Futbolda Ciddiyet ve Rekabet (3)

0
34

Değerli okurlarım, futbol bazı şeylerle sınırlı değildir, önü açık, alabildiğine hür ve halledilmesi gereken sorunları da vardır. Fanatiklik ya da fanatizm de bunlardan birisidir. Bazı yazarlar bu konuda ilginç fikirler ortaya atıyorlar. Onlar kendilerine göre haklılar, bunu peşinen söylemek isterim. Ne diyorlar bu yazarlar?

Zaman içinde bulunduğu kampı terk edip başka kampa geçenler de olabiliyor ama yeni çevrelerinde aynı alışkanlıklarını sürdürdükleri için hiçbir zaman özgür düşünmüyorlar ve başka kampların (takımların demek istiyorlar) militanı oluyorlar. Spor yazarlığına yamamak için böyle söylüyor bazı yazarlar. Kişi dilediği gibi yazar ve çizer. Saçma sapan da olsa yayınlanacaktır mutlaka ve muhtemelen bizler de şöyle bir göz atarız.

Fanatikliği iyice özümlemek gerekmez mi? Öncelikle, fanatizm okulu yoktur, özel olarak yetiştirildiğini de söyleyemeyiz. Bu gençlerin yüreğinde renk aşkı vardır, kulüp sevgisi vardır. Kısaca, bu gençler bu iki sınırsız sevgiyle yola çıkıyorlar. Sermayeleri yüreklerindeki sevgidir. Bir fanatiğin başka bir kulübe geçtiğine hiç tanık olmadım. Kulüp taraftarı olmak, siyasi parti değiştirmeye benzemez. Partinin çalışmasını, yöneticilerini ya da tüzüğünü beğenmezsin, oyunu başka parti lehine kullanırsın.

Fanatik demiyorum, taraftar olmak (sempatizan bile olsa) kolay bir hadise değildir. Takımın her hafta yenilsin, sevgisinde şaşma olmaz. Acını içine gömersin. Takımın başarılı olmasını beklersin. Fanatikler koyu taraftarlardır, ahde vefalıdırlar, takımları için fedakârdırlar. Biraz talkınlıkları olmasa çok daha iyi olur. Şöyle denilebilir; ‘…Bir kulüp taraftarlığından normal sayılabilecek fanatizmi ve camiaya bağlılığını, hayatın diğer alanlarına taşıdıkları için “Amigo” oluyorlar ve fazla da ileri gidemiyorlar…’

Yaşamımızda, düşünce dünyamızda, şakalarımızda, sohbetlerimizde hep ön planda… Bazı şeyleri, anlamak, içe sindirmek, kavramak, özümlemek vardır. Bunları harmanladığımız zaman her şey yabancı, karmakarışık ve de stres yüklü oluyor. Yine de sohbetlerimizde futboldan söz ediyoruz, başka türlü düşünürsek eksiklik oluyor.

Sonuç olarak, düşünce dünyamız, yaşamımız, sert bir maç gibi, küfürlerle, çelmelerle, imalı sözlerle, durup dururken bir müsabakanın skorunu söylemekle gelip geçiyor. Bir de, “Evire çevire geçirdik” haykırışları var. Bunu anlayamadım. Şunu anlayabiliyorum, futbol, futbolla sınırlı değildir!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here