Aslan; “Basın Şehitlerini Rahmetle Anıyoruz”

0
40

igc mesaj16 Nisan “Basın Şehitlerini Anma” günü ile ilgili olarak İskenderun Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Yönetim Kurulu adına bir açıklama yapan Başkan Şehmus Aslan  basın  şehitlerini  saygıyla andıklarını belirtti.

Başkan Aslan açıklamasında, mazisi iki yüz yıla yaklaşan Türk Basın Tarihinde sürgünlerin, hapislerin yanında, düşüncelerinin diyetini hayatlarıyla ödeyen pek çok gazeteci olduğuna işaret ederek; “Onları Basın Şehidi olarak saygıyla anıyoruz. Türk Basını, 6 Nisan 1909’da öldürülen Serbesti Gazetesinin Yazı İşleri Müdürü  ve Başyazarı Hasan Fehmi’yi ilk ‘Basın Şehidi’ olarak kabul eder. TGC bu tarihi, Basın Şehitleri  Günü olarak  kabul etmiştir.

Daha sonra düşüncelerinden  dolayı  birçok güçlü  kalem susturulmak  için  şehit edildi. Bunlar arasında Abdi İpekçi’den, Çetin Emeç’e, Uğur Mumcu’dan, Ahmet Samim’e kadar birçok aydının bedeni  kurşunlara  hedef oldu. Ancak ne mutlu ki  bu olayların  savundukları  düşünceler  aynı  tazelikte  duruyor. İskenderun Gazeteciler Cemiyeti  olarak Basın Şehitlerimizi  saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz” dedi.

Basın Şehitleri Günü Tarihçesi

Türk  basınında adlarını “faili meçhul”e yazan  gazetecilerin anılarına saygı amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 6 Nisan’ları “Basın Şehitleri” olarak kabul etti. Hıfzı Topuz’un “Türk Basın Tarihi’ne göre 5 Nisan 1909’da,Emin Karaca’nın “Türk Basınında Kalem Kavgaları”na  göre 7 Nisan 1909’da  bir başka deyişle”31 Mart Vakası’nın arifesinde “İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin “derin  devlet “anlayışına kurban verilen “Serbesti “Gazetesinin Yazı İşleri Müdürü  ve Başyazarı Hasan Fehmi…

Hasan Fehmi, Siyasal  Bilgiler’i bitirdikten  sonra Paris’e kaçar. Bir süre Mısır’da yaşadıktan  sonra da 1908’te “İkinci Meşrutiyet’in  ilanı üzerine İstanbul’a dönerek Mevlanzade Rıfat’ın yayınladığı “Serbesti” Gazetesinin yönetimini alır. Hasan Fehmi’nin İttihat ve Terakki iktidarını sert bir  biçimde eleştiren  yazıları aydın  çevrelerde  de geniş  yankılar uyandıracak ve gazete büyük bir  okur kitlesine  ulaşacaktır. İttihatçılar  ise Hasan Fehmi’yi  susturmak için  önce gözdağı verecek, ardından  gazeteye “İttihat ve Terakki’nin fenalığı; açlıktan da, koleradan  daha fazla  tahribat yapmaktadır diyorsun. Bu  tahribatı  aziz  milletimizin dimağında  asıl sen yapmaktasın” benzeri tehdit mektupları yağacaktır. Ve Hasan Fehmi, 6 Nisan 1909’un akşamında  mülkiye kaymakamı  arkadaşı Ertuğrul Şakir  ile Beyoğlu’ndan  dönerken  Galata Köprüsü’nün Eminönü tarafından tabancayla  vurularak öldürülecektir. Ertesi gün, “Serbesti” Gazetesinin birinci  sayfasında yalnızca şu yazı vardır. “Serbesti-i matbuatın (basın özgürlüğünün) ilk kurbanı, ömrünü menfalarda (sürgünlerde) geçirmiş olan evlad-ı hürriyetten Hasan Fehmi Beyin Ruhuna fatiha…”

Hasan Fehmi’nin  öldürülmesi üniversite gençleri arasında da heyecan yaratacak, ertesi  sabah büyük  bir gösteri  düzenleyen öğrenciler, Babıali’nin  önünde toplanacaktır. Zamanın Hukuk Fakültesi  öğrencilerinden, 19 yaşındaki Burhan Felek bir konuşma yaparak Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’dan  katillerin yakalanmasını isteyecektir. Sadrazam’da “Katiller  bulunacak ve asılacaktır” diyerek  öğrencilerin gönlünü alacaktır. Gençler, daha sonra Mebusan Meclisi’ne gidecek ve Meclis Başkanı Ahmet Rıza Bey ile görüşerek “Bu gizli eller kırılsın artık. Millet kan ağlıyor. Katilleri istiyoruz” diye bağıracaklardır.

Hasan Fehmi’nin katili ya da  katilleri bulunamadığı gibi, İttihat Terakki yönetimi, iki yıl içinde iki gazetecinin  daha ölümünden sorumlu olacaktır. Biri “Sevda-yı Millet” gazetesinde yönetimi  eleştirmenin  yanında  yolsuzluklarını da belgeleyen genç gazeteci Ahmet Samim ki  9 Haziran 1910 Perşembe gecesi, yazar arkadaşı Fazıl Ahmet ile Bahçekapı’da yürürlerken  arkasından açılan  bir tabanca mermisine  kurban gidecektir.

Öteki de bu olaydan 14 ay sonra 10 Temmuz 1911 Pazartesi  akşamı Bakırköy’deki evi önünde kurşunlanan “Mizan” ve “Serbesti”den sonra “Şerrah “gazetesinde  yönetimi  eleştiren  başyazılara imza atan Zeki Bey…

Hasan Fehmi gibi, tabii bunların katil ya da  katilleri de “faili meçhul” hanesine yazılacaktır. Daha yakın  tarihimizde “faili meçhul”e gidenler gibi… Hasan Fehmi, Ahmet Samim ve Zeki Bey Türk basının  düşüncelerinden dolayı “kurşun”a kurban giden  ilk şehitleriydi. Onların ardından, yaklaşık yüz yıl içinde Türk Basını  Ümit Kaftancıoğlun’dan Abdi İpekçi’ye, Çetin Emeç’ten, Uğur Mumcu’ya nice şehitler verdi. Kiminin bedeni kurşunlanarak, kiminin kalemi elinden alınarak düşüncelerinden dolayı yazması engellenerek…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here