Tarih Tekerrürden İbarettir…

0
5

Müsaadelerinizle bir Dostumun yazısını aynen aktarıyorum…

…1984’ten bu yana eylemlerinde sivil, asker, polis, kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapmayan PKK terör örgütü, bölgede tehdiş duygusu yaratmıştır. Mehmetçik, terör örgütünü sınırlarımız içinde nefes alamaz hale getirince, Suriye’de farklı isimlerle örgütlenmeye başladılar.

SDG-YPG 15 yıl önce Suriye’nin kuzey bölgesini emperyal güçlerin sayesinde Kürdistan bölgesi olarak ilan ettiler. Sonra bölgedeki iç savaştan da yararlanarak ABD’nin desteğiyle “100 bin kişilik ordumuz” var diye övündüler…

“İstediğimiz zaman Şam’ı ele geçiririz” diyen teröristler, saatler içinde Halep ve Rakka’dan atıldılar. Suriye ordusu, SDG-YPG’yi çok kısa bir sürede işgal ettiği bölgelerden temizledi. Kuyruklarını kısarak Haseki’ye, Kamışlı’ya, Kobani’ye kaçmak zorunda kaldılar…

15 yıldır Suriye’nin topraklarında devletleşme hayali kuran terörist PYD-SDG-PKK stratejisi ABD’nin yeni planı karşısında iflas etmiştir. ABD Suriye’de YPG’ye ABD’nin kontrolü altındaki petrol kuyularının işletmesini ve IŞİD ile mücadele görevini vermişti. Şimdilik bu görevi Ahmet Şara’ya verdiler. Başka bir deyimle ABD teröristleri resmen sattı… Yarın ne olacağını önce Allah, sonra Amerika bilir. Amerika/İsrail emperyalizminin çıkarları neyi gerektiriyorsa şüphesiz onu yaparlar. Merak ediyorum; yüzyıldan beri emperyalist güçler tarafından defalarca satılan, kullanılan, işleri bitince peçete gibi çöpe atılan bu zihniyet ne zaman akıllanacak. İnsafı olanlar geçmişe bir baksınlar, bugüne kadar kaç defa satıldıklarını görecekler.

Mustafa Barzani yıllar önce “Kürdistan Amerika’nın son Eyaleti olacak” ve yine aynı Barzani Amerikalı bir yetkiliye, “Kürtler Amerika’yla müttefik olmaktan memnunlar. Amerikan çıkarları Kürtlerin çıkarlarıdır…” demişti. Daha dün ozan Şivan Perwer bir videoda ağlayarak, Amerika’ya yalvarıyor; “Bizi bırakmayınız, bize yardımcı olunuz” diyordu.

Onurunuzu, gururunuzu ayaklar altına alarak, ağababalarınıza yalvararak sözde devlet kurmak istiyorsunuz. Diyelim ki hayalleriniz gerçekleşti, Kürt devletini kurdunuz. Yularınız Amerika ve İsrail’in elinde olacak, onlardan habersiz hiçbir karar alamayacaksınız, yani onların kuklası, sömürgesi olarak yaşamınızı sürdüreceksiniz. Bu mudur sizin özgürlük anlayışınız?

Yıllardır “Yok sayılıyoruz, inkâr ediliyoruz, asimilasyona ve temel haklarımızın ihlal edilmesine karşı mücadele ediyoruz” diyorsunuz. Bu bahane ile 50 bin insanın ölümüne sebep oldunuz. Ocaklar söndürdünüz, binlerce çocuğu yetim bıraktınız. Teröre harcanan 700 milyar dolar sebebiyle, ülkemizin geri kalmasına sebep oldunuz…

Hâlbuki Türkiye’de Kürt kökenli Cumhurbaşkanları, cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, generaller, valiler, bilim adamları, iş adamları ve sayamadığımız üst düzey sanatçılar var. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 350 Kürt kökenli milletvekili olduğu iddia edilmektedir. Bakanların yarısından fazlası Kürt kökenli, TBMM’nin idare amiri DEM Milletvekilidir. Daha ne istiyorsunuz?

“Kürt Sorunu” kavramını en çok kullanan DEM milletvekilleri, Nobel Kimya Ödülü alan Kürt kökenli Aziz Sancar ve daha binlerce bilim insanına baksınlar. Türkiye’de “Kürt Sorunu” olduğunu söyleyenler iyi niyetli değiller. Onlar küresel güçlerin paralı militanlarıdır. Ayrıca, PKK Kürtlerin temsilcisi de değildir…

Beni en çok şaşırtan diğer bir konu ise, Suriye’deki YPG/PKK terör örgütlerine yıllarca, binlerce tır dolusu lojistik malzeme ve askeri destek sağlayan ABD’nin Suriye’de halen 18 üs ve askeri noktada 2 bin civarında personeli bulunduğu halde, bu kadar kolay vazgeçmesi hayra alamet değildir. Bu konuda Türkiye’nin kaygılanması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü ABD kaz gelecek yerden tavuk esirgemez. Başka bir projeleri olmasaydı BOP’un bir parçası olan Suriye’yi teslim etmezdi.

“Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır…”

İbrahim KAÇIRAN-22.01.2026

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here