Ciğerlerimiz Kavruluyor

0
6

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Karabulutlar sarmış gökyüzünü (dün) sıcak sımsıcak hava esiyor yangın helikopterleri vızır vızır geçmeye devam ediyor üzerimizden an itibari ile.

Önceki gece fırtına vardı şiddetliydi ama sıcak değildi başladığında; daha sonra rüzgâr ısındı öyle bir şey ki değdiği yeri yakarak yalayıp geçiyor âdete. “hayırdır” dedik. Yanı başımız da Belen Soğukluk yaylası yanıyor nerdeyse evlere sıçramış farkında değildik bile ancak sevgili arkadaşımız Cuma Keseroğlu’nun resimleri eşliğinde verdiği haberinden sonra öğrendik.

Sevgili arkadaşımız “ciğerlerimiz kavruluyor” diye başlık atmış. Gerçekten ciğerlerimiz kavruluyor maddi manevi. Yangının çıkış nedeni şu ya da bu, sonunda ciğerlerimiz kavruluyor rüzgâr da yardım ediyor. Nedense sürekli yangınlarda rüzgâr olur? Bu durumda ya suçlu rüzgâr ya da rüzgârı kullananlar var! Sonun da olan ciğerlerimize, ormanlarımıza oluyor “trafodan” deniyor bir kibrit çöpünden de olabilir.

Ne olursa olsun öğlen oldu hala yangın söndürülemedi, helikopterler vızır vızır  su taşımaya devam ediyor. Yakın uzak her yerden yardım geliyor… Dilerim tez söndürülsün yüreğimiz orda ama ciğerlerimizde yangın var. Sabahtan beri oradaki yakınlarımı arıyorum kimseden haber alamıyorum gerçekten karabasan gibi bir güne uyandık. Gergin ve korkulu bir bekleyiş içindeyiz. Allah’ım ya rabbim bir yağmur gönder şöyle en şiddetlisinden ufak bir alev bile kalmasın!

Böyle eli kolu bağlı oturmak gerçekten çok zor ancak yapacak bir şey yok. Dua etmekten başka ve artık azıcık birazcık bilinçli olmak lazım diye düşünüyorum. Azıcık insan, doğa, hayvan sevmek. Ve “biz kendimizden” başka diyeceğim ama kendimizi de sevmiyoruz. Kendimiz için bari sevelim, koruyalım diyeyim. Valla acayip bir boş vermişlik ve bana dokunmayan bin yaşasın durumunda insanlar. Sokağa bakıyorum kimsenin umurunda bile değil hatta çok kişi farkında bile değil.

Oysa yanan oksijen yuvamız. Yanan doğamız, kuşlarımız, börtü böceğimiz. Merak ediyorum yapan, yaptıran, ihmal eden varsa  o kişiler ne durumdadır?

Kendimi bir tek an bendeniz  yapmış gibi hissetmeye çalıştım  aman Allah’ım! Kalbim sırtımda atmaya başladı, kulaklarım çatlıyor, iç organlarım kasıldı, çıldırmak gibi bir şey oldu valla! Allah korusun böyle bir şeyden.

Ve sevgili okuyucularım kafam çatlıyor ağrıdan ve sürekli su kaybetmekten bitkin vaziyetteyim ama onlardan beteri şeyler var o da bana kalsın. Şimdilik yalnızca sağlıkla, sevgiyle, vicdan ve ruh özgürlüğü ile kalalım demek istiyorum. Yase

Not: Saat 13 ve helikopterler vızır-vızır,  demek yangın hala devam ediyor. Allah yardımcımız olsun.

Günün Şiiri

Acılara Tutunmak

Acı çekmek özgürlükse

Özgürdük ikimiz de

O, yuvasız çalıkuşu

Bense kafeste kanarya

O, dolaşmış daldan dala

Savurmuş yüreğini

Ben bölmüşüm yüreğimi

Başkaldıran dizelere

Kavuşmak özgürlükse

özgürdük ikimiz de

elleri çığlık çığlık

yanyana iki dünya

ikimiz iki dağdan

iki hırçın su gibi

akıp gelmiştik

buluşmuştuk bir kavşakta

unutmuştuk ayrılığı

yok saymıştık özlemeyi

şarkımıza dalmıştık

mutluluk mavi çocuk

oynardı bahçemizde

aramakmış oysa sevmek

özlemekmiş oysa sevmek

bulup bulup yitirmekmiş

düşsel bir oyuncağı

yalanmış hepsi yalan

sevmek diye bir şey vardı

sevmek diye bir şey yokmuş

Acı çektim günlerce

Acı çektim susarak

Şu kısacık konutlukta

Deprem kargaşasında

Yaşadım bir kaç bin yıl

Acılara tutunarak

Acı çekmek özgürlükse

Özgürüz ikimizde

acılardan artakalan

işte o bakışlarmış

kuğu diye gözlerimde

gün batımı bulutlarmış

yalanmış hepsi yalan

savrulup gitmek varmış

ayrı yörüngelerde…

Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

İmkansız Şeyler

İmkansız olan şeyler vardır bilirsin

Yaşlanmamak gibi, ölmemek gibi

Ve seni sevmemek cigan gözlüm

Mümkün değil ki

Çıkarıp atamam içimden

Neyleyim yer etmişin bir kere

Ne zaman elime bir kağıt alsam

Siner güzelliğin kelimelere

Yumsam gözlerimi seni seyrederim

Devamlı bir musiki kulaklarımda sesin

Mevsimler seninle başlar, seninle biter

Yıl oniki ay benimlesin

Ne zaman bir gemi görsem limanda

Alıp başımı seninle gitmek isterim

Umurumda değil bu oyunlar, bu düzenler

Anlasana; seni arıyor ellerim

İmkansız düşünmemek gecelerce seni

Ve sevmemek ömür boyunca, bir gün değil

*Başka çaremiz yok, beni unut* demiştin

Mümkün değil cigan gözlüm, mümkün değil.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Günün Sözü

-Yangını ancak ve ancak dikkatli yaşamak önler.

-Elinle yaktığın ormanı gözyaşınla söndüremezsin.

-Küçük ihmallerden büyük yangınlar çıkar.

-Yangını söndürmekten daha önemli olan şey tedbir almaktır.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here