10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü  Kutlu Olsun

0
107

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Havalar aynen Orhan Veli’nin dediği türden. Ne demişti Usta bir bukle anımsayalım;

Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım, / Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi / Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.”

Gerçekten hava bugün insanı mahvedebilecek kıvamda. Kim bilir kimler âşık oldu bu havada kim bilir kimler alerjiden inim inim inledi bu havada? Valla ne olursa olsun  hava  çalışan gazetecilere armağan olsun. Keşif yapmak için uygun bir zaman. Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüydü. Ama keşke gerçekten özgürce çalışabilseydi birçok gazeteci arkadaşlar!

Büyük Türk Atatürk, “Gazeteciler ulusun ortak sesidir” demiş. Şimdilerde pekte ortak çıkmıyor sesler ne yazık ki. Çok ayrıştık, çok bölündük. Değişik seslere tahammül azaldı. Nerdeyse sessizleştik. Ancak yine de ulusun sesi ortak sesi olmayı sürdüreceğiz olanaklarımız dahilinde.

Bizler İskenderun Gazetesi çalışanları  nerdeyse 17 yıldan beri aynı çatı altında işimizi severek, özveri ile gerçekleştirmenin huzuru içindeyiz. Gazetemiz, İskenderun’un ilk gazetesi  olmanın haklı gururu ile  72 yılık ömründe  o çizgisinden, vicdanından ve ilkelerinden ödün vermeden büyüyerek bu günlere geldi. Bizde bu sürecin  15 ya da 18 yılını birlikte geçirmenin keyfi ve sevinci içindeyiz. Hiçbir zaman yazılarımız kısıtlanmadı ya da herhangi bir şey için zorlanmadık. Özgür, bağımsız ve  her zaman laik olarak kimseye gebe kalmadan bu günlere geldiğimiz için gururluyuz.

Bu günde ve her zaman… Önce gazetemiz imtiyaz sahibi olan  gazetemizin babası, abisi, arkadaşı ve yol göstericisi olan Rızkullah Terbiyeli ve onun şahsında bütün çalışan arkadaşlarımın, yoldaşlarımın gününü kutluyorum. Ve tabi ki ulusça bütün çalışan gazeteciler gününü tabi.

Çalışan Gazeteciler Günü, 1961 Anayasasında gazeteciler lehine yer alan hükümlerden sonra “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kabul edilen fakat 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra bu hakların bir kısmının geri alınması üzerine “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirilmiştir.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü basın meslek örgütleri tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanırken akıllara gelen bir soru sosyal medyada geniş yer buldu. Neden “gazeteciler” değil de “çalışan gazeteciler” günü?

Neden “Çalışan Gazeteciler” Günü?

Çalışan Gazeteciler Günü ilginç bir öyküye dayanıyor. 1961 yılının da 10 Ocak günü resmi gazetede yayınlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuştu. Şimdi ”212 sayılı yasa” olarak bilinen düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyor.

Ancak 212 sayılı yasanın çıktığı süreç başta ”babıali’de dokuz patron olayı” olmak üzere Türk basın tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini tetikledi. İlgili yasanın gazetecilere getirdiği haklar patronlara da bazı sorumluluklar yüklüyordu.

Bunun üzerine adeta kazan kaldıran patronları 10 Ocak günü gazetelerinde okuyucularını şaşkına çeviren bir ortak bildiri yayınladılar ve ”gazetemizi üç gün kapatıyoruz” duyurusunu yaptılar. Bildirinin altında, 9 gazete patronunun imzası vardı. Yayınlanan bildiride ise 212 sayılı yasa ile Basın İlan Kurumu’nun oluşturulmasıyla ilgili 195 sayılı yasaya yönelik tepkiler dile getirilirken yasaların mesleki sakıncalar doğuracağı iddia edilmişti.

Gazete sahiplerinin bu ortak tepkisi karşısında, çalışanlar da bir araya geldiler. İstanbul Gazeteciler Sendikası, çalışanlara ait bir ortak bildiri yayınlayarak, kapanma kararının gazete sahipleri tarafından verildiğini, diğer çalışanların ise bu durumu tasvip etmediklerini açıkladılar. Gazeteciler aynı gün, sendika önünden başlayan sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Ayrıca, sendikada gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, patronların üç günlük boykotu sırasında ”basın” adlı bir gazete yayınlanmasına karar verildi.

“Çalışan Gazeteciler” Basın Gazetesi’ni Çıkardılar

Gerekli girişimlerin ardından çalışanların ortak ürünü olan ”basın gazetesi”, 11 Ocak günü yayınlandı. Basın gazetesi, gazete patronlarının üç günlük boykotu sırasında düzenli olarak yayın hayatını sürdürdü. Patronların boykotuna karşılık, Ankara ve İzmir’de de çalışanlar, gerçekleştirdikleri yürüyüşler ve yayınladıkları bildirilerle tepki gösterdiler.

Basın Gazetesi’nin son sayısında yer alan başyazıda, basın emekçilerinin elde edilen hakların korunması amacıyla elbirliğiyle mücadele edecekleri kaydediliyordu. 14 Ocak 1961’de boykot sona ererek, gazeteler yeniden yayına başladı ancak üç günde yaşanan olaylar, Türk basın tarihinde yerini aldı. Patronların boykotuna karşın 11 Ocak’tan itibaren üç gün boyunca çok zor şartlarda çalışıp “Basın Gazetesi” çıkartan gazeteciler “Çalışan Gazeteciler Günü”nün de temeli oldu. Kaynak: www.gazeteciler.com

Ve sevgili okuyucularım sağlıkla sevgiyle kalalım her zaman birlik ve beraberlikle… Yase

Günün Şiiri

Sevgi Üstüne

Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır

Kitaplara göre insan

Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş

Gözleri, yüreği kamaşmış insandır

Aptaldır, hastadır, kahramandır

Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.

İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler

Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar

Bir tek meyve veren dalı keserler

İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı

Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli

Bir tek meyve veren dalı kesmeli

İnsan dediğin derya misali

Üstünde milyonlarca dalga

İçinde kıyametler kopmalı

İnsan dediğin derya misali

Uçsuz bucaksız olmalı.

 

Gel çıkalım sevgilim gel

Gel kurtaralım birler hanesinden

Çekelim gidelim bir uçtan uca

Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar

Sevelim sevelim sevelim

Sevebileceğimiz kadar

Bedri Rahmi EYUBOĞLU

Yar Yar

Önde zeytin ağaçları arkasında yar

Sene bin dokuz yüz  kırk altı

Mevsim, Sonbahar

Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim

Dalları neyleyim.

Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

 

Yar yar…

Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar

Değirmen misali döner başım

Sevda değil bu bir hısım

Gel gör beni darmadağın

Tel tel çözülüp kalmışım.

Yar yar

Canimin çekirdeğinde diken

Gözümün bebeğinde sitem var

Bedri Rahmi EYUBOĞLU

Günün Fıkrası

Adam günün yorgunluğu üzerinde, perişan bir vaziyette İETT durağında otobüs beklemektedir. Nihayet uzun bir zaman sonra beklediği güzergâhın aracı gelir ve biletini attıktan sonra arka taraflara doğru ilerlemeye başlar. Bir, iki adım ilerisindeki çift kişilik koltuğun boş olanına doğru ilerler; tam oturacağı sırada engelleyici bir ses tonu onu durdurur: “Buraya oturamazsın! Ben kimim biliyor musun?”

“Kim olduğunuzu bilmeli miyim?” “Ben Yrd. Doç. falan kişiyim.” “Evet?” “Benim gibi kıdemli birinin yanına oturamazsın!” “Size bir soru sormak istiyorum. Siz Yrd. Doçentlik unvanınızdan sonra ne olacaksınız?” “Doçent.” “Peki sonra?” “Şayet başımıza bir şey gelmezse Profesör…” “Daha sonra?” “Belki zor ama Ordinaryüs Profesör…” “Evet… Peki, bu dereceden sonra?” “Hiiç…” “Ben şimdiden ‘hiç’im; lütfen müsaade edin yanınıza oturayım…” “!!?”

Günün Sözü

Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötü ise Filozof olursun.
Sokrates

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here