Şahlanış Yılı

0
7

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2026 yılını ekonomide şahlanış yılı ilan etti. Bu şahlanışa inanan “şahlanıyoruz” diye sevinenler elbette vardır. Zira kamuoyu yoklamalarında AKP’nin oyu hala yüzde otuzları gösteriyor. Geçmiş yıllarda reisin akademisyenlerinden biri “benim için cahilin oyu, okumuşun oyundan değerlidir” demişti. Bunu söyleyen bir profesördü yanlış hatırlamıyorsam.

Çünkü okumuş aydındır, her duyduğuna, her söylenene inanmaz. Araştırır, inceler öyle karar verir. Bu sözlerin sahibinin ifadeleri de kendi görüş açısından doğrudur. Aydın insan her söze inanmaz ama cahil her söylenene inanır. Hele azıcık dindar geçiniyorsa “Allah, Peygamber, Bismillah” sözleri onu mest eder. İnandığı adam bir de gittiği yerlerde biraz Kur’an da okursa, aradığı, inandığı, oy vereceği siyasiyi bulmuştur. Artık onun her dediği doğrudur.

İssume’de oturduğum yıllarda camiye gidip gelirken sohbet ettiğimiz AKP’li biri “şimdiye kadar içki içmeyen Cumhurbaşkanı geldi mi?” gibi bir ifade kullanmıştı. İşte yukarıda bahsettiğim akademisyenin aradığı insan tipine tam olarak uyan bir seçmen! Adam Cumhurbaşkanını “Adil mi, kul hakkı yiyor mu, millet açlık ve sefalet içindeyken kendisi saraylarda saltanat sürüyor mu? Yandaşlarına 3-5 yerden maaş veriyor mu?” diye sorgulamıyor. Sadece muhteremin içki içmemesi onun için yetiyor.

Türkiye’de en az 11 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. 17 milyon da emekli var. Asgari ücretli de emekli de açlık ve yoksulluk sınırlarının altında adeta sürünüyor. Ev kiralarının 25, 30, 40 bin lirayı bulduğu bir dönemden geçiyoruz. Büyük şehirlerde kiralar bu rakamların çok daha üzerinde. Sebze meyve fiyatları tavan yapmış. Yaz aylarında bile bu kesim dosdoğru meyve yiyemiyor. Sebzeler de oldukça pahalı. Artık her şey taneyle alınıyor. Halkın yüzde sekseni eti kurbandan kurbana yediklerini söylüyor. Canlı hayvan fiyatlarının oldukça yüksek olduğu ülkemizde yakında Kurban bayramlarında da belki et bulamayacaklar.

Erdoğan insanımızla dalga geçiyor. 2024’ü emekli yılı ilan etti, insanlar çöplerden yiyecek toplamaya başladı. ‘Doğalgaza devlet katkısı yapıyoruz’ diyerek gizli zam yapılıyor. Kısa zaman sonra devlet katkısı da kalkar. İşte o zaman doğalgazın ne kadar pahalı olduğu anlaşılır. Elektrikte 5 bin kilovatı üzerinde kullananlardan devlet desteğini kaldırdılar. Faturalar, kullanılan elektrik sarfiyatının üç misli üzerinde geliyor. Devlet desteğini bu sene 4 bin kilovatla sınırladılar. 4 bin kilovatı zaten her aile geçer. Büyük ihtimalle önümüzdeki yıl onu da tamamen kaldıracak ve milleti daha çok çıkmaza sokacaklar. Aynı uygulama çok geçmeden doğalgazda da görülecektir!

Cumhuriyet döneminin tüm kurumları bu iktidar döneminde satıldı. 3 liraya aldığımız toz şeker bugün 50 lira sınırında… 8-10 lira olan kırmızı et artık bin lira. Eskiden emekli olan bir vatandaş evini, arabasını alır, elinde de bir miktar parası kalırdı. Şimdi ev ve araba almak artık hayal bile edilemiyor.

Emekliler bir kafeye gidip oturamaz hale geldi. Bir fincan kahve 150-200 lira. Bir bardak çay 40-50 lira olmuş. Şöyle çoluk çocuğunla bir lokantaya gidip yemek yese 4-5 bin lira…

Geçmişte Karadeniz’de doğalgaz bulunduğunu söyledi Erdoğan, doğalgaza ve elektriğe zam üstüne zam geldi. Bu “şahlanış”ın arkasında ne var diye merakla bekliyoruz. Mutlaka yine bir şeylere zam gelecektir.

AKP’ye ve Erdoğan’a oy veren insanlar hiç mi düşünemiyor? O saraylarda  sefa sürerken, masraflarının kendi ceplerinden çıktığını!? Allah tüm insanlara akıl vermiş ama bazıları aklını birilerine ve bir yerlere ipotek etmiş. Onlar sanki robotlaşmış. Her denilene inanıyor, ezildikçe, ezenin kulu kölesi oluyor.

Televizyonlarda gazeteciler dahi artık bir karış sakalla ve kravatsız olarak milletin karşısına çıkıyor. Sür’atle sanki Ortadoğululaşıyoruz! Devlet adamları kravatsız vatandaşın önüne çıkmazdı eskiden. Hiç unutmam, 23 Temmuz Antakya’nın kurtuluş gününde eski bakanlarda Cahit Aral konuşma yapmaya çıktığında ceketi sırılsıklamdı. Temmuz’un sıcağında millete olan saygısından ceketini çıkarmamış ve kan, ter içinde konuşmasını yapmıştı.

Şimdilerde bakıyoruz Cumhurbaşkanından tutun aşağı doğru neredeyse tüm bürokratlar artık kravat takmıyor ve bazıları o çirkin sakalları ile televizyona çıkıyor. Kravata eskiden halk arasında “medeniyet yuları” denirdi. Demek ki medeniyetten hızla uzaklaşıyoruz.

Şahlanış bir milletin refahı ile ölçülür sayın Erdoğan. Gerçek enflasyonun yüzde yüzleri geçtiği bir dönemde halk “açız, geçinemiyoruz” derken siz hala saraylarda sefa sürmeye devam ediyorsanız, şahlanan sadece sizsiniz…  Millet sürünmeye devam ediyor!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here