Sel Felaketi

0
30

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Şu an yağmur yağıyor sabah güneş parlıyordu oysa… Eh boşa dememişler İskenderun’da bir günde dört mevsim yaşanır diye. Hatta beş, hatta altı mevsim bile ekleyebilirsiniz havanın bunca değişkenliğine. Etrafımdaki herkes hasta bu yüzden… Hepimiz hasta olmaya razıydık sel olmasaydı. Minik Eminecik sağ olabilseydi. Antalya’da sele kapıldığında ailesi ile birlikte kurtulabilseydi. Bu sabah İskenderun’da ıslak kara toprakla kucaklaştı. Ailesi dayanılmaz acılar içinde onu sadık, ıslak ama sıcak anne gibi şefkatli toprağın kollarına bıraktı, daha kendileri doyamamışken onu kucaklamağa, sarı buklelerini okşamağa. Bu durumda ne söylenir sabır dilemekten başka. İnsan aciz, insan çaresiz yalnızca sabra sığınıyor yoksa çıldırmak elden değil. Babası hak arayışında, başkalarının da canı yanmasın diye arkasındayız destekliyoruz çabasını. Allah onlara avuç, avuç sabır ihsan eylesin dilerim. Nur içinde uyusun minik Eminecik. Mekânı cennet olsun melek olsun orada.

& & & & &

CHP Milletvekili Sayın Dudu

Ve sevgili okuyucularım bu satırları yazarken sıkıntıdan çatlıyorum. Ya bizim kültürümüzde sokaktan geçerken selam vermek gibi güzel bir ananemiz vardır. Yanılmıyorsam değil mi? Kimine başınla verirsin, kimine hafif gülümsersin hiç tanımıyorsan yavaşça tanımıyorum ama günün aydın olsun babında bir bakışla olsun selam verilir benim bildiğim. Yani başınız önde gitmiyorsanız. Bunu bizim gibi insanlar için söylüyorum yani milletvekili olmayan belediye başkanı, kaymakam ya da vali olmayan insanlar için. Onlar ise ve özelikle seçilmişler belediye başkanı, milletvekili gibi şahsiyetler, tanısın tanımasın yoldan geçerken esnafa, halka selam vermek durumundalar kesinlikle.

Ve aslında halk onların selamını beklemeden kendisi yanaşır öyle sıcak insanlarız bir taraftan. Ve doğrusu CHP Milletvekili Sayın Dudu’nun bu sabahki hali ne sıradan bir insana ne de bir seçilmişe yakışmadı. Şaşkına döndüm tek kelime ile. Yetmedi esnaftan laf duymama neden oldu. Şöyle ki; Sabah saatlerinde beyaz eşya satan bir mağazadan tamda çıkıyorum sayın Dudu ile burun buruna geldik. Arkasında siyah giysili birkaç adamı ile suratı asık ağzı yine hafif açık hızla geçiyordu. Esnaf kapı önündeydi beni geçiren arkadaşımda kapı önünde. Ya adamlar öylesine sanki yol yordam bilemez bir şekilde geçip gitti!!! Bütün gözler arkalarında… Millet nerdeyse küçük dilini yuttu. İşte dedi birisi. CHP’li milletvekilleri. Bir tek onlar böyle geçer. Şimdi ne söylenir bu söze Allah aşkına. Bir defa insan olarak inciniyorsunuz, siz seçiyorsunuz ve sizden bir selam esirgeniyor. Şimdi ne bekleyebilirsiniz bu insanlardan?

Kararlarımızı yeniden gözden geçirmek zorunda algılıyorum kendimi dedi birisi. Belki işi çok diye aptalca bir savunmaya girdim kendimin de inanamadığım. Başka zaman olsa onlara yetişir neden selamsız geçiyorsunuz hayırdır diye sorardım. Bunu bir çok defa belediye başkanına ve heyetine sordum, onlarda konuşma özürlüleri idiler bir zamanlar bir türlü nasılsınız dediğimde yanıt alamazdım, hafif baş selamının dışında. Ama konuşmayı biliyorlarmış aslında ve şimdilerde bunu esirgemiyorlar. Belki Sayın Dudu bunu öğrenir zamanla. Ki benim çokta umudum yok ya.

Çünkü o seçim zamanı da kopuktu aslında halktan, sanki hep aklında başka bir şeyler vardı onu dinlerken böyle düşünürdüm. Sürekli olaylar onun dışında gelişiyordu sanki. Neyse ya içimi acıtan doğduğum günden beri CHP’li olan ben. Kendi seçtiğim vekilimi savunmak zorunda bırakıldım. Aptalcasına. Çünkü savunulacak bir tarafı yoktu ki. Çok bozuldum, çok kırıldım, çok incindim sıradan bir vatandaş olarak. Şimdi affına sığınarak sayın Dudu’ya anımsatmak istiyorum. Lütfen ne sıkıntınız, ne kadar aceleniz olursa olsun sokaktan geçerken, vazgeçtik içeri bakmayın ama kaldırımdaki insanlara olsun bir selam lütfedin sizin selamınızla kimsenin başı havalara değmeyecek ama siz bir şeyler kazanacaksınız unutmayın.

Normalde hiç selam beklemeden selamları hep ben verirdim ama şimdi seçilmişler için artık bunu yapmamaya karar verdim. Kimse çocuk değil oy isterken şahin (ki ben seçim zamanı bile esnafta görmedim ya onu, o başka) selam verirken utangaç mı oluyorlar? İşlerini biz mi öğreteceğiz ya da anımsatacağız canım. Bu kadarcık bir şeyi bilmiyorlarsa valla neden milletin vekilliğine talip olurlar anlamış değilim.

Biz biliyoruz ki, kendimizi tamamen yok edip biz olmazsak kimsenin vekili de olamayız ve bunun idraki içinde olduğumuz içindir bu işlere soyunmuyoruz kardeşim. Yazım biraz sert olmuş olabilir ama inanın sokakta olsaydınız siz bundan çok daha sertini yazardınız. Ve şimdilik sağlık ve sevgiyle kalalım diyorum her zaman hep birlikte… Yase

Günün Şiiri

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

Ahmet Hamdi TANPINAR

 

NE ÇOK İSTEĞİ VAR TATLI YÂRİN!

Ne çok isteği var tatlı yârin!

İsteksizdir elbet aşksız insan.

Sevinç duyarım suyun sâkin

Saydam buz altında kalışından.

Ve atların buza – yardım et Tanrı’m! –

O aydınlık ve kırılgan olan,

Sakla, sende kalsın mektuplarım,

Gelecek’tir bizi yargılayan.

Açık, apaçık olman için ve

Bilge görünmen için onlara,

Senin o şanslı yaşamöykünde

Hiç yer verilir mi boşluklara?

Her nimet tatlıdır bu dünyada.

Sıkı dokunmuştur ağları aşkın.

Benim adımı ders kitabında

Çocuklar okusun, farkına varsın,

Bıyık altından gülümsesinler,

Bu hazin öyküyü öğrenince…

Aşk ve huzur vermedin, bu sefer

Acı bir şöhret ver, hiç değilse.

Anna AHMATOVA

Çeviri: Ahmet NECDET

 

Günün Sözü

Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur.

Victor Hugo

İnsanlara cehaletlerini tanıtmak imkânsızdır. Zira cehaleti tanıyabilmek için de bilgi lazımdır; dolayısıyla cehaletini görebilen cahil değildir.

J.Taylor

Hiç kimse duyduğu neşenin başkasını rahatsız edebileceğin düşünmez.

 

Günün Fıkrası

Temel üşütmüştü, çok fena öksürüyordu, doktora gitti. Doktor iğne yaptıktan sonra yarın tekrar uğramasını söyledi. Temel ertesi gün tekrar gitti nispeten daha az öksürüyordu.

Doktor; “Bugün öksürüğün daha iyi” deyince, Temel başını salladı. “Tabi bütün gece antrenman yaptım da ondan” dedi.

ALDATMAK

Meyhanelerden çıkmazdı hiç. İçkisini içer, geç vakitte naralar atarak evinin yolunu tutardı. Ne çocuğuna, ne eşine, ne anasına, babasına ve ne de çevresine hayrı dokunmamıştı. ‘Ayyaş Hamdi’ böyle bir yaşamın sonunda rahmetli oldu. Cenaze namazı kılındıktan sonra imam sordu: “-Merhumu nasıl bilirsiniz?”

“-İyi insandı… Kimseye kötülüğü olmadı… Toprağı bol olsun…” ve benzer cevapları duyan Bektaşi sabredemedi ve yanındakinin kulağına fısıldadı: “-Bizi neyse de, Allah’ı da aldatmaya yelteniyorlar.”

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here