Gazeteciliğin Asaleti (5)

0
2

Değerli okurlarım, gazetecilik bir haberi en doğru ve en kısa zamanda okurlarına ulaştırma mesleğidir. Bu önemli hizmeti verirken de yazı işleri ve muhabir kadrosu güçlü olmalıdır. Güçlü kadrodan söz ederken insanın içi burkuluyor.  Oktay Ekşi başyazarımız olmuştu, yıllar sonra da yine bir büyük gazetede bu mesleğe devam ettiği gibi daha sonra da milletvekili olarak yoluna devam etti.

Çetin Altan da yazıyordu ama gazeteye ortak mıydı kesin olarak bilmiyorum. Fakat üç ortakla bir hayli samimi olduklarını biliyorum ya, en fazla Fethi Giray’la beraberdi. Bol-bol şarap içerlerdi ve mezeleri turptu.

Bildiğiniz gibi, ne kadar yazarsan yaz, ne kadar yaşarsan yaşa gideceğin yer orası, kurtuluşu da yok. İki gün ah, iki gün vah, sonunda unutulur gidersin. Buraya kadar tamam da, insan biraz da iz bırakabilmeli. İçimizde en genç olanımız sonradan kadroya giren Hasan Cemal oldu. Onunla çalışmam mümkün olmadı ama adaşım Öcal Uluş’la çalıştığını biliyorum. Hasan Cemal sakin, efendi ve kafa yapısı da sağlam bir arkadaştı.

Bir gazeteci yazar nelere dikkat etmelidir… Okurlarına, mesleğine, elinde tuttuğu kaleme saygılı olmalıdır. Bunların tümü de bilinen özellikler. Yeni yetmelere de sorsanız fazlasıyla beraber aynı şeyleri söylerler. Ancak, ustalarımızın altını çizerek bizlere önerdiği, gazeteciliğin olmazsa olmazlarından olan hususlar var, söylersem belki faydası olur diye düşünüyorum…

-Herkesten saygı görebilmek kolay bir hadise değildir.

-Bu ulvi mesleği icra edenler, öyle sıradan insanlar değillerdir.

-Basın mensubu yıllardır biriktirdiği itibarını bir anda sıfırlayamaz.

-Basın mensupları birbirini seven ve kollayan insanlardır.

-Haber alma aşamasında kötü bakışların bir anlamı olamaz.

-Habercilik yarışından kopulmaz. Daha çabuk davranan o önemli haberi baskıya daha çabuk verir. Bunun içinde kimsenin kimseye kızma, sitem etme hakkı yoktur. Etik davranmak şarttır.

-Başkaları bizi kınayabilir, serzenişte bulunabilir ve hatta bu işten anlamadığımız da söylenebilir. Öyle olsun… Bizler dilimizi ısırmayı bileceğiz.

-Bir basın mensubu haber yaparken, bir başkasına haber olma hovardalığında bulunamaz.

-Paylaşmayı bilmek bu mesleğin şanındandır.

-Nezaket, zarafet, centilmenlik, hoşgörü, bağışlama, gerçekleri yansıtma bu meslek için oluşmuştur adeta, nedense aksini düşünemiyorum.

-Sporda ve siyasette ayrı kutuplarda olsak bile yüzümüzden tebessümü eksik etmemeliyiz.

Yazı için, edebiyattır, harflerin ahengidir, kalıcılıktır, hissetmektir, sanattır, bazı yerlerde en büyük suçtur, kodes kararıdır, savunmadır ve altıncı duyu organıdır deyip geçiştirebilirdim. Yazmak ise, okumaktır, düşünmektir, makaledir, romandır, hayatın hem başlangıç ve hem de sonudur deyip geçiştirebilirdim.

Gazeteci ise, haber toplayan ve bunu okurlarına ulaştıran kişidir. Yani böyle de söyleyip geçiştirebilirdim. Görüyorsunuz ki konu hiç de o kadar kolay değil. Yazmaya başlayalı yarım asrı geçtim ama yine de “Kodum mu oturturum” ya da “Hiç eksiğim yoktur” diyemem. Her halükarda sürç-i lisan ettiysem af ola…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here