Çanakkale

0
6

Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…
Çanakkale Geçilmez, Geçilemedi, Geçilemeyecektir

Her yıl 18 Mart’ta tüm yurtta, 18 Mart 1915 Çanakkale Savaşlarının yıldönümü olarak törenlerle kutlanır. Bu yıl 111. yıldönümünü kutladık. Her yıl kutlamaya da devam edeceğiz. O günün önemi ve hatıraları çeşitli yönleri ile anlatılır, oratoryolarla da anlatılır ve canlandırılır.

Atatürk’ün; “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” önemli veciz sözünün, bugün önemi daha çok anlaşılmaktadır. Uzun yıllardır ülkeler arasındaki savaşlar, insanların öldürülmesi, çocukların yetim ve öksüz kalması, maddi ve manevi zararlar, ülkelerin savaşlar dolayısı ile her yönden geri kalması düşünüldüğünde savaşların ne de çok zararlarının olduğunu görüyoruz.

Çanakkale Savaşları (1.Dünya Savaşları) bölgenin Gelibolu yarımadasında Seddülbahir, Arıburnu, Anafartalar, Conkbayırı bölgelerinde Osmanlı İmparatorluğu ile müttefikler arasında deniz ve kara hareketleri ile yapılmış olup; Türklerin 252.000 şehit verdiği, çok sayıda gazilerimizin olduğu bu büyük mücadelede, yaklaşık bizim kadar da karşı orduların kayıp verdiği görülmüştür. (250.000 içinde hastalıktan, yaralanmaktan ve kayıplardan şehitlerimiz olmuştur.)

Bu savaşlarda en çok şehit Bursa, Balıkesir, Kastamonu illerinden olmuştur. Allah hepsine rahmet eylesin, mekânları cennet olsun. Çanakkale Şehitliğini mutlaka çocuklarımız ile birlikte görüp gezmeliyiz.

Çanakkale Savaşında 57 Alay Komutanı Hüseyin Avni Beyi de rahmetle anmak gerekir. 57 Alay’ın bağlı olduğu 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, daha sonra Albay rütbesi almıştır. Atatürk 1915 yılında askerlerimize ve komutanlarımıza şu çok önemli konuşmayı yapmıştır. “…Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar, geçecek zaman içinde yerimizi, başka kuvvetler ve başka komutanlar alabilir…” diyerek zafere kavuşmuştur. Tam donanımlı düşman ordularını yenmiş ancak şu veciz sözü söylemiştir. En büyük düşman cehalettir! Yurdun dört bir yanını, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar sarmışken Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal hakkında olumsuz sözler, söylemek haksızlık ve saygısızlıktır.

Şu anda çocuğunu buradan İstanbul’a veya daha başka bir şehre gönderen ana-baba ‘yetiştin mi?’ diye çocuğunu kaç defa arar, sorar, merak eder. Başına bir olumsuzluk geldi mi diye merak etmez mi?. Peki, Atatürk’ün anası, kardeşi, kısaca bir ailesi yok muydu? Anasını, ailesini bırakıp kelle koltukta Samsun’a, Amasya’ya, Erzurum’a, Sivas’a yurt savunması için gidiyor. O dönemde ki haberleşme araçlarının olmadığı dönemi düşünün ve hakkında 2 kez idam kararı çıkmış, vatana ihanet ettiği söylenmiş ama bugün Ülkemizde ve Dünyada örnek bir komutan olarak anılmaktadır. Cumhuriyet idaresinin kurucusu Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyoruz. Milli Mücadele Kahramanmaraş’ta Şanlıurfa’da Hatay Dörtyol’da başlatılmıştır. Dörtyol Kahramanlık Müzesini görmeliyiz. Tarsus’ta Nusret Mayın Gemisinin orijinalini mutlaka görmeliyiz.

1.Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşlarında toplam 9 yıl askerlik yapan Seyit Onbaşı (Koca Seyit) 1939 yılında 50 yaşlarında hastalanarak (zature) hayata gözlerini yummuştur. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Seyit Onbaşı evine geldiği zaman kızı onu tanımamış “ana bir yabancı geldi” diye bağırmıştır. Bu kahraman unutulur mu? Unutulmaz, unutulmamalı, rahmetle anıyoruz.

Savaş esnasında vincin bozulması, dolayısı ile Seyit Onbaşı tek başına 215 Kg. mermiyi alarak ya Allah deyip kaldırmıştır. Atatürk, Seyit Onbaşıyı yanına çağırır ve bir isteğinin olup olmadığını sorar… “Hiçbir şey istemez paşam, benim baltama karışmasınlar, dağdan kömür yapıp satıyorum” der. Şimdi bir yetkili günümüzde bazı menfaatçi insanlara sorsa isteğini, hemen oğlumu, gelinimi kızımı işe alın der. Seyit Onbaşı, son zamanlarını fabrikada hamallık yaparak, daha sonrada ayakkabı tamiri ile geçirmiştir.

Bu ülke için canlarını seve-seve feda eden başta Atatürk ve arkadaşları ile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimizi şükran ve minnetle anıyoruz. Bu gün Japonya’da ABD’nin 1945’te bombaladığı Hiroşima ve Nagazaki’yi öğrencilerine gezdiriyorlar. Lübnan öğrencileri, hala daha ilk günkü gibi bombalanan binalarını gezip görüyorlar. Çanakkale’yi Dumlupınar’ı mutlaka görmeliyiz. Çanakkale’de Müze Hastaneyi ve Şehitliği görmeden dönmeyelim. Uçakla 20 saat olan Avustralya’dan gelen askerlerin burada ne işi var? Bir Anzak askeri yanındaki arkadaşına şunları söylemiş; “…Bizim bu topraklarda ne işimiz var? Burası Türklerin!” deyince arkadaşı cevap vermeden gözyaşı dökerek ağlamıştır.

Savaşların olmadığı, ülkelerin birbirlerini savaşlarla yıkıp yakmadığı, canların ölmediği, bir dünyada yaşamayı Allah bizlere göstersin, barış dileklerimle sağlıklı günler dilerim.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here