Akdeniz Otobüs Firmalarının Dikkatine

0
40

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Geçen hafta arkadaşım gelmişti İskenderun’dan. Çok yoğun bir hafta sonu geçirdik birlikte. Çok hareketli ve güzel iki gün bir geceden sonra dönüş  zamanı geldi çattı. Önceden biletini ayırtmıştık, Pazartesi sabahı erkenden işinin başında olacak bir saatte gitmek istiyordu. Ona göre Hatay’a Akdeniz firmalarınızdan adı da firma adı olan otobüsten  bilet aldık. İstanbul’dan kardeşim bu firmayla  geliyor. Biz İskenderun’a onunla dönüyoruz. Gerçi gelişimiz rahat ama dönüşümüz her zaman sıkıntılı olmuştur eve gelince iki günde yorgunluğumuzu  üzerimizden atamıyoruz. Adamlar Alanya Hatay arası şehirlerarası otobüs değil de, şehirlerarası dolmuşçuluk yapıyorlar adeta. Normal duracakları mekânların dışında nerdeyse mahalle arasından yolcu alıyorlar. Yetmezmiş gibi büyük marketlerin önünde durup alışveriş bile yapabiliyorlar. Jandarmanın kimlik kontrolünü saymıyorum o zorunlu bir bekleyiş kimse ona bir şey demiyor. Ve belki tek masum bekleme bu diye düşünüyorum.

Şimdi bütün bunlara  birde muavinlerin yorgun ve neşesiz olması eklenince ve ikramlar gerçekten çok basitse yolcuların sıkıntısı da artıyor birde yeriniz rahat değilse yanınızdaki koltukta oturan arkadaşta huysuzsa?  Artık düşünün Gazipaşa Hatay arasındaki yedi ile on saatlik olan yol kaç saatte biter? Bizim zamanla bir koşturmamız olmadığı için sıkılıyor, sinirleniyor ama stres yapmıyoruz, ikram zaten umurumuzda değil  muavini görmesek de olur. Eğer karanlık gökyüzünde ay varsa birde dolunaysa bize yetiyor çünkü ayın denize düşen  ışığını yol boyunca izlemek dünyanın en güzel şeyi oluyor.

Ve arkadaşıma bileti alırken en az bizim gibi bir yolculuk yapar diye düşündük. Ancak  daha ilk başta fiyat konusunda bir yamukluk çıktı. Telefonla bir fiyat gidip alınca bir fiyat bu çok canımızı sıktı. Daha sonra da  otobüsün kalkış saatinden tam yarım saat sonra gelmesi  sinirlerimizi germeye başladı. Ve arkadaşımın zamanla yarışı  var  sabah işinin başında olmak zorunda belli bir saatte. Yazıhanedeki arkadaş teminat verdi tasarlanan saatte İskenderun’da olacağına dair. Hadi inşallah dedik. Ve sonunda otobüs geldi. Olmaz böyle şey sanki geç kalan bizmişiz gibi bir tavır içindeydiler. Ve içimden eyvah dedim bu otobüs sabah 9.30’dan önce İskenderun’da olmayacak. Arkadaşıma söylemedim canını sıkmamak için. Ve sonunda el sallayarak arkadaşımızı uğurladık.

Ve yolculuk başladı biraz önce aradı. 9.30’da girdik otogara yorgunluktan ölüyorum diye. Başladı ve başladı saymaya. Bu sevgili Akdeniz otobüs sürücülerinin ve muavinlerinin kayıtsızlığı rahatlığı ve umursamaz tavırları arkadaşımı çileden çıkarmış. Yetmemiş, dolmuş gibi olur olmaz yerden yolcu almaları yüzünden uyuyamaması ve yanında oturan arkadaşın hiç de kibar olmayan davranışları onu nerdeyse hayatından bezdirmiş.

Oysa ona denize düşen ayın ışınlarını seyretmesini salık vermiştim onu bile anımsamamış. Ömrümüm en kötü yolculuğu bu oldu diyor. Ve resmen şikâyet ediyor bu firmayı. Tabi ki bizde şikâyet ediyoruz ve bu firmayı  resmen protesto ettik. Ve artık onu kullanmaya karar  verdik. Ancak şimdi denemelerimiz olacak ama  ben deniz ne yazık ki bu indir bindir dolmuş durumunun bütün Akdeniz otobüslerinde olduğunu düşünüyorum ancak sürücülerin aynı olmadığını biliyorum. Bazıları gerçekten alkışa ve takdire şayanlar. Ancak bazılarının ki, ben deniz   yine de onların yorgunluğuna veriyorum  umursamazlıklarını  ve rahatlıklarını  ve  ceza alabilecek derecede pervazsızlık yapabileceğini biliyorum. Çünkü ne de olsa on yıldan beri bu yolları  yılda en az  altı kere arşınlıyorum. Ve bir kez yaptığım yolculuğun acısını hala taşıyorum ve unutmama olanak yok.

Ve arkadaşım resmen  şikayet etti. Ve şimdi dönüş yolu için gerçi daha erken ama başka alternatifleri düşünmeye başladık bile. Bu firmaların artık bir prensipleri ve ciddiyetleri olmalı diye düşünüyorum. Ve sürücülerin artırılmasını… Çünkü eminim yorgun  oluyorlar ve hiç dinlenmeden bu tehlikeli yollara yeniden çıkıyorlar. Bu çok sakıncalı bir şey… Ve insanlar canlarının mallarını emanet ediyorlar onlara. Ayrıca çocuklu ailelere başka bir sıkıntı yaratabiliyorlar üç çocuğuna bir koltuk alıp yanındakini sıkıştırmakta başka bir sorun. Bir kez yazmıştım bu yüzden yaptığım yolculuğu, gebermiştim ve çıldırmıştım yorgunluk ve isyandan. O firma şimdi çocukları soruyor ve ona göre bilet almak zorunda kalıyor aileler… Dilerim bu sözünü ettiğim firmalarda bunu yapar.

Ve sevgili okuyucularım bir şey itiraf etmem gerekiyor oruç olunca yazı yazma işi çok uzun sürüyor. Ve konsantrem bazen bozulabiliyor ne garip. Oruç olmadan da aç, aç yazarım yazılarımı ama hiçte böyle olmuyorum  işte insan böyle garip bir şey! Ve şimdilik sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik içinde kalmak dileği ile hoşça kalın diyorum sevgili okuyucularım. Yase

Günün Şiiri

HÜRRİYET

Okul defterlerime

Sırama ağaçlara

Kumlar kar üstüne

Yazarım adını

Okunmuş yapraklara

Bembeyaz sayfalara

Taş, kan, kâğıt veya kül

Yazarım adını

Yaldızlı tasvirlere

Toplara tüfeklere

Kralların tacına

Yazarım adını

Ormanlara ve çöle

Yuvalara çiğdeme

Çın çın çocuk sesime

Yazarım adını

En güzel gecelere

Günlerin ak ekmeğine

Nişanlı mevsimlere

Yazarım adını

Gök kırpıntılarıma

Güneş küfü havuza

Ay dirisi göllere

Yazarım adını

Tarlalara ve ufka

Kuşların kanadına

Gölge değirmenine

Yazarım adını

Fecrin her soluğuna

Denize vapurlara

Azgın dağın üstüne

Yazarım adını

Bulutun yosununa

Kasırganın terine

Tatsız kaba yağmura

Yazarım adını

Parlayan şekillere

Renklerin çanlarına

Fizik gerçek üstüne

Yazarım adını

Uyanmış patikaya

Serilip giden yola

Hınca hınç meydanlara

Yazarım adını

Yanan lamba üstüne

Sönen lamba üstüne

Birleşmiş evlerime

Yazarım adını

İki parça meyveye

Odama ve aynaya

Boş kabuk yatağıma

Yazarım adını

Obur köpekçiğime

Dimdik kulaklarına

Acemi pençesine

Yazarım adını

Kapımın eşiğine

Kabıma, kacağıma

İçimdeki aleve

Yazarım adını

Camların oyununa

Uyanık dudaklara

Sükutun ötesine

Yazarım adını

Yıkılmış evlerime

Sönmüş fenerlerime

Derdimin duvarına

Yazarım adını

Arzu duymaz yokluğa

Çırçıplak yalnızlığa

Ölüm basamağına

Yazarım adını

Geri gelen sağlığa

Kaybolan tehlikeye

Hatırasız ümide

Yazarım adını

Bir tek sözün şevkiyle

Dönüyorum hayata

Senin için doğmuşum

Seni haykırmaya

Hürriyet

Paul ÉLUARD (Çeviri: Melih Cevdet ANDAY – Orhan Veli KANIK)

Şiirin Aslı: Liberté

Günün Sözü

Her zaman aklımızın ardı sıra gidelim, halkın takdiri de, canı isterse ardımızdan gelsin.
Montaigne

Akıllı adam, bulduğundan daha fazla fırsat yaratan adamdır.
Francis Bacon

Akıllı olmakta bir şey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır.
Descartes

Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır: Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.
Goethe

Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım.
Sokrat

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here