Futbol Denilen O Canavar (3)

0
6

Değerli okurlarım, hatırlayacaksınız Güneş Kulübünden bahsetmiştik son yazımızda. Bugün konumuza devem ediyoruz. Dönem kadro harekatının Güneş dil teorisinin ortaya atıldığı dönemdi. Bu Ateş-Güneş adı, güneşe tapanları anımsatacağı için Ankara siyasi çevrelerinde onaylanmamış ve sadece Güneş adına izin verilmiştir.

Galatasaray Kulübünde başkanlık yapmış, Yusuf Ziya Öniş, Ulvi Yenal, Refik Selimoğlu gibi birçok yönetici çok sayıda futbolcu bu kafileye katıldılar. Güneş dev kadrosuyla, sahaya 11 kişi çıkaramayan Galatasaray’ı iki maçta da hezimete uğrattı. Çok ilginçtir, Güneş takımının seyircisi yoktu ama bazı dallarda sporcu transfer edip, tam anlamıyla sporda egemenlik gibi görev üslendiler. Bu kulüp 1938’den sonra büyük zafiyet göstermiş ve nedeni bilinmeyen bir biçimde feshedilmiştir.

Spor tarihimiz ünlü isimlerle doludur. Örneğin bir Zeki Rıza Sporel, gelmiş geçmiş en iyi sporculardan sayılır. 1898 doğumludur. Sütlüce’de dünya ya gelen Sporel, futbolda önemli bir yetenekti. Forvet oynardı ve kariyerinde 470 golü vardır. Su sporcularına da Başkanlık yapan Sporel, milletvekili de olduktan sonra mizacını da geliştirerek, topluma hitap etmeyi öğrenmiş ve hatta milletvekili adayıyken sessizliği yüzünden pasifize olmaktan kıl payı kurtulmuştur.

Zamanın başkanlarından Osman Kavrakoğlu da ahaliye şöyle hitap etmişti: ‘…Şu yanımda gördüğünüz zat, memleketimizin en müthiş topçusudur. Attığı gollerle sayısız düşman kalelerini yıkmıştır. Bu aslana oy verilmez de kime verilir? 1950’de DP’nin Rize milletvekili olmuş, daha sonra ki seçimleri kaybettiğinden Yassıada’ya gönderilmemişti. Onun yerine Nihat Bekdik (Aslan Nihat) Yassıada’da ifade vermişti

Zeki Rıza Sporel’i ebediyete uğurlayan “Aslan Nihat” ezeli rakibinin arkasından günlerce gözyaşı dökmüştür.

Şimdi, yine hepimizi yakından ilgilendiren spor olaylarına bir göz atacağız. Öncelikle ve ivedilikle, Kulüpler Birliğinin, zamanın TFF Seçimleri öncesinde neler söylediğini, sonradan hangi tavizleri aldıktan sonra tornistan yaptığını sizlere sunacağım.

TFF Seçimlerinin ardından çiçeği burnunda Başkanı Demirören’in o zamanki vaatlerine bakalım. Yıldırım Demirören özellikle şu üç vaadine dört elle sarılarak başkanlık koltuğuna oturmuştu. 1-) Şike ve teşvik primi kapsamındaki kararını, Yargıtay’daki dava bittiğinde verecekti. Bizim yorumumuz: Muhtemelen ifadelerin, duruşmaların en azından 2 yıl süreceğinden, epeyi bir zaman kulüplerimiz rahat bir nefes alacaktı. 2-) Şayet UEFA “Kararınızı Çabuk Verin” derse ne olacaktı? Bizim yorumumuz: Şikeye sıfır toleranslı UEFA’yı sanki çocukmuş gibi kandıracağız, öyle mi? 3-) UEFA ceza konusunda kararlıysa!… Bizim yorumumuz: Gerekirse birkaç sene dünya ya rezil olma pahasına ceremeyi göze alacağız.

Şöyle de söylenebilir. Adı şike olaylarına karışmış, şike ile anılan kulüplerin yanı sıra, hedef belirlemiş ve hiçbir günahı olmayan takımlarımız, bir yerde Federasyon Başkanının kaprisleri uğruna büyük zararlara gireceklerdi. İşte bütün bunlar, içinde bulunduğumuz zamanın ve gelecekte de hepimizi büyük sıkıntılara ve kaosa sürükleyecek çarpıcı örneklerdir.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here