Kar Yağmaya Devam Ediyor…

0
30

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Gökyüzü nasıl aydınlık sanki yazın en güneşli günlerinden birindeyiz. Sabah panjurları açtığımda keskin bir ışık gözlerimi kamaştırdı. Bir baktım ki her taraf bembeyaz kesilmiş. Bütün gece yağmaya devam etmiş kar. Hatta gece fırtına vardı. Berke tedirgin, tedirgin bekliyordu. Okular tatil edilir diye ama bir türlü tatil müjdesi çıkmıyordu öğrencilerin twitleri sağdan soldan gidiyordu vali beye. Ama ne yazık ki müjde yoktu. Saat 24 gibi beklemekten bıkan Berkeciğim “hadi ben yatıyorum artık” dedi “yarına sınavım var erken uyanacağım geç bile kaldım” somurtarak yatağa gitti.

Abisi gecenin geç saatlerine dek ders çalışıyordu saat 01 gibi tatil müjdesi çıktı. Hemen tilki uykusuna yatan kardeşine iletti haberi oda “nihayet” deyip derin bir uykunun kucağına bıraktı kendini. Şimdi odasında harıl, harıl çalışıyor. Çocuk olmak böyle bir şey işte… Hiç yorum yapmaya gerek yok. Okulu en çok sevenler bile sabahın karanlığında kalkıp sımsıcak yatağından bir sürü otobüs değiştirerek okula gitmekten bazen yüksünebiliyorlar. Haklı olarak, hepimizde böyleydik ya.

Kuşları beslemek gerekiyor bu havada kuşkusuz. Akşamdan pencere kenarına kondu ekmekler. Mutfak ve salonun penceresinden eksik etmiyoruz. Kedi ve köpeklerin izi bile yok bizim buralarda.

Ve sevgili okuyucularım kar tipi halinde yağmaya devem ediyor. Ben deniz ise 39 ateşle kıvranıyorum. Dün yazımı hazırlarken kardeşim uyarmıştı sabahtan beri aynı köşede aynı pozisyonda yazıyorsun hasta olacaksın diye zaten ne zaman yazıya otursam herkesi bir sıkıntı kaplar evde ya, öyle bir şey sandım yine ve burun kıvırdım. Ancak zaten hırıl hırıldım bütün nefes tekniklerine rağmen ve gerçekten uzun zaman öylece hareketsiz kaldığımdan üşüdüğümün ayrımına bile varmamıştım. Yazımı gönderdikten sonra bir ürperti sardı bedenimi bir üşüme geldi ısınamıyorum, neyse tavuk suyuna çorba hazırdı. Ama ateşimin yükselmesini engelleyemedi. Buna rağmen bir tek ilaç almadım. Önce ayaklarımı sıcak suya koydum ısınmalarını sağladım bu ateşimin biraz daha yükselmesine neden oldu ama kendimi daha iyi algılıyordum hem üşüme hem ateş hiç hoş değil çünkü. İyice ısınınca banyoya gittim ılık bir duş aldım ve suyu yanımdan eksik etmedim.

Su içmek istemiyordu canım hiç ancak ateşliyseniz su içmek zorundasınız çünkü susuzluğa bağlı olarak gelişen bazı hoş olmayan durumlar çok büyük sıkıntılara neden olabiliyor. Sıkıntılı olsa bile yinede birkaç bardak su içebildim zamana yayarak ve sonunda ufaktan, ufaktan ter başladı ve Berke tatil müjdesini beklerken bende nihayet kendime geldim. Kendi gayretimle düştü ateşim. Ancak şimdi yine saatlerdir bilgisayar başındayım ve ateşim beni tehdit etmeye devam ediyor. Ve sevgili okuyucularım iki gündür kar ve sağlıkla meşgul olduk kış yazıları bunlar valla ama sanmayın ki yalnız kış ve sağlıkla işimiz hayatın tam orasındayız aslında. Ve şimdi güzel bir öyküye ne dersiniz. Sağlık, sevgi, birlik ve berberlik içinde hep birlikte kalalım sevgili okuyucularım. Yase

& & & & &

Bir Bardak Sütün Hatırı

Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün hiçbir şey satamamıştı, karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.Yiyecek bir şeyler yerine : Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim? diyebildi yalnızca. Genç bayan çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk sütü yavaş-yavaş içine sindirerek içtikten sonra Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar? diye sordu genç bayana.

Genç Bayan: “Borcunuz yok” diyerek yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti: “Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklememizi öğretti bize” dedi. Çocuk: O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size” dedi.

Howart Kelly evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.

Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca hastalığıyla ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük bir kente gönderdiler. Dr. Kelly konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı.

Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koyup hasta bayanın odasına gönderdi. Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline.Açmaya korkuyordu.Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu.Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kağıtta şunlar yazılıydı: Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.

& & & & &

Farklı Yaklaşımlar, Farklı Sonuçlar

Dr. Ruskin, Amerikan Tıp Birliği dergisinde yayınlanan aşağıdaki yazısında, gülünç bir yanlış anlamanın kişide nasıl tümüyle farklı bir yaklaşım duygusu oluşturabileceğini anlatmaktadır.

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı okudu: Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.

Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba harcıyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde…

Yürümüyor. Uykusu sürekli düzensiz… Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir neden yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana dek de feryat figan bağırıyor.

Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle birinin bakımına üstlenmek isteyip istemediklerini sordu. Öğrenciler bunu yapamayacaklarının söylediler. Ruskin, kendisinin bunun büyük bir zevkle yaptığını ve onlarında yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırdılar. Daha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başladı. Fotoğraftaki, doktorun altı aylık kızıydı.

 

Günün Şiiri

FLORA

Şimdi iki milyarlar zincirlemek için beni

Benden bir çoban köpeği yapmak niçin kendilerine

Fakat  iyilik, şefkat ve nicelik duyguları

Göç ettiler onların dünyasından Güney’e.

Artık ışık içinde göremiyorum bu dünyayı

Göremiyorum , deney tüpüne bakan bir doktor rahatlığıyla

Diz çöküyorum, haykırıyorum yenilgimi

Sevgilim, bir an önce gelmezsen yardımıma

Köylü nasıl toprağa muhtaçsa

Yağmura, güneşe nasıl muhtaçsa, muhtacım sana

Bitki nasıl ışığa muhtaçsa

Ve klorofile, fışkırmak için topraktan,

Muhtacım sana, çalışan kalabalık

Nasıl işe, ekmeğe, özgürlüğe muhtaçsa

Ve nasıl avuntuya muhtaçlarsa kuşatıldıklarında

Çünkü gelecek doğmadı daha acılarından.

Bir köye nasıl okul, elektrik

Su, taştan evler gerekliyse

Çocuk nasıl gereksenirse oyuncaklara

Isıtan bir sevgiye;

İşçi için bilincin

Ve gözüpekliğin anlamı neyse

Yoksul için onurun;

Ve bulanık çocuklarına bu toplumun

Bir hayat çizgisi nasıl gerekliyse

Ve nasıl gerekliyse hepimize

Akıl, uyanıklık, yol gösteren bir ışık

Flora! Yüreğimde yerin işte öyle.

Attila JÒZSEF

Çeviren: Ataol BEHRAMOĞLU

 

Bilge İle Köpek

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğim şu oldu, der. Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.

Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için… Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.

Günün Sözü

Çok dinlememiz, az konuşmamız için iki kulağımız ve bir dilimiz vardır.

DIYOJEN

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here