Postmodernliğin Eleştirisi!

0
77

Amerikalı sosyolog Morgan, “Eski Toplum” adlı eserinde, insanlığın toplumsal tarihini doğal kaynaklar üzerinde emek ve üretimle ilişkilendirir ve; “vahşet, barbarlık, uygarlık” üst başlıkları halinde sınıflandırarak, “aşağı, orta, yukarı” alt başlıkları altında inceler..

Engels, “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” adlı kitabının önsözünde, Morgan’ın, ‘toplumsal tarihin emek ve üretimle ilişkisini’ Marks’tan kırk yıl sonra ‘yeniden keşfettiğini’ söyler ve fakat hakkını da teslim eder: “İnsanlığın tarih öncesi dönemini, bilinçli bir şekilde belirli bir düzene koyma işine ilk girişen Morgan olmuştur.”

Marksist sosyologlar, “Sonunda, tarihte belirleyici etken gerçek yaşamın üretimi ve yeniden üretimidir” tezinden hareketle ekonomi temelinde geleceği de öngören bir kapsamda anlatırlar insanlığın toplumsal tarihini.. Mesela, ilk evreden söz ederken ekonominin temeline toplayıcı üretim ilişkisini koyarlar.. Ve görece barış ve paylaşım içerdiğini düşündükleri “ilkel komünal” (ortaklık) toplumlarının zamanla avlayıcı ve toplayıcı üretim ilişkili bir ekonomiye geçtiğini, devamında ekici ve besici üretim ilişkili yerleşik tarım toplumlarına dönüştüğünü ve uygarlık evriminin sanayi  devrimiyle modern, gelişmiş kapitalist toplumlarda sürdüğünü belirtirler.. Sonra? Sonrasında; birinci emperyalist paylaşım savaşı öncesinde, Rosa Lüksenburg’un; “Ya sosyalizm ya barbarlık” öngörüsünü doğrularcasına uygar toplumlar barbarlığı yeğlemiş, yalnız barbarlığı değil, “Nazi kampları” ve “Hiroşima, Nagazaki’de” vahşeti de yaşamıştı..

Sürecin devamında modern toplumlar, üretilmiş ne kadar değer varsa tümünü çılgınca  tüketmeye başlamış, bireyci tüketim hastalığından, “insan insanın dostudur” temelli, sevgi, barış, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma gibi yüce değerler de nasibini almıştı.. Kaldı ki değerler tüketimi hastalığı, kapitalist ilişkilerin temelinde vardı.. Örneğin, sanayi devrimini ilk yaşayan toplum İngilizler, modern üretim ilişkilerini 4 M formülüyle özetlerken, önem sırasını başlangıçta Man (işçi veya insan),  Money (para),  Materyal (madde) ve  Makine olan dört işlemle yapmalarına karşın, üretimi etkileyen bu dört temel unsurdan ilki ve özne olan “man’ı” (insani değerleri) sömürü mantalitesi çerçevesinde nesneleştirilerek marjinal hale getirmişti.. Sömürüye dayalı toplumsal düzen, “money, materyal ve makineyle” mengeneye aldığı modern ‘man’ın postunu çıkartmıştı.. Modern toplum sosyologlarının ellerinde sömürülmüş insanların yalnız postu kalınca, dillerinde modernliğe tepki anlamında insani değerler yeniden yeşermeye başlamıştı.. Ve fakat kapitalizmin sürdürülebilirliği bağlamında postu çıkan modernliği de “postmodernizm” postunda yeniden üreterek tüketime sunmuşlardı..

Mesela, büyük anlatılardan kopyalanan değerler kolaj tekniğiyle modern insanların postuna iliştirilmeye başlanmış, bireyler de ‘montaj paket’ değerlerin sahteliğinden habersiz, her türden bütünsel orijinal değere alaysı bakar olmuştu.. Gerçek değerlerle alay eden postmodernizmin alayının sahteliği; “insani değerleri avlayarak, emeğin ürünlerini toplamak!” şeklinde tezahür eden modalarda açığa çıkmıştı.. Postmodern sosyologlardan Fukuyama, “Tarihin Sonu” adlı kitabında, “Sanayi Devrimi sonrasında kapitalist toplumlara dönüşen ve değerler tüketimi sonrasında dönüşebileceği başka bir toplumsal düzen de kalmayan modern toplumların çürümeyle tarihin sonuna geldiğini” ilan etmişti..

Sorulabilir: “Yeni Dünya Düzeni” postunda süregelen post kavgasının nedeni yoksa bu mu? Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında bu kavgayı uygarlık postuyla gizlemeye çalışsa da sormaya devam edilebilir: Modernliğin postunda (postmodernlik de denilebilir) ‘kapitalizmi’ saklayan uygar (!) toplumlar, modernleşmek isteyen toplumları ‘money ve makineleriyle mengeneye almaya, mengenedeki toplumların ‘materyallerini’ sömürme rekabetiyle posta koymaya devam etmiyor mu? Vahşi olarak damgaladıkları eğitim, bilim, teknoloji açısından yoksul yer altı yer üstü kaynakları açısından zengin toplumlarda, insan avcılığına çıkarak yamyamlık yapmıyorlar mı?

Hani insan insanın dostuydu? Hani sevgi, barış, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma insanlığımızın evrensel değerleriydi? Postmodernlik; medeniyetle maskeli sömürücü barbar sistemin “insan insanın kurdudur” temeline dayanan emperyalist düşüncelerini modern bir post içinde saklama çabaları değilse nedir?

Ne diyordu emperyalist paylaşım savaşlarının birincisinin yaşandığı yıllarda Akif şairimiz? “Medeniyet dediğiniz maskara mahluku görün, Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!”

Selam ve saygılar…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here