasta kabulüne başlanmış.

Söyleşi kıvamında geçen bilgilendirme  toplantısında çaylar içildi pastalar yendi. Dondurmacı ve tatlı ustası olan  mahalle muhtarımız Tevfik beyden tatlı tarifleri alındı. Pınar hanım kendi yöresinden kelek turşusu tarifi verdi, Hatay yemeklerini övdü. Geldiğinden beri kilo aldığını söyledi bu yüzden. Ancak konu mantıya gelince hiç taviz vermeden en güzel mantı bizim diyerek yemek konusuna noktayı koydu. Böylece toplantımız, sosyal, kültürel ve bilgilendiren bir toplantı oldu. Ve bu yüzden çok doyurucu ve zamanımızı  iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum.

Ve sevgili okuyucularım sizin mahalleye de geleceklerdir. Muhtar size bildirecektir.  Katılın öneriyorum “nüfus” deyip geçmeyin inanın çok zengin bir konu hem bilgilenecek hem de  değişik insanlarla tanışacaksınız. Yani bizim mahalde oturan ama benim ilk kez burada gördüğüm insanlar vardı bu sayede, en azından bunun için gidebilirsiniz. Ve İskenderun ilçe Nüfus  Müdürü Pınar hanım ve ekibi hakkında bir şey söylemem gerekirse; konularına hakim çok başarılı, sıcak kanlı, dost canlısı insanlar olduklarını söyleyebilirim. Ve işlerinde başarılar diliyorum.

Toplantımız mutlu bir şekilde sona erdi  ve birbirimizi  birbirimize davet ettik sevgili okuyucularım. Ve şimdilik sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik içinde kalalım diyorum her zaman el ele. Yase

 

Günün Şiiri

Remzi

Ne sorayım sana
Kulak dolgunluğu belediklerini mi söylersin
Uyku sersemliği göz gezdirdiğin kitaptan
Aklında kalanları mı
Çalışmadın istediğim gibi
Ya komşunun suyunu taşıdın
Bekar çamaşırı yıkarken annen
Ya da beşiğini salladın kardeşinin
Gaz yoktu belki bu gecelik
Şişesi çatlamıştı lambanın
Karşılıksız kalacak sorularım demek

Ama vakti gelince senden öğreneceğim
Makarna verildiğini karneyle
Bulgaryadan gelen kömür motorlarının
Yanaştığını Kumkapı’ya
Kulağına kar suyu kaçan toriklerin
Karaya vurduğunu Boğaz’da
Yaramasa da işimize, kahvenin
Kaça sürüldüğünü el altından
Yaz ortasında bulursun
Hasta için olduktan sonra
Limonun en sulusunu
Mahalle kırılırken uyuzdan
Sen taşırsın kükürtü
Mısır Çarşısı’ndan
Kursağına girmese de bulursun
Yumurtanın en tazesini

Her derdine koşarsın mahallenin
İnsaflısını verem doktorunun
Dişçinin en ucuzunu
Sen salık verirsin komşulara
Bildiklerin de vardı fazladan
Kalayla çivi üzerine
Biraz daha kurcalarsam
Dökersin içyüzünü nalburların

Benim bilgili becerikli çocuğum
Derse kalktığın zaman
Yüzünün kızarması neden
Üstte başta yok diye mi
Utanmak bize düşer çocuğum
Çalışmadığın içinse
Bildiklerin sana yeter
Notun önceden verilmiş
Bilmediğin şahıs zamirleri olsun

Rıfat Ilgaz

Günün Fıkrası

Çok Özel Kurbağa

Hoş bir bayan, uzunca bir yolculuktan sonra oteldeki odasına çekilmiş, yatmaya hazırlanırken, birden komodinin üzerinde duran kurbağayı görünce irkilmiş, korkmuş, derhal resepsiyonu arayarak: “Odamda bir kurbağa var hemen gelin” demiş.

Görevli: “Efendim o kurbağa özeldir ve bayanları mutlu etmek için odaya konmuştur, denemek isterseniz, bacaklarınızın arasına koyun!” diye cevap vermiş. Kadın şaşırmış, ama merak ta etmeye başlamış, denemeye karar vermiş, Kurbağayı bacaklarının arasına koymuş… Kurbağada hiç hareket yok…

Tekrar resepsiyonu aramış: “Bu kurbağa anlattığınız şeyi yapmıyor!” “Hemen geliyorum” demiş adam, içeri girdiğinde bayan yatağın üzerine uzanmış halde merakla beklemekte… Adam kızgın bir sesle kurbağaya seslenmiş: “Bak son kez nasıl yapılacağını gösteriyorum ona göre…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here