Bir gün sonra Ramazan bayramı… Ne yazık ki; bu bayram diğer bayramlardan daha yoksuluz. Bu yoksulluk içinde bir bayram daha idrak edeceğiz.
Eski bayramları şöyle bir hatırlayacak olursak; bayrama birkaç gün kala her aile çocuklarına bayramlık alırdı. Erkek ve kadınlar kendilerine birer takım elbise diktirirdi. Tabii çocuklar için bayramlar bir başka güzeldi. Alınan giyecek ve ayakkabılar başuçlarında olur, sabahın olmasını iple çekerlerdi.
Kendi çocukluğumdaki bayramları hatırlarım. At arabası sahipleri arabalarını bir güzel süsler, yanlarına darbuka çalan bir çocuk alarak, ücretli olarak şehir turu atılırdı. Dayım da arabasını akşamdan hazırlar, sabah mahalle çocuklarını toplamaya başlar, yanında darbuka çalan biri ile şarkılar söylenerek şehir turları yapılırdı. Ben dayımın arabasının ücretsiz müdavimlerindendim.
Mahallelerde dönme dolaplar, salıncaklar kurulur, bayramlar özellikle çocuklar için “bayram gibi bayram” olurdu. Komşular, akrabalar birbirlerine bayramlaşmaya giderler, bayram için hazırlanan kömbe ve şeker ikramı ile sohbetler edilerek kutlamalar yapılırdı. Özellikle köylerden gruplar halinde şehir merkezinde oturan akraba ziyaretleri ihmal edilmezdi. İnsanlar mutluydu, herkesin yüzü gülerdi. Şimdi gerçekten özlüyoruz o güzel bayramları. O nedenle insanlar haklı olarak “ah nerede o eski bayramlar” diyerek o günleri yâd ediyor.

Ya şimdiki bayramlar… Açlık ve yoksulluk sınırı altında sadece hayata tutunmaya çalışan halk artık bayram yapamıyor. Fırınların yakınından geçerken duymaya alıştığımız bol baharatlı kömbe kokuları artık yok. Kömbeler fırınlarda satılıyor. Kilosu 500-600 liradan başlıyor. Al alabilirsen!..
Eskisi gibi artık köylerimizden kimse gelmiyor, çok yakın akrabalar dışında… Çocuklara bayram harçlığı verilirdi. Günümüzde insanlar kendiler geçinemiyor ki onlara harçlık versin.
En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bugün bu para ile geçinebilmek mümkün mü? Ev kiraları 20 binlerden başlıyor. Elektrik, doğalgaz ve artık hayatın “olmazsa olmazı” olan internet, cep telefonları… Evi olmayıp kirada oturanlar zaten perme perişan. Kırmızı et fiyatları bin lirayı aşmış, sebzeye güç yetmiyor. Meyve dersen hak getire… Artık tadını unuttu millet. Kendilerini bırak, çocuklarına bile üst baş almakta zorlanıyorlar…

Bir zamanlar bir televizyon dizisi vardı “aşağıdakiler, yukarıdakiler…” AKP iktidarı bizi bu duruma düşürdü. İktidar partili yandaşlar ve üst düzey bürokratlar “yukarıdakileri”, halk olarak açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya çalışanlar “aşağıdakileri” oynuyoruz… Asiller yokluk ve yoksulluk girdabında boğulurken, vekiller 500 bin lira ile geçinemediğini söylüyor.
Savaş halindeki İran’da domates 16 liradan satılırken, bizde 150 lira. Taze fasulye 200-250 liradan aşağı düşmüyor. Ramazanda iftariyelik hurmanın kilosu 600-700’den başlıyor. En ucuz peynir 350-400 lira… Emekli 20 bin lira maaşla ölüme terkedilmişken Türk Hava Yolları üst düzey bürokratlarının maaşları net 637 bin liradan başlıyor, 1 milyon 800 bin liraya kadar çıkıyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin adaleti bu!..
Ülkemizdeki yoksulluğun ve sefaletin sebebi bizzat iktidarın kendisidir. Yukarıdakiler fevkalade refah içerisinde bir hayat yaşarken, emekli bayramda olsun torunlarına harçlık veremiyor. Kırmızı eti, gelir seviyesi biraz olsun düzgün olanlar alabiliyorken, ülke geneli unuttu. Bırakın kırmızı eti, tavuk etine bile güç yetmiyor. Daha birkaç yıl önceye kadar 5-6 liradan satılan zeytinyağı bugün 500-600 lira… Taşı eksen filiz verecek olan topraklarımız neredeyse tarım yapılamayacak hale geldi, getirdiler. Ormanlarımız katledilerek maden sahaları açılıyor. Zeytinliklerimiz yok ediliyor. Tarım bitti, tamamen tüketici bir toplum olduk.
Rusya ile savaşan Ukrayna’da enflasyon yüzde 8,7 iken bizde yüzde 32 dolaylarında TÜİK rakamlarına göre… Halkın enflasyonu ise yüzde yüzlerin üzerinde… Saray alabildiğine bir israf içerisinde… Tüm masrafları halk olarak bizim sırtımızda. Bunlar yetmiyor gibi beyefendi ziyarete gittiği ülke liderlerine de birer yerli ve milli (!) arabamız TOGG hediye ediyor.
Sata-sata bitiremediği milli varlıklarımızdan köprülerimiz de iktidar tarafından satılmak isteniyor. Bugüne kadar “özelleştirme” adıyla yapılan satışların halk olarak hiçbir faydasını görmedik. Üstelik Karadeniz’de doğalgaz bulduk dediler fos çıktı. Gabar’da günlük 80 bin varil petrol rezervi bulundu dediler, yalan çıktı.
Kısacası el birliği ile bu iktidarı yolcu etmeden bize rahat yok. Her şeye rağmen yine de mutlu bayramlar dilerim.




