“Tasarı, Cezaları Değil, Hâkimin Takdirini Arttırmaktadır”

0
149

eğitim-sen açıklama8Eğitim-Sen İskenderun Şube Başkanı Mustafa Ünsal, Çocukların Cinsel İstismarı ile İlgili Yeni Hazırlanan Tasarıyı Değerlendirdi…

Çocukların cinsel istismarına yönelik cezaların arttırılacağı yönünde hükümetin hazırladığı yasa tasarısı ile ilgili bir değerlendirmede bulunan Eğitim-Sen İskenderun Şube Başkanı Mustafa Ünsal, yasa arttırılanın cezalar değil hâkimin takdiri olduğunu savundu.

Torba yasanın içerisine konularak derinlemesine dikkat ve özen gerektiren bu konunun anti-demokratik şekilde tartışmaya açıldığını vurgulayan Ünsal; “12 Haziran 2014 tarihinde hazırlanan tasarı birkaç değişiklik ile TBMM Genel Kurul’unda kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulan kanunda ön plana ceza artışı çıkarılmıştır. Yasada oluşan hukuksal boşluklar, tanımı olmayan hafifletici sebepler ve uygulama sorunlarına dönük hiçbir adım atılmaması temel problemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasa’nın 5237 nolu kanunun 102, 103, 104 ve 105 numaralı maddelerinde yapılan değişikliklerin ayrıntılı incelemesi aşağıda sunulmuştur.

102. maddede yapılan değişiklik ile cinsel saldırı suçlarının cezaları 5-10 yıl arasına çıkarılmıştır. Daha önceki yasada 2-7 yıl arasında ceza verilen bu suça anayasal tanımı olmayan bir hafifletici sebep eklemiştir. Yeni düzenlemeye göre eğer cinsel davranış ‘sarkıntılık’ düzeyinde kalırsa 2-5 yıl arasında ceza verilecektir. Aynı durum, cinsel istismar suçlarıyla ilgili olan 103. Madde için de geçerlidir. Daha önce 3-8 yıl arasında ceza verilen cinsel istismar suçuna yeni düzenleme ile 8-15 yıl ceza verilecektir. Ancak ne olduğunu kimsenin bilmediği ‘sarkıntılık’ düzeyinde istismar 2-5 yıl arasında cezalandırılacaktır. Hangi davranışların sarkıntılık düzeyinde kalacağını belirlemek ise hâkimlerin takdirine bırakılıyor. Hukuk felsefesine göre mahkemeler yüksek cezaları vermek için daha fazla somut delil arayacaktır. Ancak cinsel suçların özel yapısından kaynaklı olarak kesin olarak suçun işlendiğine mahkemeler pek az durumda ikna edilebilmektedir. Sonuç olarak; hâkimlerin genellikle hafifletici sebep olan sarkıntılık davranışına göre ceza vereceği ön görülebilir. Yani arttırılan cezalar değil, hâkimin takdiri olmuştur” dedi.

Ruh Sağlığı Raporlarının Kaldırılması Kazanım Değil Kayıptır!

Cinsel saldırı suçlarında aranan beden ve ruh sağlığının bozulduğuna dair bilirkişi raporlarının artık ağırlaştırıcı bir neden olmaktan çıkarıldığını kaydeden Ünsal; “Oysa bu raporların olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra bile bir kanıt niteliği taşıdığı bilinmektedir. Uygulamadaki sorunları çözmek yerine, önemli bir kazanımın bir anda yok edilmesi kabul edilemez. Hükümet; taciz ve tecavüze maruz kalan kadınların ve çocukların Adli Tıp kurumlarında aylarca süren eziyetlerinin bitirdiği yönünde propaganda yapmaktadır. Oysa sorumluluktan kaçarak Taciz ve Tecavüz Kriz Merkezleri açmayan hükümet, yargı önünde kadınları ve çocukları daha korumasız bırakmaktadır. Kadınlar ve çocuklar iddialarını kanıtlama sürecinde daha fazla yıpratılacaktır” dedi.

Çocuk Tacizi Olmaz, Çocukların Cinsel İstismarı Olur!

Yeni yasa ile tam bir hukuk skandalına imza atıldığını öne süren Ünsal; “105. Madde ile düzenlenen cinsel taciz suçuna eklenen bir cümle ile çocuklara yönelik cinsel taciz diye bir suç belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile birlikte evrensel hukuk normlarını hiçe sayan bu düzenleme kabul edilemez. Çocuklara yönelik her türlü cinsel davranış cinsel istismar iken cezası son derece düşük olan bu suç ile istismarcılara ödül verilmektedir. Yeni yasaya göre çocuklara yönelik cinsel taciz suçu için şikâyet koşulu getirilmekte cezası 6 ay-3 yıl arasında belirlenmektedir. Bu tür cezaların genellikle hükmün ertelenmesinin geri bırakılması ile sonuçlandığı bilinmektedir. Yani; çocuklara yönelik cinsel taciz suçunu işleyenler cezasız bırakılacaktır. Kendi içinde çelişkiler ile dolu yeni yasa ile cezalar arasında bir hiyerarşi yaratılıyor. Buna göre çocukları cinsel olarak taciz eden kişi sarkıntılık yapandan daha az, sarkıntılık yapan basit cinsel saldırı suçu işleyenden, o da nitelikli cinsel saldırı yapandan daha az ceza alacak. Ancak tanımlanan ilk iki yeni suçun ne olduğunu kimse bilmediği için birçok fiilin buralara atılacağı tahmin edilmektedir. Hâkimin takdiri ile belirlenecek suçlarda kadınlar ve çocukların eskisine göre çok daha fazla sorunla karşılaşacağı gerçektir.

Cinsel taciz suçu kapsamında yapılan yeni bir düzenlemenin trans kadınlar için büyük bir tehlike yaratacağı beklenmektedir. Söz konusu düzenleme ile cinsel taciz suçu ‘teşhir suretiyle’ işlenirse verilecek cezalar yarı oranında arttırılacaktır. Trans kadınların günlük yaşamda karşılaştıkları sorunların yargı mekanizması ile nasıl ağırlaştırıldığını biliyoruz. Toplumda transfobinin sürekli şişirildiği, trans kadınların sokak ortalarında katledildiği bir ülkede yapılan düzenleme ile birçok trans kadın haksız yere suçlanacaktır. Trans kadınların haklarını güvenceye almayan anayasa; ceza verme konusunda oldukça cömert davranmaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Yasayı Bu Haliyle Onaylamamalı!

Ünsal açıklamasında son olarak; “Eril sisteme karşı kadınların eşitlik ve özgürlük talepleri doğrultusunda yapılacak anayasal düzenlemeler ve uygulamalar ile cinsel suçlar ele alınmalıdır. Cinsel saldırı, taciz ve istismar erkek egemenliğinin en korkunç yöntemlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Bu yüzden yapılması gereken tekil adımlar atmak değil bütüncül bir kadın politikasını hayata geçirmektir. Yoksa cezalar ne kadar yüksek olursa olsun; egemen erkeklik farklı yöntemlerle kadınları aşağılamaya, ikincilleştirmeye ve kontrol etmeye devam edecektir. 1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek olan İstanbul Sözleşmesi ile artık Türkiye’nin yaptığı hak ihlallerinin raporlanacağını hatırlatarak; Cumhurbaşkanı’na yasayı bu haliyle onaylamaması yönünde çağrı yapıyoruz” dedi.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here