Bu Gün On Kasım. Atam Seni Unutmadık, Unutmayacağız…

0
311

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Gün geçtikçe özlemimiz büyüyor, “ah neredesin” diye feryat ederek uyanır olduk. İlkelerin hep ilkelerimiz olarak kalacak seni anlamaya ve anlatmaya devam edeceğiz. Ancak yokluğun vuruyor artık yüreklerimize. Çünkü seni anladıklarını, ilke ve inkılaplarına  sahip çıktıklarını sananlar gittikçe artıyor.

Bugün 10 Kasım  2015  sonsuzluğa karıştığın  77.  yılı sanki zaman hiç geçmemiş ve sanki milyon yıl geçmiş gibi. Özlemin milyon yıl düşüncelerin, ilkelerin, milliyetçilik anlayışın ve öğretilerin dün gibi, bugün gibi taze, net, yüreğimize beynimize, dilimize, parmaklarımıza kazınmış. Şimdi seni ebediyete intikal ettiği  günde daha büyük bir sevgiyle, özlemle, minnetle anıyoruz. Bugün yasta değiliz. Çünkü aramızdan hiç ayrılmadı.

atatürk anma1

“BENİM NACİZ VÜCUDUM BİR GÜN  ELBET  TOPRAK OLACAK, FAKAT TÜRK MİLLETİ EBEDİYETE KADAR YAŞAYACAKTIR” diyerek bunu işaret  etmiştir. Hiçbir beden sonsuza dek yaşayamaz ancak düşünceler ilkeler ve kazanımlar  sonsuza dek yaşayabilir eğer sahip olursak.

Her zaman her yerde onun ilkeleri ile yaşamaya çalıştık. Kurtuluş savaşı vermiş, ardından Cumhuriyeti kurarak milletine  armağan etmiş bir büyük önderin ilkeleri hangi toprakta ürün vermez ki? Ve dünya döndükçe varlığını sürdürmez ki? Ve biz  varlığımızı bu vatana armağan edenler olarak, varlığını vatana  adayan  önderimizin sonsuzluğa karıştığı bu günde onu  ancak minnetle, saygıyla, sevgiyle, özlemle anarız. Ve Türk  milleti  yaşadıkça oda yaşayacaktır. Allah’ın izni ile. Her şey değişebilir, sınavlar ve acılar gelir ve gider ancak  önemli olan dayanmaktır. İlkelere sahip olmaktır değerleri koruyabilmek ve kollayabilmektir birlik ve beraberlik içinde.

Ve bu gün silkelendik şöyle bir. Sahip olduklarımızı yeniden gözden geçirdik. Ve yeniden nahifleştik, ayaklarımızın bastığı bu toprağa. Ki o toprak şehit kanı ile sulanmış şehidin bedeni ile yeşermiş bütün bitkiler ağaçlar yapraklar. Ve biz, bugün  bize  cumhuriyeti armağan  edenin karşısında gurur, özlem  ve sevgiyle duruyorken bizi affet diyoruz.

& & & & &

Çanakkale Geçilmez

10 Ağustos 1915. Conkbayırı’nı almak ve bütün boğaza hâkim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım: Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim.

Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4.30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. “Allah-Allah” sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.

Atatürk Çanakkale Savaþý
(Atatürk Çanakkale Savaşında)

Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hâkim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme sürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.

Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa’ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale’nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.

Ve sevgili okuyucularım şehit haberlerinin her gün gelmekte olduğu bu günlerde içimiz yanarak her şeye inat ve şehitlerimize rahmet olsun diye birlik ve beraberlikle büyük  ATA’nın  ilkeleri ile sağlıkla sevgiyle kalalım. Yase

Günün Şiiri

Ne 10 Kasım’da

Ne gökte ararım

Mavi gözlerini, sarı saçlarını

Ne de

Öldüğünü düşünürüm.

Sen bildiğim  bir yerdesin.

İşte hemen şurada

Kalbimdesin.

Bana hala rehber hala öğretmensin…

Sen, bana  yok olmaktan, var olmak,

Nasıl olur

 özgür olmak ne demek?

Eşitlik, kardeşlik ilkeli olmak ne demek?

Öğretensin.

Bir yurt armağan edensin…

Özgür yaşamıyı.

A, B, C, D’yi  öğretensin.

Cumhuriyet size emanet

Ona iyi bakın ” diyensin.

Seni hayal aleminde aramam….

Düşlerde bulamam….

Sen her zaman  gerçeksin

Tam şurda, yüreğimde yaşarken

Her adımımda benimlesin.

Yase

Atatürk Kurtuluş Savaşında

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı

Selam durdu kayığı, çaparası, takası

Selam durdu tayfası

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından

Bir duman

Duman değildi bu

Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan

Demir değil

Sarılan anayurda

Kemal Paşanın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına

Çıkarken yüce komutan

Karadeniz’in halini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar

Kalktı takalar,

İzin verseydi Kemal Paşa

Ardından gürleyip giderlerdi

Erzurum’a kadar

Cahit KÜLEBİ

Günün Sözü

Bu siyah toprak sahasının altında defineler, üstünde de asil ve kahraman bir millet yaşar.

Mustafa Kemal ATATÜRK

İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri görülemez; millet ve devletin şeref ve bağımsızlığı elde edilemez, insaf ve merhamet dilenmek gibi bir kural yoktur. Türk milleti ve Türkiye’nin çocukları, bunu bir an akıldan çıkarmamalıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here