Futbol ve Siyaset (5)

0
4

Değerli okurlarım, yıllardan beri yaşadığımız krizlerin bir manipülasyon olduğunu söyleyerek kendimizi aldatmak kolay. Fakat hiç de öyle değil. Uçağı, gemiciği bıraktık, tank palette gündemden düşmek üzere. Şimdi de gündem değiştirmek için.

Şimdi de, kanal hikâyesi atıldı ortaya. Bu önemli hadise bir kişinin kararıyla olmaz ki. Sorulacak, bilgi alınacak kurumlar bulunmaktadır. Yağdanlıkların hepsi de olumlu bakıyor bu önemli konuya. Öncelikle bu işin millete ve ülkeye zararlı yönlerini düşünmeliyiz. Bir kişi her şeyi biliyor. Yemezler!

Bizim anlatmak istediğimiz, tamamen insanlardan oluşan bir malzemeyi, ayrı dünya ve yaşam biçimleriyle, tamamen değişik kültür ve dinlerden gelen insanların oluşturduğu bir topluluğu sevk ve idare edenleri bir araya katıp, milyonlarca insanın umutlarını ve de yaşam biçimlerini bağladığı bir kitleyi idare etme, onlara idarecilik etme meselesidir.

Yazarken bile zorlandığımız, yani karmaşık olan bir kompleksi uygularken bundan zevk alabilmek ve bunu idame ettirebilmek, gözüktüğü gibi kolay bir hadise olmasa gerek.

Efendim, spor dostluk ve kardeşliktir diyoruz ve bu klişe sözü sık-sık duyuyor ve bizler de yazıyoruz. Çok ilginçtir ki, bir örneğine bile rastlamadık. Ayaklarıyla şöhret olup hayatı öğrenen para ve itibar kazananlar anlayamadığım nedenle, kafalarıyla değil de tekmeleriyle düşünüyorlar. Öfkelerine yenik düşen futbolcu, teknik direktörlerin kamuyu gündeme getirmelerine üzülerek ve çaresizce seyirci kalıyoruz.

Savaşa gider gibi maça gitme alışkanlığı her geçen gün yaygınlaşıyor ve olgunlaşıyor da. Üstelik bu vahim durum, ceza ve güvenlik tedbirleriyle düzeleceğe de benzemiyor.

Batı’dan gelen ve herkesin benimsediği spor, kurallarına göre icra edilse ve onlar gibi izlense, gerçekten büyük mutluluk. Açıkçası onlar gibi olamıyoruz. Açıklayacağım.

Spor, özellikle futbol, bizde iç savaşa bir bahane, bir gerekçe gibi. Biz de savaş için her şey mevcut. Dilimiz uzun da ondan. O sivri dili bir türlü tutamıyoruz. Kimse ile dost olamadık, çevremi en azından bizi sevmeyenlerle dolu. Yüzlerce kilometrelik sınır komşumuz Suriye’ye bile politika uygulayamadık. Yarınlar iyi sinyaller vermiyor. Topla tüfekle her şey hallolmaz. Savaşta kazanan yoktur.

Avrupalı tel örgüsüz maçları izliyor. Sorun da yaşamıyorlar, orun da yaratmıyorlar. Avrupa’dan gelen bir arkadaşıma sormuştum bu tel örgüsü konusunu. Aldığım yanıt bile ürküttü beni. “Stada girmenin çok ağır yaptırımları vardır. Özellikle hayatta olduğu sürece statlara girip maç izleyemez…”

Biz de öyle mi? Bir taraftar sahaya giriyor, tribünleri selamlıyor, futbolcularla tokalaşıyor ve kameralara poz verdikten sonra tutulup saha dışı ediliyor. Kulüp yöneticileri araya girerek o taraftarı evine gönderiyor. Holiganlar mı diyeceksiniz. Onlara öylesine ağır cezalar veriliyor ki, içerden çıktıklarında saçları ağarmış oluyor.

Spora siyaset karışırsa bu olur. Bundan iyisi de olmaz, beklemeyelim de.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here