Futbolun Varlığıyla Yaşamak (5)

0
33

Değerli okurlarım, makaleye başlarken arada bir “basketbolu da konuşuruz” demiştim hatırlayacaksınız. Elbette basketboldan da söz edeceğiz. Eski yılın sonlarında Kadın Basketbol 1. Ligi hazırlık turnuvası, Antakya Belediyesinin girişimleri sonucunda İskenderun Kapalı Spor Salonunda gerçekleşti. Sekiz takımın kozlarını paylaştığı bu turnuvada sponsor Antakya Belediyesi idi ama müsabakaların şehrimiz kapalı spor salonunda yapılması bizleri gururlandırdı.

Futbolun varlığıyla yaşamak gerçekten güzel bir hadise. Zaten millet olarak aşırı tutkunluk zaafımız mevcut. Bu tutkunun bir türlü ayarlanmasını beceremedik. Bunu sevmekte sevmemekte bana göre çok sakıncalı. Tabi ki bu sevginin aşırısından söz ediyorum. Aşırı uçlara yaklaşmakta iyi değildir. Nefrette de bu böyledir, onunla tanışmayın bile! Duygular sıfırlanır, sevdanız gülün dikenleri gibi olur, değdiği yerden kan çıkar, fışkırır. Sevgide de bir ortaya yol bulunsa ne kadar iyi olur bilemezsiniz ama bu mümkün değildir. Sevgi ya vardır ya da yoktur, sonuna kadar öyle, öyle seversiniz. Sevmek en güzel duygudur.

Recep Tekin isimli Kasımpaşalı bir dostum vardı. Çok ilginç birisiydi. Kendisi içki sigara kullanmıyor. Badem bıyıklıdır. Namaz kıl, ondan sonra ne yaparsan yap, onlarda bu zihniyet hâkimdir. Bunun nesi doğrudur bir türlü çıkaramadım. El âlemin namazını bıyığını bir tarafa bırakalım konumuza dönelim.

Futbol oyununu seyredenler temaşa zevkini tatmin ederler. Bunun kinle, düşmanlıkla uzaktan yakından alakası olamaz. Zaten sporsever amatördür, takımı galip gelince her taraf tozpembe olur ama yenilgilere tahammülleri yoktur. Evlerimizde bile maç izlerken (erkeklerden söz ediyorum) ufak tefek sürtüşmeler olmuyor mu? O sürtüşmelerden kadınlarımız nasiplerini almazlar. Futbol maçlarını sevmezler. Ancak, TV yapımcıları onlara öyle kıyak yapıyorlar ki, onların hepsine teşekkür etmek geliyor içimden. Önemli futbol maçlarının olduğu gün iki yerli diziyi koyuyor ve kadınları ekran başına çekiyor. Bu duygu sömürüsü dizilerde bazen gözyaşı, bazen kahkaha ile sınırlandırıp TV’ler arası reyting savaşını da kazanırlar.

Şimdilerde, her ilimizin stadı olduğundan ve her evde de birkaç TV olduğundan bazı önemli günlerde (maç ve dizler) ev halkı saatlerce birbirini görmüyor bile. Hangi konu olursa olsun, daima büyük düşünmek gereklidir. Büyük düşünenlerde liderlerdir. Çömezler büyük düşünemezler. Bir futbol takımının farklı konumlarda, karakterlere sahip oyunculardan oluşması büyük bir şans ve hatta olmazsa olmazlardan…

Söylediğim konularda iki ayağını iyi kullananlar daima ağır basmışlardır. Onlar kıymetli futbolculardır. Yine de içkiyi evimizde içmekte yarar var. Sonra durup dururken insana “Ayyaş” derler. Bunlara göre herkes ayyaş. Resmikabuller de bir kadeh şarap içen Obama da ayyaş. Yalnız Hitler ayyaş değil. Sigarada içki de kullanmıyordu ama oy uğruna kömür dağıtıyordu. Bunlara daha sonra ayrıntılı biçimde gireceğim!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here