Bilgisayarım Öldü

0
61

Günaydın sevgili okuyucularım. Nasılsınız bu sabah. Bilgisayarım bu kez tamamen öldü sanırım, yastayım. Bu aralar netten seçip, toparladığım hikâyeleri sizlerle paylaşacağım. Umarım bilgisayarım için yine de bir umut vardır. Sağlık ve sevgiyle kalın sevgili okuyucularım. Yase

& & & & &

Karagöz İle Hacivat: İdam Fermanı

Karagöz ve Hacivat gölge oyununun nasıl ortaya çıktığını anlatan hoş bir hikaye buldum nette dolaşırken. Umarım beğenirsiniz…

Günlerden bir gün, Karagöz, Bursa sokaklarında turşu satarken, yanına bir adam yaklaşır. “Ben beni arıyorum ama bulamıyorum. Sen beni buldun mu?” diye sorar. Adamın ne dediğini anlamayan Karagöz sadece “hı ” der. Bunun üzerine adam tekrar sorar: “Ben kendimi arıyorum ama yokum. Yoksam yokum ve ben yoktan çıkıp, kendimi bulup kendimle kucaklaşmak istiyorum.”

Karagöz: “Bre adam, kendinle nasıl kucaklaşacaksın ki? İnsan ancak bir başkasıyla kucaklaşabilir.”

Adam: “İnsanlar çift yaratılmıştır derler. Böyle bir şey doğruysa eğer, işte ben bu çiftimi, benzerimi arıyorum. Tıpkısının aynısı ben bu adamı sen tanıyor musun? Görmüşlüğün var mı?”

Karagöz: “Görmüşlüğüm var. Onunla konuştum bile.”

Adam: “Gördün mü? Konuştun mu? Nerde gördün, konuştun, çabuk söyle?”

Karagöz: “Az önce görmeye, konuşmaya başladım. Şimdi de onu görüyorum, konuşuyorum. O sensin ya.”

Karagöz ile konuşan, onu ara sokaklara çeken, Hacivat’tır. Ulucami’nin yapım işinde çalışan Karagöz ile Hacivat sık sık tartışarak caminin yapımını geciktirince, padişah Orhan Gazi bunun nedenini mimardan öğrenir ve Karagöz ile Hacivat hakkında idam fermanı çıkarır. Ertesi gün tebdil kıyafet camiye gelen Orhan Gazi, Karagöz ile Hacivat’ın tartışmalarını izler ve gülümsemekten kendini alamaz. Saraya dönünce, verdiği ölüm kararı için pişman olur. Padişah, fedailerinden birini, Hacivat’a gönderir. Fedai, Hacivat’a, tanınmaması için ne lazımsa yapıp, Karagöz’ü de yanına alıp, Bursa’dan gitmelerini ve kurtulmalarını söyler.

Hacivat evine gider ve sakallarını keser, sadece bıyıkları kalır. Yıllardır giymediği elbiselerini giyer, Karagöz’ü arar. Hacivat’ın Karagöz’ün yanına gidince sesini değiştirerek konuşmasının sebebi; Karagöz’ün şaşırmasını sağlayarak daha ne olduğunu anlamadan, onu Bursa’dan uzaklaştırmaktır. Hacivat olanları Karagöz’e küt diye anlatsa, padişahın idam fermanına karşı gelmek istemeyecek Karagöz, kendini cellâdın önüne atacaktır.

Hacivat Karagöz’ü Bursa dışına çıkarınca normal sesiyle konuşmaya başlar, Hacivat olduğunu söyler ve olanları anlatır.

Karagöz Hacivat’ı yıllardır sakallı gördüğü için, sakalsız haline güler ve Hacivat’la alay eder. Hacivat’ın tanınmamak için sen de sakalını kesmelisin demesi üzerine Karagöz: “Sen ne diyorsun Hacivat? Ben hayatta sakalımı kesmem.” der.

Bunun üzerine Hacivat: “Sakalını kesmezsin ama tanınır da yakalanırsan ne olacak? İnsanın hayattaki en önemli amacı, hayatını devam ettirebilmesi olmalı. Geride kalacak karını, çocuğunu düşün. Onlar sensiz ne yapar, ne yer, ne içerler?” der.

“O da doğru ya.”

“Gel bakalım, şu dere boyunda tıraşını ol. Erkek adama bıyık da yakışır.”

Tıraştan sonra Hacivat, Karagöz ile birlikte, yakındaki bir çiftlikten iki at satın alırlar ve atlarına binip hep batıya doğru yol alarak, Balıkesir taraflarına giderler. Birkaç yer dolaştıktan sonra, bir köyde iş bularak, tarlada ırgat olarak çalışmaya başlarlar.

İki ay içinde çalışkanlıkları ve doğrulukları sayesinde köydekilerle sağlam dostluklar kuran Karagöz ile Hacivat, bu arada kendilerine birer ev yaparlar. Köylülerin yardımıyla ailelerini buraya getirtirler ve uzun yıllar boyunca sakin bir hayat yaşarlar.

Bu arada Karagöz ile Hacivat’ın idam edildikleri söylentisinin çıkması üzerine arkadaşları Şeyh Küşteri çok üzülür ve perde gerisinde Karagöz ile Hacivat oyunu oynatmaya başlar. Oyun, Bursa halkı tarafından çok beğenilir ve zamanla tüm Anadolu’ya yayılır. O köyde ve civar köy ve kasabalarda pek çok defa kimliklerini belli etmeden oyunları seyreden iki dost çok önemli bir ayrıntı hariç, oyunları beğenirler.

Karagöz’ün hemen her oyunda Hacivat’a vurup, O’nu dövmesi…

Bu durumun açıklamasını Karagöz şöyle yapar: “Ben Hacivat’a neden vurayım? O tam bir beyefendi. Bana her zaman yardımcı oldu. İşsiz, parasız kaldığım durumlarda bana iş buldu. Bu durum beni üzüyor.”

Hacivat ise: “Yok efendim, yok. Dayak, vurma falan yok. Bu oyunu oynatanlar, ilgiyi en üst düzeyde tutabilmek için, Karagöz’e beni dövdürtüyorlar. Gerçekte, Karagöz bana bir fiske dahi vurmamıştır. Oyun oynanırken, Karagöz bana vurduğunda seyredenler gülmeseler, zamanla bu kötü hareketin oyun harici kalacağına inanıyorum.”

Günün Şiiri

Ne Zaman Nerdeyiz

şimdi burdaysak bir yanımızla

bir yanımız savrulur dünyanın bütün ırmaklarıyla

ilk hecesinde ışırız yaşanacak günlerin

taptaze sesin içinde

trenler yeryüzüne rüzgâr götürür

düşlerimizden.

bursa cezaevinden uludağ’a bakarız ay vakti

konya’dan beyşehir’e pancar taşıyan ağır kamyonlarla

gül tadında bir sabahın güzelliğine dökülürüz

fırat’ın güneşli buğdaylara yüz süren suyuyla

akarız güneye

gözlerimiz kapatılır üstüne çizgi çizilir adımızın

yelken oluruz bütün ömürlere

kırılan gençliğimizle.

kar altında yürürüz sevgilimizle/gelecek kilim olur

çiçeğe su veririz şebboydan begonyaya bir koku uzanır

puşkin’in her dizesinde soluk alırız insanlık adına

vivaldi’nin notalarına yerleşir yüreğimiz kar sevinciyle.

ak yazılarla yolculuğa çıkar içimizdeki çocuk

paris komününde isyanın ateşçisi oluruz

sinop cezaevinde sürgün bir gazeteci

karacaoğlan’ın sazının tellerinde

pir sultanın ak gömleğinde

tonguç’un demiri döven büyük ellerinde

turaçların güzelliği nakışlayan uçuşunda.

che ile bolivya’da insanlığın düşünde ölümsüz

fotoğraf

bir bozlağın yakıcı kederinde hasrete

dönüşürüz

fesleğenlerin yemyeşil kokusunda/

gecede tüten gecesefalarında

kuğuların boynunda ışırız/atların yelesinde

masalların yılları nakışlayan ölümsüz

tarihinde

çocukluğumuza uzanırız çayırların boy attığı

mevsimde

kanayan yaramıza koyarız/alkıma dönüşen

özgürlüğü.

Ahmet ÖZER

 

Günün Sözü

Mağlubiyete uğrayınca ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar.

Germain Martin

Başarısızlıklar, kuvvetlilere daha da kuvvet verir.

Saint-Exupery
İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.

Andre Gide

Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefelerini bastırmayan insan pek enderdir.

Byron Langenfeld

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here