Neden Neşeli Yazılar Yazmayım ki?

0
5

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Son zamanlarda kısa zamanda aşırı yağan yağmurlar, taşımalık kentlerini tarumar ediyor, sahil sular içinde kalıyor… Köpekler balık avlıyor orada valla ne yalan söyleyeyim görüntü müthişti eğer şartlar değişik olsaydı, içim bu kadar yanmasaydı. O sulara girip onlarla balık tutar şakalaşıp oynardım. Ancak o su altında kalan taşımalıkların içinde yaşayanları düşündükçe çaresizliğin ve kaderine terk edilmişliğin (ki kader mi bu bilemiyorum artık) derin sıkıntısı ile ancak acı-acı gülümseyebildim en azından köpekler aç kalmasın diye.

Ve bunca özlemle beklediğimiz, sevdiğimiz yağmura şimdilerde çok ihtiyacımız olduğu halde ne yazık ki sevinemez olduk! Ne güzel yağardı boncuk-boncuk olurdu, asfalttaki damlalar miğferine benzetirdik kardeşimle o kocaman-kocaman yuvarlanıp giden damlaları sonra bir portakal kabuğu sıkardık gök kuşağına dönerdi yer yeryüzü.

Şimdilerde yağmura eşlik eden hortumlar, yıldırmalar, şimşekler nerdeyse intikam çığlıkları atıyor. “Lütfen şefkatli yağ, biliyorsun biz terkedilmiş zavallı depremzedeleriz ne belediye bize sahip çıkıyor ne de seçtiklerimiz, onlar hep konuşuyor, hep konuştular ve konuşuyorlar. Bari sen onlara uyma” diye sesleniyorum, açık pencereden yüzüme vuran yağmur kırbacına. Ve sanki “siz bunu hak ettiniz” der gibi yüzümü tırmaladığını hissediyorum damlaların, “üzülüyorum ama yine de seni seviyorum ve iyi niyetine güveniyorum” diye sesleniyorum pencereyi kapatırken…

Şöyle neşeli, akıcı yazılar yazmayalı ne çok oldu değil mi sevgili okuyucularım? Ama nasıl olsun ki verilen sözler tutulmuyor sanki deprem bizi vurmamış. Antakya yok olmamış, diğer 10 il tarumar değil, zeytinlikler madenlere kurban olmuyor. Öğrenciler rahatça okullarına gidiyor, yurt sorunu yemek, içmek dertleri yok, yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, ceplerinde paraları, kitapları, dergileri, neşeleri, sevinçleri görülmeğe değer. Pahalılık can yakmıyor, yoksulluk dibe vurmuyor, hepimiz refah içinde yüzüyoruz… Hasarlı binalar yağmur yağmasa bile usul-usul tozu dumanı savurmadan yıkılıyor, kaldırımlar sanki hiç kırılmamış gibi, yollar onarılmış derin yarıklara engelli arabaları ya da topuklu ayakkabılılar takılmıyor, bendeniz spor ayakkabılarıma rağmen zırt pırt düşmüyorum. Çöpler zamanında toplanıyor, sivri ve karasinekler, kaldırım üzerindeki çöpler anında yok olmuş… Antakya’dan Ankara’ya adalet yürüyüşü de ne? Zaten her şey doğru düzgün işliyor. İl olmak için gün saymıyoruz, imza toplamıyoruz, siyasiler koyun kuzu sarılması gibi kavgasız, gürültüsüz anlayış içinde, sen ben kavgası, koltuk sevdası olmadan anlaşıyor. Sağımdaki, solumdaki insanlar mal sevdalısı değil, bunu için kalp kırmıyorlar da bendeniz neşeli yazılar yazmıyorum!!!

Valla diliyorum ki bütün yazdıklarım sihirli bir değnek değmiş gibi gerçekleşir (iflah olmaz bir aptalım ya!) olmaz mı olur belki ya? Ve neşeli iki şey yazabilirim artık. Ama sağlık sabır ve elimizden gelirse her şeye rağmen sevgiyle kalalım diyorum. Yase

Günün Şiiri

Sen bana bakma
Ben
senin baktığın yönde olurum.

Özdemir ASAF

Günün Fıkrası

Yol Çizgileri

Temel bir gün Karayolları Müdürlüğünde işe başlamış. Görevi de yol üzerinde bulunan şeritleri boyamakmış. Birkaç gün boyunca bu işini sürdürmüş ve bir gün amiri Dursun, Temel’in yanına gelmiş ve Temel’e demiş ki: “Yahu Temel 5 gündür bu yolda çalışıyorsun. Birinci gün 700, ikinci gün 500, üçüncü gün 400 dördüncü gün 200, beşinci ve bugün de 100 metre boyamışsın. Yani her geçen gün tembelleşmişsin” demiş.

Temel de: “Olur, mu hiç Dursun amirim aksine daha çok çalışıyorum ama her geçen gün boya kutusundan daha çok uzaklaşıyorum…”

 Günün Sözü

Tüm iyi şeyler sabırdan sonra gelir.
Mevlana

Kendine hakim olan başkalarına da hakim olur.
Konfuçyüs

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here