Takım Ruhu Nedir? (1)

0
8

Takımları oyuncular oluşturur ve ruh da onlardadır. Bunu başka türlü değerlendiremeyiz. Aslında makaleme zemin hazırlamaya çalışıyorum. Can bedende ise yaşıyorsunuz demektir, aksi halde ruhsuz bir beden mevtadır artık. Böylesine bir paragraf düşmemi istedi bazı okurlarım. Şu anda yazacaklarımı daha önce de yayınlamıştık. Bağışlayın duygusallık işte.

Ölmüş bir dostunuzu anlatırken duygusallık zirve yapar. O dostunuzun yaşam öyküsünü yazarken ya da anlatırken onunla kurduğunuz ilişkide farklılaşır ve de derinleşir. İyi tanıdığınız bir insanla ölümünden sonra yeniden tanışmak her ne kadar yaşanmışlıklardan yola çıkarız da kendi kurguladığımız bir metnin içinde onu yeniden yaratmaya çalışmak ayrılığı da güçleştiriyor. Dostunuzu yitireli yıllar olsa da, onu yazarken ya da anlatırken o süreçte seninle yaşamaya devam ediyor. Sanki hiç ölmemiş gibi. Uzun bir yolculuktan dönecekmiş gibi. İnsana öyle geliyor ölen bir dostunu anlatırken ya da yazarken…

Onu anlatmayı ya da yazmayı bitiremezsiniz, bitmesini istemez noktayı koyamazsınız. Bir paragraf için sürekli ertelersiniz nokta koymayı. Yazı bittiğinde dostunuzu tamamen yitireceğinizi düşünürsünüz. Aslında yazmak başlı başına bir sorumluluk zaten ama biyografik olanı yazmak daha ağır sorumluluklar yüklüyor insana. Başka bir hayatın sorumluluğunu hissetmek, hissederek yazmak gerçekten çok ağır bir yük!

Gerçek olandan sapmama, gerçeği mümkün olduğunca eksiksiz yansıtma çabası, yazma sürecini etkileyerek kalemin rahatça akmasını etkiliyor. Sizde derin izler bırakmış bir yakınınız söz konusu ise, anıların kuşatmasından kurtulamıyorsunuz. Duygusal gelgitler arasında bir yol çizebilmek, bir yaşamı, bir insandan geriye kalanları abartmadan ama azaltmadan aktarabilmek bazı kabullerden geçerek mümkün olabiliyor ancak. Hayatta olmayan bir dostunuz hakkında bir şeyler yazabilmek düşünüldüğü kadar kolay bir hadise değildir!

Efendim, ruh bizi terk etmişse artık geri gelmez. Biz artık mevtayız ve kısa süre sonra kara toprağa yoldaş olacağız. Başka bir ifadeyle topraktan yaratıldık, toprak olacağız. Bakınız bu sütunlarda neler aklımıza geliyor. Sık-sık sözünü ettiğimiz gibi, futbolun içinde çok şeyler bulunmakta. Duygusallık da bunun bir parçası. Bir damla gözyaşında ebemkuşağı yükselir ve dünyayı tozpembe görürüz. Şunu da söylemeden geçemem ki; Akıttığımız gözyaşları yüzümüzü kirletmemeli!

Evet, takım ruhundan söz ediyorduk değil mi? Bir takım alması gereken bir müsabakada yenik oynuyor ve umut da vermiyor. İlerleyen dakikalarda bir iki oyuncu öyle bir performans gösteriyor ki, bu önemli yaklaşım arkadaşlarına da sirayet ederek takım şahlanıyor. Taraftarların da özellikle bu dakikalardaki katkısı göz ardı edilemez.

Kaleci gollere kalesini kapatmıştır, arkadaşları hatasız ve yürekli oynamaktadır. Artık taraftarı söylemek istemiyorum. Bu güzellikler rakibi oyundan düşürmüştür. Maç kazanılmıştır, buna geri dönüş diyoruz. Müsabakadan sonra, takımı ateşleyen o bir iki oyuncudan söz edilir doğal olarak. Yine de “Takım Ruhu Canlandı” ifadesi sık-sık kullanılır. İnsanlarda değil ama takımlara arada bir geliyor olmalı.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here