Futbol Futbolcularla Güzeldir (5)

0
47

Değerli okurlarım, “Futbol ilk insanlarla aynı yaştadır” kanaatindeyim. Peki ilk insanlar futbolu biliyorlar mıydı? Bunu bilemiyoruz ama tahmin ediyorum küçük taşları tekmelemişlerdir. Futbol için çok şeyler söylendi ve de çok şeyler de söylenecek bu Tepük oyununa basit bir spor da diyenler çoğunluktadır. Basit denilmesine rağmen bunu zorlaştırmaya çalışan o kadar sporcu var ki…

Bütün sporcular kendilerini yenilemek, üstüne koymak ister. Fakat bu yaklaşımları akamete uğradığında büyük ölçüde stres yaşarlar. Hatalı hareketlerde takımlarına zarar verdiklerinde faul yapmak ya da sert futbolu tercih etmek daha büyük yanlışlara zorlar. Stresli bir oyuncunun sarı kart görmesi onu hemen oyundan düşürür ve aynı zamanda kızarmaya da adaydır. Rakip oyuncularla dalaşır, hakemlerle olumsuz diyaloga girer. Yani o futbolcu o maç için bile olsa stres yüklüdür. Stres tavan yaptıysa o oyuncuyu değiştirmek şarttır.

Stres, anında alt edilecek bir rahatsızlık değildir. Burada çevre ve arkadaş faktörü çok önemlidir. Hani müsait pozisyonda golü yapamayıp kendini yere atan oyuncuları, kendi kalesine gol atanları, kontrpiyede kalıp gol yiyen kalecileri arkadaşları sakinleştirmeye çalışıyorlar ya bu nazik yaklaşım stresi buharlaştırmaz ama büyük ölçüde hafifletir.

Şeker ve tansiyon hastalarına doktorların yaklaşımları şöyledir: “Bunlarla ömür boyu beraber olacaksın, yan yana yürüyeceksin onu hiç kızdırmayacaksın…” Aynen böyle söylüyorlar bildiğiniz gibi, ancak doktorlardan duyacağımız bu sözler yerine stresten olanca gücümüzle kaçmak ve ondan uzak durmak en sağlıklısı, en iyi tedavi şeklidir. İnsanlar için stres böyle bir illettir ve sporcuları etkisi altında tutan psikolojik bir baskıdır.

Sporcu olalım veya olmayalım, bizleri yine ters yönde etkileyen ve hatta eden bir önemli konu daha bulunmaktadır. KRONİK YORGUNLUK… Bu rahatsızlık durup dururken olmaz. Onu bizler adeta davet ederiz. Hastalık davet edilir mi demeyin sakın. Eğer tembelseniz bu rahatsızlık sizden hiç ayrılmaz. Bedeninizin bir parçası olur. Şunu örnek verebilirim. Her gün üç öğün tıka basa yersen ve de televizyonla kardeş olursan, kronik yorgunluk da seninle kardeş olur, seni çok sever ve hiç ayrılmak istemez. Daha sonra da ayağa kalkınca; ‘başım dönüyor, ayağa kalkınca eklem yerlerin ağrıyor, bir yere gitmek istemiyorum, spor bile yapmayı canım istemiyor…’ Bu ve buna benzer yakınmaları bizler üretiyoruz. Biraz da tembellik hoşumuza gidiyor.

Ulu Önderimiz Atatürk’ün şu vecizesini hep hatırlayalım: “Bir şeye ihtiyacımız var o da çalışkan olmak!”

Bu ve buna benzer rahatsızlıkları ve de stresi üstümüzden atmak yine kendi elimizde, biraz hareketli olacağız, her gün olmasa bile haftanın belli günlerinde yürüyüş yapacağız. Adım sayısı önemli değildir, yeter ki terlemeyi sağlayın. Yürüyüş hakkında bilgi isteyen çok okurum var, konuya tekrar döneceğim.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here