Stresi Yenmek Artık Zor Değil…

0
2

Sanat Yazısı

Değerli Okurlarım, çağın hastalığı olarak adlandırılan stres, günümüzde birçok rahatsızlığın da nedeni gösteriliyor. Oysa onu yenebilmek, düşünüldüğü kadar zor değil… Stresin kişinin kendisine yüklenen aşırı baskılara veya karşılaşmakta zorlanacağı maddi ve manevi taleplere verdiği olumsuz tepki olduğunu söyleyebiliriz. Kişi için itici güç olabilecek yapıcı baskı veya zorlanma ile bu baskı aşırıya kaçtığında ortaya çıkan stres ve gerginlik birbirinden çok farklıdır.

Kötü bir kaza, ölüm, acil durumlar, afetler veya ciddi hastalıklar bu olayı yani stresi meydana getirir. Bunların yanı sıra, iş yerinde veya aile ortamından kaynaklanan gündelik hayatla ilişkili stresler de bulunur. İçinde yaşadığımız zor hayat şartlarında sakin ve dingin kalabilmek hiç de kolay değil. Herkes her gün farklı biçimlerde stres yaşıyor. O kadar çok örnek söyleyebilirim ki siz de şaşırırsınız.

Servisi ya da karşı yakaya geçebilmek için vapuru kaçırmak, öndeki aracı kazara yanlış sollamak, işin aceleyken trafiğe takılıp kalmak, suların aniden kesilmesi (özellikle banyodayken) kısa süreli de olsa stres yaratır. Hatta diyelim ki hafta sonu iki günlük tatil yapacaksınız, rahatlamanız gerekirken onu planlamak, düşünmek bile stres yaratır.

Yaşamımızda bu gelip geçici streslere gönülden razı olalım. Aslına bakarsanız, bizleri yıllarca etkisi altında tutan stresten kurtulmanın yolla­rını bulmaya çalışalım. Hayatı tehdit eden hastalıklar, evlilikte şiddetli geçimsizlik ya da boşanma, iflas, iş yerinde baskı, işsizlik gibi yıllarımızı alan streslerdir.

Bu saydığım stresler, kilide gerginlik oluşturup, var olan hastalık belirtilerine fazlaca katkıda bulunur. Kişi, kendi kendine bile hastalık yaratabilir. Bu rahatsızlıkların en önemli belirtileri baş ağrısı, uyku bozuklukları, yoğunlaşma güçlüğü, unutkanlık, sinirlilik, mide ve barsak rahatsızlıkla­rı, moralsizlik, fiziki halsizlik, yoğun kaygı vs.

Efendim, bu rahatsızlıklardan söz etmek için doktor olmak gerekmiyor. Bunla­rın hepsini değilse bile, çoğunu yaşadım ve hayat tecrübeme dayanarak sizlerle söyleşiyorum. Ezbere konuşmak yok.

Stresin en büyük acımasızlığı, kişide var olan hastalıkları hatta önemli hastalıkları alevlendirir. Kalp sorununuz bulunuyorsa, stresinizi bir an önce yenmeye çalışın, aksi halde arkanızda gözü yaşlı insanlar bırakabilirsiniz. Ülseriniz varsa, üçe dörde katlar ve dünyanız kararır. Migrenden muzdaripseniz, başınızı kaldıramazsınız.

Bitmedi! Aşırı zayıflamak ve kilo almak söz konusudur. Tiryaki iseniz, sigaraya tam bağımlı olursunuz, günde en az iki paketi götürürsünüz. İçkiden me­det umarsanız o daha kötü. Rakı sizin için bulut renkli lezzet olmaktan çıkar, sizi adım-adım öbür tarafa yaklaştırır. Yüksek tansiyonunuz varsa, yine güzel şeyler söyleyemem. İnme riskiniz çok fazladır. Yukarıda söylediğim gibi, bun­ları bilmek için doktor olmak gerekmiyor.

Stresi yenebilmek tam bir sanatkâr işidir. Stresi yenmek sanattır demeye çalışıyorum. Olmuşun, olacağın önüne geçemeyiz. Stresin sağlığımızı tüketmesine izin vermemeliyiz. İçimizi karartan mekanlardan uzaklaşıp, kendimizi spor yapmaya ve müzik dinlemeye yöneltmeliyiz. Sabırlı olup, şükretmesini bilmeliyiz. Neşeli insanlarla konuşmaya özen göstermeliyiz. Bir şeyler yazarak boş zamanlarımızı değerlendirmeliyiz. Sonunda, belki şair olursunuz. Stresi yenmek zordur ama imkânsız değildir!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Alkol Farklılığı

Değerli Okurlarım, bu yaşıma geldim ama hiçbir zaman akşamcı olmadım. Başka bir ifadeyle, akşam olsa da, rakı kadehini elime alsam diye bir heves taşımadım. Bu köşede, alkollü içeceklerin kötüsünü, birbirine olan üstünlüğünü, gündeminize getirecek değilim. Herkes ne içerse içer yanında ne yerse yer. El âlemin kişisel zevkiyle de uğraşacak halimiz yoktur.

Rakı nasıl içilir ve yanında neler olmalıdır? Rakının sert bir içki olduğunu söylememe gerek yok. Viski ve benzeri alkollü içeceklerden sonra en sert olanıdır. Ancak, bayanlar alkol derecesi düşük olduğu için şarabı tercih ediyorlar. Bunun hiç bir anlamı yoktur bence.

Çünkü rakı bardağının yarısı alkol ve yarısının da su olduğunu düşünecek olursak alkol derecesi 22’ye düşmüyor mu? Birçok içiciler yudumdan hemen sonra, bir yudum da su içiyorlar. Bu şekilde alkol derecesi 10-12’ye kadar düşmektedir.

Rakının maço bir içki olmadığını söylemeye çalışıyorum. Bu içkinin asaletine gölge düşürenler, konumuzun tamamıyla dışındadır, hemen belirtmeliyim. Rakı nasıl içilmelidir, demiştim ya… Altı beslenmiş bir mideyle rakı içilmenin tadına doyum olmaz. Bununla beraber keyif almak için içiliyorsa sözümüz yok, ama unutmak için içiliyorsa, ondan medet umulmaz, öyle düşünenlerin sonu da iyi değildir.

Rakı şarap gibi içilmez. Bir büyük yudum alınır ve damağa bastırılıp dişlerin arasından geçirilir. Ve de yutulur. Bu içki, zengin içkisidir diye düşünülse de rakı içmenin bir raconu vardır. Rakı içerken kimseye uymak zorunluluğu olmamalıdır. Kişinin iç­ki içme alışkanlığı neyse o uygulanır. Bunda bir sorun yoktur.

Boş mideyle rakı içilirse, alkol, oldukça etkili olur. Aperatif bir şeyler atıştırmakta fayda vardır. Amaç, sarhoş olmak değil, içilen rakı­dan ve çevreden keyif almaktır. İçenlerin belli bir limiti vardır, bunun dışına sık-sık çıkılmamalıdır. Kişi bir anda çok şey yitirebilir. Çünkü rakı şişede durduğu gibi durmaz. Şişedeki görüntüsü güzeldir, berraktır ama tadını kaçırdığınız da, sizinde tadınız kaçar.

Bazıları balıkla, kimileri ise, kebapla, bizim gibi garibanlar da çiğ köfteyle içmeyi severler. Zevkte renkte münakaşa olmaz. İyi bir saki ile beraberseniz, çok rahat edersiniz ve oturduğunuz gibi kalkarsanız. Ayrıca, az konuşup çok dinlemekte faydalar vardır.

Lezzet ve biraz da alkol keyfinize başkalarının ambargo koymasına izin vermeyin. O masaya mecburen oturmadınız ve keyif almak için içtiği­nizi herkes bilmeli. Her kadeh kaldırışta bir yudum, bir yudum, bir büyük yudum…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Rakı Denilen Meret

Öyle bir merettir ki o meret. O mereti yudumlamak için mutlaka bir neden vardır. Neden yaratmaya gerek yok. O kendiliğinden hemen ortaya çıkar.  Yeter ki, masaya oturmayı ya da bir çam altını, limon altını bulun. Ondan sonra hiçbir sorun yaşamazsınız. Sorun karşınızda…

Bu meret, acıyla içilir, tatlıyla içilir… Çiğköfteyle içilir. Bu işte harika bir olay! Deneyin. Kavunla içilir, peynirle içilir, ikisiyle beraber daha da iyi gider. Mutlaka denemişsinizdir.

Yemekle de gider, yemeksiz de… Sulu da içilir, susuz da zevk alınır… Sodayla da içilir, şalgam suyuyla da… Gelin görün ki anneme söz verdim ve ağzıma bile sürmedim diyen, salaklarla içilmez. Bir tek onlarla içilmez! Doğruları söylemekte fayda var.

Günün Sözü

Bulut Renkli Lezzet Şarap Değildir!

Öcal’dan İnciler

Her Rakı İçen, Hoşsohbet Olamaz!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here