Paranın Varlığı ve de Yokluğu

0
57

Değerli okurlarım, paranın icat tarihini bilmiyorum, merak da etmedim ama her dönemde başrolü oynamıştır. Kötü insanları güzel göstermiş, sorunları da ortadan kaldırır gibi gözükse de, sonunda prestijini yitirmiş ve ayakkabı kutularını mesken tutmuştur. Allah’ın parmağı yok ki, insanın gözüne soksun. Yine de, paralı olmanın gerçeklerinden söz etmeden geçemeyiz.

“Yoksulun İtibarı Cebindeki Parası Kadardır…” Eminim bu ifade sizlere çok şeyler anlatmıştır. Yani parasız bir şey olmuyor. Maalesef tamamıyla doğru! Paran yoksa yürüyüşün de, düşünce ve duyguların da değişiktir. Kızgın, hırçın olursun, kahredersin. Sağ şeritten yürümek işine gelmez. Bir yürüyebilsen hemen köşeyi dönersin. Bir ilaç bile yazmamış olanları baştabip yapıyorlar. Karo taşlarını hiç görmemiş olsan bile, bir de bakmışsın ki, milyarlık ihale ve çuval dolusu para gelmiş. İyi ki öyle şeylere tevessül etmiyorsunuz, onların günahlarına ortak olmuyorsunuz.

Ancak, doğruları söylemek gerekirse, boyut kazanmış parasızlık da, öyle güzel bir şey değil. Huzursuzluk, endişe, güvensizlik parasız insanların düşündüğü konulardır. Evinizde bile karizmanız çizilmiş olabilir, kimseye laf anlatamazsınız, icraatınız ve ekonomik politikanız yoktur. Eşinizde cazgırın biriyse, yarınlarınız hakkında da karar veremezsiniz.

Tatile çıkmak, seyahat etmek, bu tür sosyal yaklaşımların lügatiniz de yeri yoktur. İşinizden evinize gelmek sizin için iyi bir seyahattir. Peki, zengin olmak, paralı olmak tamamıyla avantaj mıdır? Kendi adıma avantaj olduğunu söyleyemem. Sakıncaları olağanüstü fazladır da ondan durup dururken evin hanımı sizden yeni yapılmış villa ister. Çocuklar birer araba isterler. Yukarıda sözünü ettiğim ihalelerden birini aldıysanız, bunların, bu isteklerin hiç biri sorun değil. Aynı zamanda sizin de mutlu olduğunuz söylenemez.

Çünkü yardım isteyenler kuyruğa girer, durup dururken akrabalarınız üçe beşe katlar, bunlar sa sizin yaşamınızı, mutluluğunuzu ters yönde etkiler.

“Çok Söz Yalansız, Çok Para Haramsız Olmaz…” Atalarımızın içinde Kasımpaşalı var mı, yok mu bilemem ama taşı da gediğine koymuşlar hani, hepsine de rahmet olsun!

öcal sanat (29)

Şimdi sizlere önemli bir gerçekten söz etmek istiyorum. Çok zengin olmak inanın ki fazlaca önemli bir hadise değildir. Kazancınızla geçinebiliyorsanız, size muti, sağlam bir avradınız varsa bırakın zenginliği, düğün senin evinde, gir oyna, çık oyna… Daha ne istiyorsun? Bunlardan yoksun olanlar n’olur, onu da biliyorsunuz? “Ya Yazar Olurlar ya da Şair…” Anladınız mı?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Güzellik Kadının Hüneridir

Değerli okurlarım, öncelikle çirkin kadın olmayacağını hemen belirtmeliyim. Bu konuda ısrarcı olanlar, düşüncelerini hemen değiştirebilirler. Zira öyle düşünenlere “Haklısın” diyebilmek mümkün değildir. Sadece, süslenmeye önem vermeyen, bu konuya gerekli hassasiyeti göstermeyen kadınlar vardır. Hiçbir ressam mutluluğun resmini yapabilir mi, bilemiyorum ama mutluluğun resmi çekilebilir.

Örneğin, bir dostunuzun evinde emektesiniz diyelim. Masadaki yemeklerin azlığı çokluğu ya da kalitesi bir noktadan sonra hiç de önemli değildir. Burada önemli olan evin kadınının etkili olmasıdır.

Bu nasıl olur? Evin kadını bakımlı olmalıdır. Ses tonunu ayarlamalıdır. Konuklarını rahatsız edecek konulara girmemelidir. Ev halkını aşağılayıp, kendini yüceltmeye çalışmamalıdır. Güncel olaylar hakkında en az çok bilgisi olmalıdır. Kocasına değer verdiği izlenimi verebilmelidir. Bu türden güzel davranışları yapabilen ve uygularken de fark etmeden güzelliği tavan kadınlarımız vardır. Bunu beceremeyen kadınlarımız da bulunmaktadır maalesef.

Kadın, bildikçe, bilgilendikçe, konuya hâkim oldukça güzelleşiyor. Kozmetik güzellikten söz etmiyorum. Mutlaka o da önemlidir ama doğrudan kendisini ilgilendiriyor. Sık-sık kuaföre giden kadınların yaklaşımları bakımları hakkında beceriksiz oldukları, dikkat çekmek için süslendikleri izlenimini verir.

Giyimde de, kişisel bakımda da sadelik oldukça önemlidir. Kadın yaptığı her eylemi öncelikle kendisi beğenmelidir. İşte o zaman nezih kadın, kültürlü kadın olabilir ve de saygın olur.

Nerede olursak olalım, köyde yaşayan emekçi ve fedakar kadınlarımızı saygıyla anıyor ve onları şimdilik konumuz dışında bırakarak devam etmek istiyorum. Onlar tarlada veya toprakla iç içeler. Fazlaca bakımlı olmaları beklenemez. Yediğimiz ekmekte bile onların emeği var. O muhterem emekçileri göz ardı edemeyiz.

Bir dostumuza konuk olmuştuk, kaldığımız yerden devam edelim. Kadınlarımızın güzelleşmeye gösterdikleri eğilimle birlikte, her şey yapılan ve yenen yemeklerden ibaret değildir. Yemeğin nasıl sunulduğu, başlangıçtan itibaren yemeklerin sıralanması, yemeğe en uygum seçimi, kadınlarımızın yemek kültürünü ve de bilgisini gösterir. İster evinizde, ister restaurant seçimindeki tercihleriniz doğrudan sizi ifade eder. Göze hoş gelen güzelleşmeniz de artısı olur. Kadınlar öncelikle anadır, azı çok yapan eştir. Acımasız ekonomik konular karşısında ayakta duran insanlardır. Onlardan daha ne isteyebiliriz ki. Erkeklerin de onlara saygılı olmaları, göz ardı edilmeyecek konuların başında gelmelidir. Etrafımızda da böylesine, becerikli, fedakâr, bakımında kusursuz, başarılı kadınların olduğunu düşünüyor ve mutlu oluyorum. Hepsine selam olsun!

Kadınların en büyük dezavantajları dil kondisyonlarının üst düzeyde seyretmesi. Birazcık aşağı çekerseniz, konuşurken on yıl önceki konuları gündeme getirmezseniz tadından yenmezsiniz. Unutmayın ki; Kadınlar olmasaydı, Şairler de olmazdı…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Bireylerin Özgürlükleri

Demokratik yönetimlerde bireylerin hak ve özgürlükleri korunur. Böyle toplumlar daha mutlu ve üretken olurlar. Güvence içerisinde olan bireyler daha çok çalışıp daha fazla yatırım yapmak için tamamen böyledir. Aksini düşünmek zaten yanlış olur.

Bu nedenlerle, bireylerin yetiştirilmesinde ve de yaşamda gerekli olan bilgi ve becerileri kazanmalarında eğitimin büyük rolü vardır. Okul sırasında olduğu gibi okul öncesinde ve sonrasında eğitim devam ettirilmelidir. Bireyler ancak bu şekilde değişen yaşam koşullarına ayak uydurabilir, çağdaş dünyaya uyum sağlayabilirler.

Bunlarla beraber, yani bireylerin hak ve özgürlükleriyle beraber, iş ahlakını göz ardı etmemek şarttır. Çünkü zayıf ahlaklı toplumlarda olumlu şeylerden söz etmek mümkün değildir.

Günün Sözü

Engelli Olmak Yüz Karası Değildir.

Öcal’dan İnciler

Günümüzde Herkes Birer Engellidir.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here