Huzur, Emek ve Sabır İster

0
11

Sanat Yazısı

Değerli okurlarım, yaşamımızı kolaylaştıran öyle teknolojik gelişmeler vardır ki, onları hem satın alabiliyoruz ve hem de kitaplarda okuyabiliyoruz. Fakat insanların çok ihtiyaç duyduğu, alınıp satılmayan, okulu da olmayan ama belleğimizde taşıdığımız olmasını çok arzu ettiğimiz bir kavram vardır ki ona “Huzur” diyoruz. Sağlık ve mutluluk için ihtiyaç duyduğumuz manevi olgu.

Sihirli ve çok özel bir duygu hali… Öyle ki, daha zihnimizden geçme anında bizi rahatlatıp dinlendiren ve de heyecanlandıran bir duygu hali. Ruhumuza dinginlik, tavrımıza neşe, hayatımıza keyif ve coşku ekliyor.

Örneğin, anı yaşamanın, bu konunun şifresinde huzurda gizli! Ne var ki her güzel ve faydalı şey gibi onu elde etmek, hakkıyla yaşamak, yürekten hissedip tadını çıkarmakta kolay değil. Özellikle emek ve sabır istiyor. İyi bir hayatın vazgeçilmesi olarak değerlendirebiliriz. Ancak, huzuru yakalamanın kolay ve kestirme bir yolu yoktur ve ayrıca ona giden yavaş ve çetin bir yol vardır. Bu yolun sonu, varış çizgisi de yoktur. Sadece başlama noktası vardır.

Keyifli huzuru ararken başlayabileceğimiz tek bir nokta yoktur. Şu anda bulunduğunuz nokta bile başlamak için en ideal yerdir. Huzurun köşe taşları vardır, bunlar kesinlikle göz ardı edilemez. Huzur, hayat kavramlarına yanıt bulmakta kolay değildir.

Sadece, hayat ve huzur bizim yaptığımız, yapmak istediğimiz bir şeydir. Biz onlardan ne kadar yararlanıyorsak o kadardır. Mutlu olmamakta, olmakta elimizde ve onlardan başka bir şey yoktur.

Yaşamı güzelleştirmeyi ve kendimizi ona adayıp, sevmeyi de aklımızdan çıkarmazsak, inanın huzur denilen hadise bize tebessüm eder.

İyi bir yaşam yolculuğunun ilk adımı huzurlu olmak ve de sevmekten geçmektedir. Durup dururken de huzurlu olunmaz ve sevgiyle de dopdolu olmalıyız. Mideci olmanın bir anlamı yoktur. Onların huzura ve sevgiye ihtiyaçları yoktur.

Yaşamında huzurunda kendine has koşulları vardır. Öncelikle yüreğin dolu olacak ve bundan sonra ki yıllarına bir duruş göstereceksin. Sevmiyorsan yaşamıyorsun demektir. Burayı açıklamam gerekiyor. “Kalp körse, gözün görmesi fazla bir şey ifade etmez…”

Huzur, seven insanların yakınındadır ve bu nedenle de genç kalmak, bir güce fazla yaslanmamak, dingin olmak yine kendi elimizdedir. Seviyorsanız, yüreğiniz doluysa, huzurun ve yaşamın bazı koşullarını da yerine getiriyorsanız, genç ve dinç kalmakla birlikte sağlıklı, uzun bir ömre sahip olursanız.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

İstanbul Beyefendisi

Değerli okurlarım, nereli olmak, nerede yaşıyor olmak günümüzde fazla önemli değil. Neden böyle olduğunu anlamakta, anlatmakta oldukça zor…

Birilerine “Nerelisiniz?” sorusuna “İskenderunluyum” diye yanıt verdiğinde ardından “Aslen nerelisiniz” sorusu gelir. Nedense böyle…

Çünkü hiç kimsenin gerçekten İskenderunlu olduğuna inanılmaz. İskenderunluyum diyenler de, hasbelkader, yanlışlıkla, tesadüfen ve de bulunduğu ortam gereği İskenderunluyum demiştir.

Aslında, bir yerde üç kuşaktır yaşıyorsanız tamamen oralısınızdır. Fakat halkın gözünde bu durum İskenderun için geçerli değildir. Onlara göre hepimiz bu güzel şehrin yabancısıyız. Oysa burada doğmuşsun, büyümüşsün, orta öğrenimini burada ikmal etmişsin, ticaret hayatında başarılı olmuş ve de dört köşesin, vergi rekortmeni diyorlar, önemli plaketlerin sahibisin…

Resmi kurum ve kuruluşlardan emekli olanlar bir yere kımıldamazlar, burada kalırlar. Neden olarak da “Burada kimse aç kalmaz.” Aynen böyle söylüyorlar. Bütün bunlara rağmen, şehrimizin zenginleri İskenderun için ellerini ceplerine sokmazlar. Neden demeyin sakın. Ceplerinde akrep var da ondan.

Zenginliği ile temayüz etmiş iş adamlarından bazı etkinlikler için küçük bir yardım talep edin bakalım. Kendilerini öylesine acındırırlar ki sadaka vereceğiniz gelir. Onlar tabi ki İskenderunlu olamazlar.

Efendim, attığım başlığı merak etiniz biliyorum. Açıklayacağım…

Ülkemizin en büyük şehri İstanbul’a yüzlerce kez gitmişliğim vardır. Hiçbir seyahatim orayı görmek için olmadı. Bütün seyahatlerim futbol maçları için olmuştur. Yani İstanbul’u biliyorum. Dersem yanlış olur.

Orada da birine “Nerelisiniz” ve İstanbulluyum yanıtını alsanız, ardından “Aslen nerelisiniz?” sorusu gelir. Hiç kimsenin İstanbullu olduğuna inanılmaz da ondan.

İstanbul’un fethinin üzerinden 566 yıl geçmesine rağmen hala fetih kutlamaları yapılıyorsa, kimseyi aslen buralı saymamamız şaşırtıcı değil. Fakat kimseyi İstanbullu saymayanlar izin bile “İstanbul Beyefendisi” terimi geçerlidir. Günümüzde çok az sayıda da olsa “İstanbul Beyefendisi” var.

Onların kim olduğunu bilemesem de, bu şehri sömüren ve tepeden bakan o insanların olmadığını kesin olarak söyleyebilirim. Üzgünüm!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Engelli Kardeşlerim

Engelli olmak ve fakir bir yaşam içinde bulunmak, doğal olarak istenen bir şey değildir. Kaderimizde ne varsa onu görüyoruz. Umutlar yarınlardadır, umutsuz olmayacağız. Yaşama dört elle sarılmalısınız ve kendinize kompleks yaratmamalısınız. Yıllar önce de engeliler vardı ve de onların hiçbir hakkı yoktu. Perişanlardı, muhtaçlardı. Moral-motivasyon limitte seyretsin diye yandaki anımı anlattım.

Merak etmeyin, durumunuz daha da iyi olacaktır. Mutlu olacaksınız, her şey dilediğiniz gibi gelişecektir. Gazeteniz (İskenderun Gazetesi) ve Öcal ağabeyiniz durumunuzu yakından takip etmektedir. Bu güzel gününüzde hepinize sevgiler sunuyorum.

Günün Sözü
Engelli Olmak Suç Değildir!

Öcal’dan İnciler
Bütün İnsanlar Biraz Engellidir.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here